Serdar GÜNDOĞDU Ermeni Meselesi ve Ortaya Çıkışı
Tarih : 2015-05-07
Tüm Yazılar

Serdar GÜNDOĞDU



Ermeniler tarihsel süreç içersiinde kendilerini “Hayk” yaşadıkları toprakları ise “Hayastan” olarak adlandırmışlardır. Ermenistan kelimesi Türkçeye “Armania” kelimesinden geçen Ortaçağ seyyahlarının seyahatnamelerinde de “Ermeniyye” diye adlandırılan coğrafi bölge adıdır. Biz konumuz gereği bölgenin daha eski dönemlerine gitmeden Osmanlı hâkimiyetiyle başlayan kısmını aktarmaya çalışacağız.

Osmanlı Devleti hâkimiyeti sırasında bölgede yaşayan Ermeniler Osmanlı Devletinin hâkimiyetini tanımış ve “Teba-i Sadıka” unvanını almışlardır. Osmanlı  Devletinin zayıflamasının beraberinde getirdiği azınlık isyanlarından Ermenilerde yararlanma yoluna gitmiş ve Batılıların baskıları sonuncunda Osmanlı Devleti  imtiyazlar vermek zorunda kalmışlardır. Batılılar bu maksatla 1877-78 (93 Harbi) Osmanlı- Rus savaşı ile beraber Ermeni meselesini alevlendirmişlerdir. Ve bu hareketlilik sonucunda Berlin Antlaşmasının 61. Maddesinde; “Ermenilerin yaşadığı doğu vilayetlerinde ıslah yapılacak” denilmiştir. Islah sözcüğü diplomasi dilinde bağımsızlığa kadar giden imtiyazlar manasına geliyordu. II. Abdülhamid bu maddeyi uygulamamak için yoğun bir çaba harcamıştır. Ve bunun sonucunda Ermeni terör  örgütleri kurulup Anadolu’da faaliyetlerine başladılar. Rusya, Erivan ve Nahçivan  bölgesinde Moskova’ya bağlı “Ermeni Vilayeti’ni” kurdu. Buraya akın akın Ermeniler geliyordu. Mesela Erzurum’dan 4.230 hane (yaklaşık 21.150 kişi) göç ettirilmişti. II. Abdühamid tahttan indirilince Ermeniler Müslüman halka katliam yapmaya başladı. İlk

  büyük katliam Nisan 1909’da Adana’da yapıldı. Ve bu katliamın devamında Anadolu’da birçok isyan çıkarıldı.

 Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Ruslar Anadolu’ya girmeye başladılar. 

Ermeniler Doğu Anadolu’da Rus’ların gelmesine ortam oluşturmakla beraber

 Müslüman halka kıymaya hızla devam ediyorlardı. Ayrıca Osmanlı ordusuna zorluklar çıkarıp, iaşe yollarında kundaklamalar yaparak ordunun bölge insanlarına yardım etmesine sebebiyet veriyorlardı. Ermeni olayları öyle bir duruma gelmişti ki Müslüman halk bulunduğu toprakları terk ediyordu. Bu durum karışsında Osmanlı Hükümeti “Tehcir” kararı almıştır. Bu kararla 24 Nisan 1915’te Ermeni terör örgütleri kapatılmış,  Ruslara yardım eden Ermeniler savaş alanı dışına çıkarılarak Suriye bölgesine yerleştirildiler.

Doğu Anadolu’da ve Iğdır’da Ermeni Olayları  I. Dünya Savaşı boyunca özellikle Doğu Anadolu’da Ermeni nüfusu artmıştır. 3

 Mart 1918’de Türkiye ile Bolşevik Rusya arasında imzalanan Brest-Litovsk

 Antlaşmasının 4. maddesinde göre Kars, Ardahan, Batum dışındaki yerler Anavatan’a  katıldı. Tiflis’deki Taşnak Ermeniler bu durumu kabul etmemişlerdir. Bölge bu dönemde 9. Tümen yerleşmiştir. Fakat I. Dünya Savaşında mağlup olmamız sonucunda

9. Tümen komutanı Rüştü Bey’e Genelkurmay’dan bir telgraf geldi.

“ Arkadaşlar!

