Serdar GÜNDOĞDU Batı'nın Karanlık Yüzü: Köle Ticareti
Tarih : 2014-10-17
Tüm Yazılar

Serdar GÜNDOĞDU



Bismillah...

Bugün ele alacağımız konuda diğer yazılarımızdan biraz daha farklı olarak yeni ve gelişen Dünya’nın medeniyet beşiği olarak adlandırılan Avrupa kıtası ya da bilinen adı ile Batılı ülkelerin tarih içersindeki seyrini birkaç yazı ile sizlere aktarmaya çalışacağız.

1.1. Avrupa Kıtası ve Sömürgecilik

Batının karanlık çağı olarak bilinen Ortaçağ’dan çıkışını sağlayan en önemli faktörlerden birisi de “Sanayi Devrimi”dir. Batılılar sanayi devrimi ile teknolojik olarak gelişim sağlamış ve üretim alanında hızlı bir ilerleme göstermiştir. Bu sayede üretim alanında icat edilen makineler, kurulan fabrikalar Avrupa kıtasının- zaten az olan- hammadde rezervini hızla tüketmiştir. Yaşanılan bu hızlı değişimden sonra Avrupa’nın kıyı bölgelerinde yaşayan ve denizcilik alanında söz sahibi olan İngiltere, İspanya, Portekiz, Fransa ve Danimarka gibi eski dünyanın güçlü ülkelerini ham madde arayışına yönlendirmiştir.

Batılılar, yeni kaynak alanları bulmak amacı ile başlattıkları “Coğrafi Keşifler” diye bilinen deniz seferlerinin zamanla bu denli değişime uğrayacağını ve “Yeni Dünya Düzeninin” temellerini atacağından habersizlerdi. Nitekim ham madde bulmak amacı ile başlayan bu seferler zaman içersinde siyasi güçlerin kurduğu doktrinler ile desteklenmiştir. 

O dönem devletlerin güçlü politikası haline gelen bu saldırgan yapı, kaynağını İngilizlerin “Terra Nulis” (Beyaz olmayan ülkeler) doktrini ve Darwin’in, güçlünün zayıfı yutması olarak bilinen “Mahut” teorisinden almaktadır.

Batılıların sömürgecilik(1), faaliyetleri Avrupa kıtasına yakın olan ve yeryüzü ve yer altı kaynakları bakımdan zengin olan bölgelere –özellikle Afrika- saldırmış ve bu, zamanla bölge insanının dil, din, kültür ve ırkî soykırıma maruz kalmasına sebebiyet vermiştir.

        Tarihin seyri içersinde soykırım kelimesinin sözlük anlamı üzerinde ihtilaf yaşansa bile Batılıların Afrika uluslarına yaptığı tam anlamı ile soykırımdır.(2) Nitekim İngiliz parlamenter Vincent Lesina, “Darwin’in teorisinin bize gösterdiği gibi, bütün siyahlar beyaz adamın yürüyüşünün ilerlemesi için kesinlikle yok edilmelidir.”(3) diyerek soykırımın Batılılar için gerekliliğinden dem vurmuştur.

