Serdar GÜNDOĞDU Hasan Sabbah ve Alamut
Tarih : 2014-09-29
Tüm Yazılar

Serdar GÜNDOĞDU



Bismillah...

Bu yazımızda Hasan Sabbah döneminde İsmailîlik hareketinin ana merkezi, sultanların gözdesi olan, içinde yaşayanlara güven veren ve ulaşılmaz olmasıyla dillere destan olan Alamût kalesini ele almaya çalışacağız.

Hasan Sabbah’ın yaşamı kadar Alamût’a yerleşmesi de dikkat çekici bir şekilde gerçekleşmiştir. 

Fakat bu olayı anlatmadan önce Alamût ile ilgili zihinlerdeki soruları cevaplamak ve yine yanlış bilinen bazı bilgilerin düzeltmesini yapmakta yarar var.

Alamût, İran’da bulunan Kazvin şehrinin (Tahran’ın 198 km. kuzeyinde) kuzeydoğusunda Deylem sınırında, Tâlekan nehri yanında bulunan ve yüksekliği 2.000 metreyi bulan kayalıklar üzerinde bulunmaktadır. Bu kayalıklar Elburz dağlarının en yüksek bölgesini oluşturmakla 

beraber bu kaleye Alamût ırmağından uzunluğu 54 km. eni en geniş yerinde 5,4 km. olan dik bir boğazdan girilmektedir. Kale etrafında yaşayan halka ise “ Zalkan” denilmektedir. 

Alamût kalesi, ismini Deylem dilinde Kartal derisi, Kartal eğitimi ya da Kartal yuvası anlamına gelen “ Aluh, Amût” kelimelerinde meydana gelir. 

Alamût kalesi 760 yılında hakkında bilgi sahibi olmadığımız Vehsudan b. Merzubanda 

tarafından kurulmuştur. Kale asıl ününe Hasan Sabbah ile beraber kavuşmuştur. Hasan 

Sabbah’ın buraya yerleşmesi de kalenin şöhreti kadar dillerde dolaşmıştır.

Alamûıt kalesi, Hasan Sabbah’tan önce Alevi-î Mehdi adında birine aitti. Fakat İsmailîlerin hedef bölgesinde bulunmasından dolayı daîler buraya da sızmışlardı. Mehdi, gizli halde yaşayan bu daîlerden kurtulmak için kendisininde İsmaili olduğunu duyurmuş ve bu sırada rahatça ortaya çıkan İsmailîleri toplayarak kaleden dışarı atmıştır. Hasan Sabbah bölgeye gelince kale halkı ve askerlerden kendisine taraftar toplamış ve onlar sayesinde gizlice kaleye girerek “Dehhûda” adıyla bir süre orda yaşamıştır. Mehdi, Hasan Sabbah’ın kimliğini öğrendiğinde çaresiz antlaşma yoluna gitmiştir. Hasan Sabbah, Mehdi’den kalede üstünde oturacağı inek derisi büyüklükte toprak parçası satmasını ister. Bir inek derisini ince ince sırım çekerek tüm kaleyi kaplayacak duruma getirdikten sonra Mehdi’den kaleyi kendisine satmasını ister. Çaresiz kalan Mehdi 3.000 dinar karşılığında kaleyi satar.

Hasan Sabbah, Alamût kalesine yerleştikten sonra kaleyi zapt edilmesi güç bir mekân haline getirmek için çalışmalara başlamıştır. İlk olarak yer altı sularında kalenin su ihtiyacını karşılamak için su kuyusu yaptırmıştır. Kalenin etrafını meyve fidanlığı yapmış ve böylece hem meyve ihtiyacını karşılamış hem de saldırılara karşı kalenin direncini arttırmıştır. Alamût kalesini zihnimizde canlandırmak için bize en iyi bilgiyi Moğol tarihçisi olan ve Moğol İmparatoru Hülagu ile birlikte kaleye giren Cuveynî kaleyi şöyle tasvir eder: “ O kale (Alamût) çok sağlam bir şekilde inşa edilmiştir. Demir bile bu duvara işlemez, oradaki küçük bir taş parçasını yerinden oynatamazdı. Taşların ve kayaların içinde çeşitli uzunlukta ve genişlikte taş ve kireç kullanarak büyük hacimli su depoları yapmışlardı. 

“Kayadan evler yonttuğumuz...” ayetinin dediğini yerine getirmişlerdi. Bunun dışında şarap, sirke, bal ve çeşitli sıvı ve katı yiyecekler için ambar ve mahzenler inşa etmişler. “Sana 

bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları onun buyruğuna verdi.” Tarifine uymuşlardı. Bu binaları etraflı olarak Kısas-ı Mubin’de anlatmış olan insan eliyle yapılmış görkemli binalara benzetebiliriz. O kale yağma edilip yiyecekler çıkartılırken yağmacının biri bal deposunu su havuzu sanmış ve yunus balığı gibi oraya dalıvermişti. Bahru ırmağından kalenin dibine kadar bir suyolu açmışlar ve kalenin yarısını dolaşan o su kanalının önünü taşla kesmişlerdi. 

Kalenin biraz aşağısında dizini andıran taştan havuzlar vardır. Kaleden inen suyu depolamak için birikir, fazlası dışarı atılırdı. Ta ki Hasan Sabbah’ın zamanında, yani 170 yıl önce konmuş bazı sıvı ve katı yiyecekler oradaki depolarda bozulmadan kalabilmişti. İsmailîler onların bozulmadan kalmasını Hasan Sabbah’ın kerametine bağlamışlardır. Bunlardan başka orada bulunan savaş araç- gereçlerini anlatacak olsak birkaç cilt kitap daha yazmamız gerek.”Alamût kalesi ile ilgili yazılan kaynakların bazılarında kale içinde Hasan Sabbah’ın fedaileri için yaptırdığı “Cennet bahçesinden” bahsedilir. Cennet bahçesinden bahseden ilk ve tek kişi ünlü seyyah Marco Polo’dur. Polo, o bölgeden Moğolların istilasından yaklaşık 15 yıl sonra geçmiş ve anlattıklarını kaleyi görmeden halktan duyduğu rivayetlere dayandırmıştır.

Alamût kalesi bin yılı aşkındır bölge halklarının dilinden Dünya’ya yayılan bir efsane olarak tarih sayfasındaki önemli yerini almıştır. Genel manada İsmailîlik, özel olarak Hasan Sabbah ve Alamût hakkında kaleme aldığımız yazımızın son kısmını da bitiriyoruz. Selam ve Dua İle...

                                                                                                                                                                    Serdar GÜNDOĞDU

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.