Serdar GÜNDOĞDU Kan İle Sulanan Toprak: Hocalı
Tarih : 2016-02-26
Tüm Yazılar

Serdar GÜNDOĞDU



26 Şubat 1992 Çarşamba gününün ilk saatlerinde Azerbaycan’ın Hocalı Kasabasında insanlık tarihinin en kanlı sahnelerinden biri yaşandı. Hocalı Kasabası, İlisu ve Hocalı çaylarının buluştuğu güzel ve tarihî bu kasaba insanlığın en hazin olaylarından birine sahne oluyordu.
Gecenin ilk saatlerinde ahali evlerine çekilmiş, caddeler sessiz ve havada ağır bir kan kokusu vardı. Ermeniler, 366’ıncı Rus Motorize Alayının desteğiyle ağır silahlarla donatılmış şekilde Hocalı Kasabasına akbabalar gibi üşüştü. Herkesi uykusunda yakalayan ağır barut kokusu ve kıyamet gününü andıran ağır top atışları ile insanlar yataklarında yakalanmıştı. Neye uğradığını anlayamayan kadın, erkek ve çocuklar kasaba meydanına toplanırken insanları dehşete düşüren manzaralar yaşanmaktaydı.
Ruhları kararmış Ermeni askerleri kana bulanmış postalları ile Hocalı topraklarında gezinirken yer ve gök bu acıya nasıl dayandı? Çocukların acı haykırışları semayı yırtarken Ay neden parçalanmadı? Ya Rab! Nasıl bir acıydı! Çocuklar annelerinden koparılırken bu topraklara Güneş nasıl doğacaktı?
Ermenilerin Anadolu halkına yaptığı zulümler zihinlerde tazeliğini korurken Hocalı’da kanlı namluları ile insanlık dışı tarihlerini yeniden yazıyorlardı. “Sözde Soykırım” iddialarıyla Dünya’yı ayağa kaldıran Ermenilerin bu vahşi kıyımı insanlığın kanlı tarihine yeniden yazılmaktaydı.Bağımsızlığını yeni ilan eden Azerbaycan’ın bu aziz evlatları 613 can bıraktı Hocalı sokaklarında… Hocalı’nın verimli topraklarının koynunda 106 kadın, 83 çocuk ve çeşitli işkencelerle hayatını kaybeden 56 cansız beden yatmaktaydı. Bu kanlı gecede 487 kişi ağır yaralanırken 1275 kişi ise Ermenilere esir düşmüştü.
Fransız gazeteci Jean- Yves Junet’in izlenimleri katliamın ne denli ağır olduğunu zihinlere kazımaktaydı. Junet diyordu ki; “Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulümlerini işittim ama bebekleri, masum insanları öldüren Ermeniler onlardan daha beter.”
Hocalı Kasabasında Ermeniler iki kadının kafasıyla kale yapıp, saçı tıraşlı çocuğun kopardıkları başını top yapıp kanlı postallarıyla futbol maçı yaparken insanlık sustu! Dini, dili ve ırkı ne olursa olsun “İnsan” olan herkesin bağrına hançer gibi saplanan bu dehşet anlarını, çocukların yanık feryatlarını kimseler ne gördü ne de duydu.
Evet, aradan 24 yıl geçti!
Bugün bizler tarihin kanlı sayfalarından silinmeyecek bu dehşet anlarını insanlığa duyurmak için neler yapıyoruz? Ermeniler bir asrı geçen zamanda “Sözde Soykırım” yalanlarını Dünya’ya yayarken biz neden 3-5 resim ve Milliyetçilik duygularımızı kabartan müziklerle Hocalı’nın bahtı kara evlatlarını yâd ediyoruz? Hocalı’da annelerin koynundan koparılan çocukların feryatlarına vefa bu mu? Karnı yarılan hamile kadınların acısına ortaklık bu mu? Gençlerimiz tarihten bihaber zevk u sefa içinde büyümesinin hesabını nasıl vereceğiz?
Ey insanlık! Nedir bu vurdumduymazlık? O gece mazlumların feryatlarına kulak tıkayanlar bugünkü mazlumların sesini nasıl duyacak?
Suçluyum, suçlusunuz, suçlusun insanlık!

 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.