          Siyasal bilimci ve Demograf Rudolph J. Rummel(4), gerçekleştirilen soykırımlarda 19. ve 20. yüzyıla dikkat çekerek bu zaman diliminde iktidarlar tarafından çeşitli teknikler kullanılarak 170 milyon kişinin katledildiğini belirtir ve soykırım tanımının biraz genişletilerek insanın insana yaptığı her türlü öldürme olayı dâhil edilirse bu rakamın 300 milyona yakın olduğu tespitini yapar. (5) 1.2. Batı ve Köleleştirilen Afrika Afrika, Batılı Devletlerin ham maddelerini talan ettiği ve köleleştirme politikasını uyguladığı ilk coğrafi alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Afrika insanı, kendi topraklarında yetiştirilen tarım ürünlerinin ve yer altı kaynaklarının sömürülmesi ile beraber çok zor şartlarda çalışmak zorunda bırakıldılar. Batılılar tarafından daha sonraları yeni sömürgelere ve Avrupa kıtasına taşınan kölelerin %75’i Afrikalı kölelerden oluşmuştur.(6) 1700’lü yılların  en büyük köle tüccarı olan İngiliz Royal African Compayn, Afrikalı köleleri 5- 10 sterlin arasında satışa çıkarırken, kadın köleleri ev işi ve çocuk yapabilme özelliklerinden dolayı daha pahalıya satmaktaydı. (7) 16- 19. yüzyıllarda Afrikalıların kendi topraklarında çalışanların dışında yaklaşık olarak 13 milyonu Amerika’ya tehcir edildi. Bu köleler Brezilya, Peru, Meksika, Şili, Kuzey Amerika ve Ekvator’da Batılılar tarafından oluşturulan sömürgelere taşınmıştır.

          Köle taşımacılığında İngilizler başı çekerken bu ülkeyi Fransızlar ve İspanyollar takip etmekteydi. Köle taşımacılığı o kadar kötü şartlarda yapılmaktaydı ki İngilizler tarafından taşınan kölelerin % 6,5’u gemilerdeki şartlardan dolayı hayatını kaybetmiştir. Afrikalıların çilesi bu ölüm yolculuğu ile sona ermeyip karaya ayak bastıktan sonra da devam etmiştir. 

Ağır çalışma şartlarında dolayı bu kölelerin % 25’i 18 ay içersinde hayatını kaybetmiştir.(8) Köle ticaretinde İspanyolların 1520- 1798 yılları arasında 1,5 milyon köleyi tehcir ettiğini düşünürsek yolculuk ve çalışma koşullarından dolayı hayatını kaybeden köle sayısını zihnimizde tasavvur edebiliriz. Nitekim bu dönemde köle ticareti yapan bir diğer ülke Danimarka olup taşıdığı 60 bin kölenin yaklaşık 14 bini gemilerde maruz kaldıkları işkence veya aç bırakılma sonucu hayatını kaybetmiştir.(9) Yazımızın yukarı kısımlarında Batılıların Afrika’dan tehcir ettiği kölelerin coğrafi dağılımını ünlü köle ticareti araştırmacısı Herbert Klein şöyle yapmaktadır:

Senegambia: 599. 864

Sierra Leane: 756.390

Gold Coast: 710. 451

Benin: 1. 870. 620

Biafra: 1. 658. 152

Orta Batı Afrika: 3. 927. 801

Güneydoğu Afrika: 391. 781 (10)

Bu rakamlar köle ticaretinin yoğun şekilde yapıldığı bölgelere ait olup toplam rakam daha kabarıktır. Peki, Afrika’dan taşınan bu kadar insan nerelere taşındı? Herbert Klein bu istatistikleri de şöyle vermektedir:

İspanyol Amerikası: 1.662.400

Brezilya: 4. 029. 800

Küba: 600. 000

İngiliz West İndies: 1.635.700

Fransız West İndies: 1.699.700

Hollanda West İndies: 437.700

Danimarka West İndies: 47. 400 (11)

        Rakamların dili bize Batı’nın medeniyet elbisesi içersindeki canavar’ı göstermektedir. 

           Beyaz insanların siyah insanlara olan üstünlüğünü savunmak, onları aşağılık bir ırk olarak göstermek Batılıların temel politikası olmuştur. Avrupalıların yaptıkları bu soykırım, Afrika insanının zihninde asırlarca silinmeyecek travmalar oluşturdu. Bugün Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin medeniyet modelistliğini üstüne giyinen Avrupalıların insanlık karneleri tarihin silinmeyen zihninde yerini almıştır. İnsanlar sahip oldukları her alanda talana tabi tutulurken bugün insanî yardımlar ile masum ve yardım sever rolü oynanmaktadır.