Mağluben kılıcımızı kınına koyduk. Askerler eski hudutlarımıza çekiliniz!”

Başkomutan vekili Enver

Bu telgrafla ordular çekilmek zorunda kalmıştır. Orduların çekilmesiyle meydan

yine Ermeni çetecilere kalmaktaydı. Tiflis’teki Borçalı kazası merkezinden Matoyef

imzasıyla 3. Gürcü Piyade Komutanlığına yazılan 17 Nisan 1918 tarihli raporu

Hüdavendigar Onur eserinde aynen şöyle aktarmaktadır; “Ermeniler, emre ve disipline

uymayarak, birkaç Müslüman köyüne yaktılar. Bunu yapanlar bulunamadı. Abbastuman

ve Borcom ( Ahıska kuzeyinde)’dan telgraf ve telefon görüşmeleri kesilmiştir. Bir tarafa

 çıkmak mümkün olmuyor. Köylüler, bizden imdat istiyor, bende imdada gidecek kuvvet

 yoktur.” Bu raporda da görüldüğü üzere Ermeniler artık çığırından çıkmıştır. Revan ve

 Aras nehri boylarındaki 1 milyon İslam (Türk) ahalisi çetecilerle karşı karşıya kalacaktı.1 Ermeni kolordusu Komutanı Nazarbekov Ermeni Komisyonu Başkanlığına

sunduğu mektup ve rapor bölgedeki durumu anlatmak için önemlidir. Bu mektubu yine

Hüdevendigar Onur şöyle aktarmıştır;

27 Haziran 1918

Aldığım bilgilere göre, emirlerime karşı gelindiğinden dolayı komutam altındaki

Kolordu’dan bütün müfrezesiyle 4 Haziran 1918 tarihinde görevden uzaklaştırılan

Antranik’in, Nahçivan çevresinde gerçekten birçok mezalim ve facialar yapmakta olduğunu Türk Komutanlığı’na bildirmenizi rica ederim.

Osmanlı Komutanlığı da, tabii biliyor ki, Kamerli güneyindeki culfa demiryolu bölgesi uzun bir zaman Müslüman çetelerin elindeydi. Ben bunları dağıtmak istedim,

  muvaffak olamadım. İtaatlı halka zulmeden Ermeni ve Müslüman çetelerini dağıtmak üzere ben ve Erivan hükümeti bütün çarelere başvuruyoruz. Bunu Türk Kolordusu

 Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya haber verdim. Sınır bölgesinde de aynı tedbirlerin

 onlar tarafından alınmasını bende istiyorum.

 Koblasara ve İmanşalu köyleri yanında belki yanlışlık eseri olarak 25 Haziran 1918’de yerli Ermeni, Türk, Tatar müfrezeleri arasında çarpışmalar olduğunu Türk

 Komutanlığı’na haber vermenizi rica ederim. Bu gibi olayların olmaması için ne zaman? Hangi yoldan? Ne kadar? Birliğin ne maksatla? Geçeceğini zamanında bana   bildirilmesi meselesinin komisyonda halledilmesini rica ederim. Adı geçen olaylara benzer olayların bir daha olmayacağını muhakkak bilebilirler.

 Kolordu Komutanı Nazarbekov  

Ermeni çetelerinin yukarda belirttiğimiz faaliyetleri sonucunda Revan göçmeleri,

Nahçivan, Şerur, Açmiadzin (Üç Kilise), Sürmeli (Iğdır), İslamlarının mebusları

 Kamerli Kasabasında danışma meclisi oluşturarak durum değerlendirmesi yapıp, çözüm üretmeye çalıştılar. Aras Türk Hükümeti Ermenilerden korumak için Milli Savunma gücü oluşturmuştur. Aşiret reisi General (Azerbaycan Ordusunda) Ali Eşref Bey

 Hükümete yardımcı olması maksadıyla seçilmiştir. Aras Türk Hükümeti kuruluşunu bir

 beyanname ile kamuoyuna duyurmuştur.