Selam ve Dua İle...

Notlar:

 

(1)Sömürgecilik, genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi, müstemlekecilik, kolonyalizm şeklinde tanımlanmaktadır. Bkz. TDK Sözlüğü.

(2) Genel ve klasik bir tanım ile Soykırım, bir grubun veya mensuplarının kasıtlı bir biçimde öldürülmesi, imhası veya yok edilmesi fiilidir. Soykırım (Genocide) kavramı; uluslararası hukuk literatüründe ilk kez Antik Yunan’da kabile veya ırk anlamına gelen “genos” ile Latince’de öldürmek manasına gelen “cide” kelimelerinin Raphael Lemkin tarafından bir araya getirilmesi ile kullanılmıştır. BM Soykırım Sözleşmesi 2. Maddesine göre soykırım; milli, etnik, ırki veya dini bir grubu kısmen veya tümüyle yok etmek kastıyla, aşağıdaki fiillerin işlenmesidir:

a. Grubun mensuplarını öldürmek,

b. Grup mensuplarına ciddi bedensel veya psikolojik zarar vermek,

c. Grubun hayat şartlarını kasıtlı olarak etkileyerek maddi varlığının kısmen veya tamamen yok olmasına yol açmak,

d. Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler dayatmak,

e. Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek”.

(3) Sefa M. Yüksel, “Batının Yok Etme Hakkı(!)”, Tarih ve Düşünce Dergisi, sa. 50, Temmuz 2004, s. 13.

(4) Rudolph J. Rummel, Hawaii Üniversitesinde Siyaset Bilimi Profesörü Olan Amerikalı bilim adamı.

(5) İn Genocide: an anthropological reader, (ed.) Alexander Laban Hinton, Blackwell Publishers, 2002, s. 28; 

Uriel Tal, an the study of the Holocaust and genocide, Yad Vashem Studies, sa. 13, s. 7- 52, 1979.

(6) David Eltis, The Rise of African Slavery in the Americas, Europeans an African Slavery in the Americas, 2000, s. 66.

(7) Sefa M. Yüksel, “Batının Yok Etme Hakkı(!)”, s. 14. 

(8) Sefa M. Yüksel, “Batının Yok Etme Hakkı(!)”, s. 14.

(9) Nigel Worden, Slavery in Dutch South Afrika, The Creation and Grawth of a Slave Society, Cambridge 

Universty Press, 1985, s. 6- 14.

(10) Senegambia: Bugün Afrika kıtasında Senegal’in bulunduğu bölgeye verilen isimdir.

Sierra Leana: Resmî adıyla Sierra Leone Cumhuriyeti, Batı Afrika’da bir ülkedir. Ülkeye Portekizliler 

bölgede bol miktarda aslan bulunmasından dolayı aslanlı dağlar, aslanlı sıradağlar anlamına gelen bu ismi vermişlerdir. 

Biafra: Günümüzde Nijerya’nın güneydoğu bölgesinde bulunan ve 1967 ila 1970 yılları arasında bağımsız olan devlettir.

(11) Fransız West İndies: Fransız Batı Hint Adaları veya Fransız Antilleri Fransız egemenliği altında şu anda yedi bölgeyi ifade eder. Bu bölgeler bugün Karayiplerin de içersinde bulunduğu kesimdir.

İngiliz West İndies: İngiliz Batı Hint Adaları diye bilinen Karayiplerin bir bölümünü içersine adalar bölgesidir. 1912 yılında İngiltere İmparatorluğundan ayrılmıştır.

Hollanda West İndies: Hollanda Antilleri olarak bilinen Holanda Batı Hint Adaları, Saba, Sint Eustatius, Sint Maarten, Windward Adaları (Güney) ve Pupa Adaları (Kuzey) ismi ile beş bölgeye bölünen adalardan oluşmaktadır.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.