 9. Tümen çekilince bölge Ermeni mezalimine açık duruma geldi. Ermeniler 24 köyden oluşan Vedibasar bölgesini ele geçirmeyi düşünmüşlerdir. Revan Komiser

Emirhanov ve Albay Dolhanov bölge insanlarından silahlarını alıp sonra katletmeyi

düşünmekteydiler. Vedibasar halkı Ermenileri oyalamak için ellerindeki işe yaramaz

silahları teslim etmişlerdir. Açmiadzin ve Serdarabad Türkleri (Bugün Ermenistan

sınırında) baskıya dayanamayarak Anadolu’ya göç etmişlerdir. Ermenilerin Kasım 1918’deki baskıları Aras Türk Hükümeti başkanı Emir Bey Zamanbeyzade’nin başında bulunduğu savunma kuvveti tarafında durdurulmuştur. 9. ordu komutanı Yakup Şevki

 (subaşı) paşa Harbiye Nazırlığına 29.11.1918 ve 27.12.1918 tarihlerinde sunduğu raporlarda Ermenilerin bölgede Türk ahaliden 2000 kişi katledilip,5000 kişide zulme  uğrayarak yurtlarını terk etmişlerdir.

 7 Aralık 1918’de Ermenilerin saldırılarını durduran Iğdır halkı Melekli bölgesindeki çarpışmalarda Ermeniler yüzlerce ölü ve yaralı vererek silah ve

 cephanelerini bırakarak kaçmak zorunda kalmışlardır. 10 Aralık 1918’de Kulp

 (Tuzluca) tarafından Iğdır’a giren ve başlarında Andranik’in bulunduğu 6.000 kişi’den

 oluşan Ermeni çetelerinin saldırısı sonucunda Türk halkının bir kısmı İran’a kaçmıştır.

 İran devleti dört kişilik bir heyeti Revan’a göndererek katliamı durdurmasını

 istemiştir. Iğdır bölge halkı Ermenilere karşı başarıyla topraklarını savunmuşlardır. Bu

 savunmada 9. Tümen Komutanı Rüştü Bey’in bölgede kurduğu müfrezeler çok etkili

 olmuştur. Bu taburlar 250 ve 500 kişi’den oluşmakta, taburların dördü Nahçivan, üç tabur Şerur’de, Dere-elegez’de, geri kalanları Vedi-Basar, Zengi-Basar, Kamerli  (Kumarlı) ve Baş-Kendi (Başköy,Aralık) bölgelerine bulunmaktaydı.

 Türk ve Aşiret kuvvetlerinin güçlü baskınlarıyla Ermeni çeteleri bozguna

 uğramış, Dehne, Sederek, Vedibasar ve Iğdır’dan imdada gelen yardımcı kuvvetlerle 

Ermeniler Revan yakınlarındaki Develi istasyonuna kadar kovalandı. Bunun sonucunda  

Ermeni Nizami Alayı mahvolmuştur. Aras Türk Hükümeti, bölgede Ermeni çetelerine karşı başarı sağlamışken, bu sırada “Kars Milli Şurası” büyük devlet kurmaya  

çalışmaktaydı. Bu devletin kurulmasıyla Iğdır aydınlarının desteği önemliydi. Katılan

 delegeler 17/18 Ocak 1919 gecesi çalışarak “Cenub-i Garb-i Kafkas Hükümeti Muvakkata-i Milliyesi” adı altında Milli Şurayı genişlettiler. Cenub-i Garb-i Kafkas

  Hükümeti’nin kurulmasından sonra Iğdır’da Ermeni çeteciler yine rahat hareket etmeye

 başlamışlardı. 10 Temmuz 1919’da Ermeni çeteler Kadıkışla(k) ve Necefali köylerine baskın yapmış, fakat kuvvetli halk savunması karşısında geri çekilmek zorunda  

kalmışlardır. 15 Temmuz 1919’da Ermeniler Serdarabad bölgesinden Iğdır’a saldırmışlardı. Yaycı, Hoşhaber köylerine girip Küllük köyüne doğru ilerlemişler fakat

 burada yine önemli derecede bir dirençle karşılaşıp çok sayıda ölü ve yaralı bırakmışlardır. 21 Temmuz 1919 Aliköçek çarpışmasında da Ermeniler 100’den fazla

 ölü verdiler. Temmuz 1919’da Melekli Yarmalar geçidinde ve 5 Ağustos 1919’da Taşburun’daki çarpışmalarda Ermeniler perişan edilmiştir. Iğdır’da Ermeni baskınları

 aralıksız devam ederken Kurmay Yüzbaşı Ahmet Cengiz Şahaltı Bey Ekim 1919’da “Iğdır Cengiz Beğ Şura Hükümetini” kurdu. Şura Hükümeti Kerimbeyli Köyü’nde kurulmuştur. Cengiz Bey Ermeniler karşı düzenli bir savunma uygulamıştır.

1920 yılında da Ermeni baskınları devam etmektedir. Ermeniler Melekli ve Oba

köyüne saldırmış bu saldırıyı yapan kuvvetlerin başında Dro (Dıro) bulunmaktaydı. Bu

baskınlarda kaçanlar Ağrı Dağı eteklerine doğru sığınmışlardır. Dro komutasındaki

Ermeni çeteleri Erhacı ve Zengibasar bölgelerinde mağlup olunmuştur. Ermeniler çok

sayıda cephane ve 4 makineli tüfek kaybetmiş bu onlar için önemli bir kayıptır.

1920 yılının ortasında da Ermeniler faaliyetlerine devam etmişlerdir. Ermeniler 400 kişilik bir grupla Zengibasar bölgesine saldırmış fakat eli tetikte olan halkın sert

karşılığı sonucunda 20 ölü vererek Revan’a çekilmişlerdir.

24 Mayıs 1920’de Ermeni çeteciler Cebeçeli köyüne girip halkı katletti. Bu

katliamdan 7 kişi kurtulmayı başarmıştı.

Haziran’da Zengibasar’dan Aralık’a gelmekte olan 150 İslam ahalisini Aras

kenarında ateşe tuttular bunların çoğusu Aras’da boğularak can vermesine sebep olmuşlardır.

Nizamettin Onk eserinde belirttiğine göre, “Ermeniler baskınlarına devam ederken

Doğu Cephesi komutanı ve Türk Ordusu 30 Ekim’de Kars’a ve 12 Kasım 1920’de de

Iğdır’ı Ermenilerden temizlemiştir. Iğdır Belediye binasına Türk bayrağı çekilmiştir. Ve

böylelikle Ermeni olayları da son bulmuştur.”

Kaynakça:

1- Cevdet Küçük,”Ermeniler ve Türkiye” Iğdır Tarihi Gerçekler ve Ermeniler

 Uluslararası Sempozyumu, Ankara 1997.2- Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir olayı, Ankara 1990.

 3- Nizamettin Onk, Kafkasya’dan Anadolu’ya Iğdır Tarihi, İstanbul 2006.

 4- Hüdavendigar Onur, Millet-i Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına Ermeniler,

 İstanbul 2009.

 5- Nihat Çetinkaya, Iğdır Tarihi (Tarih, Yeradları ve Bazı Oymaklar Üzerine),

 İstanbul 1996.

 6- Veysel Ünüvar, İstiklal Harbinde Bolşeviklerle Sekiz Ay, İstanbul 1948.

 7- Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz, İstanbul 1962.

8- Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir olayı, Ankara 1990.

 9- Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri, İstanbul 2006.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.