Cabbar ŞIKTAŞ Şah ve Mat
Tarih : 2016-12-09
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



Şah ve Mat

            Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu güne birçok badireler atlattı, halen de atlatmaya devam ediyor.

            Kurtuluş savaşından sonra askeri darbeler, halk ayaklanmaları, terör olayları, soğuk savaşlar derken bu günlere kadar gelip çattık... Merhum Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra ülke yönetiminde bulunanlar genelde birbirine benzer, ancak metotları farklı bir yönetim anlayışı ortaya koymuşlardı.

            2002 yılından sonra iktidara gelen Ak Parti hükümeti alışkanlıkları alt üst edecek bir anlayış ile ülkeyi yönetmeye başladı. İslami söylemlerle iş başına gelen Ak Parti iktidarı, haliyle ülke yönetimini şekillendirirken "mütedeyyin"  tabir edilen İslamcı kişileri işbaşına getirmeye başladı.

            Bu yaklaşımla alışkanlıklar Ak Parti iktidarı ile değişmiş, Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Milliyetçi fikirler mat olmuştu.

            Halkın yüzde 50 desteğini arkasına alan Ak Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan, kabarık  öz güven duygusu ile ne yapsa, ne yapmaya karar verse halk benimsiyor ve her seçimde oy oranını koruyor ve hatta çoğu zamanda artırıyordu.

            Erdoğan yine alışkanlıkları mat ederek Cumhurbaşkanlığı seçimini getirdi ve aday olarak ezici bir çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçildi.

            14 yıl boyunca attıkları her adımı bir satranç oyunu gibi kazanan ve mat eden Ak Parti, bir zamanlar arka bahçesi olarak destek aldığı ve sınırsız destek verdiği Fetullah Gülen (FETÖ) cemaatinden öyle ağır bir darbe yedi ki, neye uğradığını şaşırdı. Sokaklara inen, Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, Milliyetçiler ve bir kısımda Ak Partililer Kuvay-i Milliye ruhu ile ülkeyi işgal etmek isteyen FETÖ teröristlerine karşı ülkeyi savunmasa, tanklara göğüslerini siper etmese, bu caniler ya ülkeyi işgal edecek ya da on binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olacaklardı.

            Emin olunuz ki bu FETÖ'cü caniler amaçlarına ulaşsa Türkiye, Suriye, Mısır, Tunus, Libya, Irak gibi olurdu.

            Yani FETÖ yapılanması öyle küçümsenecek bir yapılanma değildi. 40 yıldır Türkiye'de yapılanarak devam eden ve Ak Parti ile yıldızı bir anda tavan yapan, her istediğini elde eden, ülkenin en stratejik noktalarına giren, hiçbirimizin hayal bile edemeyeceği kadar asker, polis, yargı, eğitim vs. kurumlarını istila eden bu örgütün henüz daha üst aklı deşifre edilemedi ama avam takımı tarumar edildi.

            Peki, avam takımı kimdi?

            Kırsalın, köyün, şehirlerin gariban çocuklarına barınak sağlama adı altında yurtlarında toplayan, bunlara o yurtlarda yemek ve yatak olanağı sağlayan FETÖ'cüler, bünyelerine topladıkları her çocuğu fişliyor, ülke içindeki tüm eğitim hareketlerini, iş hareketleri mercek altına alıyorlardı.

            Kısadan geçiyorum ama eğitimle alakalı attıkları her adımı Milli Eğitim Bakanlığı destekliyor, teşvik ediyor, hatta karşı çıkanları cezalandırıyorlardı. Bir zamanlar Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Iğdır'a geldiğinde o kaprisli bakışlar, o aşağılayıcı gülüşler,  insanları sınıflandırıp ötekileştirmeler tavan yapmış durumdaydı. Çaresiz kişiler ya o terör örgütünün bünyesine dâhil olacak ya da o örgütün hışmına uğrayacak yok olacaklardı.  

            Avam takımı Mat oldu, üst akıl kamufle oldu

            Ak Parti iktidarı FETÖ örgütüne operasyon yaparken tüm muhalefet partilerinin de dile getirdiği şu ayrıntıyı göz ardı ediyor. FETÖ'nün üst aklı FETÖ'nün okulunda öğretmenlik yapan, dershanesine giden, Bank Asya'da hesabı olan veya sendikaya üyeliği olanlar değildir. Üst akıl Ak Parti'nin içinde de aranması gereken, şehirlerde yönetici olan, o okulları, yurtları, ticarethaneleri yöneten kişilerdir. Eğer bu söylenenlere kulak asmaz da, (istisnalar hariç, örgüt elamanları hariç, FETÖ'nün sülüklü peçetesini yiyenler hariç, FETÖ'yü Mehdi gören, bu vatanın askerine, polisine kurşun sıkan, kumpas kuranlar hariç)  tek suçu çaresizlikten o yurtlarda kalmak olan, o okulda okumak olan, o okulda öğretmenlik yapmak olan, Milli Eğitim müdürlerinin baskısı ile onların sendikasına üye olmak zorunda bırakılan kişilerin mutlaka gözden geçirilmesi gerekmektedir.

            Bizler merhametli bir toplumuz. Daha dün bu merhametsizler bizlere kumpas kuruyor, telefonlarımızı dinliyor, şantaj yapıyor, Vali Ahmet Pek eliyle Rapor yazıyor, gümrükte 13-15 yaşında ki çocukları alıkoyup kanunsuz, nizamsız Doğubayazıt emniyetinde sorguya çekiyorlardı. Az kalmıştı ki Selam Tevhid kumpası ile binlerce Azerbaycan Türk'ünü ceza evlerine tıksınlar, malvarlıklarına el koysunlar. Nitekim ülke genelinde devlet kademesinde bulunan her kim varsa görevden alıp etkisizleştirdiler.

            DIŞ POLİTİKA BATAKLIĞINA BİZİ KİM SÜRÜKLEDİ

            Hafızanızı zorlarsanız Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanlığına atandığı güne kadar, komşularımızla sıfır sorun bir ilişkimiz vardı. Davutoğlu Dışişleri Bakanlığına atandığı gün, "Bu bir Fetullah projesidir" demiştim.  Nitekim öylede oldu. Dışişleri bakanlığına geldi ve sorunlar başladı. Bizim hiçbir dâhilimiz olmamasına rağmen, durup dururken gidip Suriye ile kavgaya tutuştuk... Neymiş Esad Halep'te katliam yapıyormuş... O aile fotoğrafları çekildiğinde bu katliamlar olmuş muydu, yoksa sonramı katliam (!) başladı? 

            Doğruları konuşmalıyız ki mat olmayalım. Yani biz ABD'nin isteği üzerine bu işe kalkıştık, Pensilvanya'nın atadığı Dışişleri Bakanı ve sonrasında Başbakan olan Ahmet Davutoğlu, ABD'nin taleplerini Esad'a iletti ve bu kabul görmeyince başladı Esad'ı, Eset'leştirmeye... Kumpasa alınan Başbakan Erdoğan, Dışişleri bakanı Davutoğlu'nu desteklemek zorunda kaldı ve öylede yaptı. Sayın Erdoğan birde baktı ki Suriye ve Esad elinde kalmış ve radikal söylemlerle atışıyorlar.  Fetullah'ın evinde 4-5 saat ailece görüşen Davutoğlu şimdi keyfinde âleminde,  Arınç, Çelik, Ergin, Dişli ve sayılabilecek yüzlerce FETÖ seviciler keyfi âlemde, avam takımı da hesap veriyor.

            Elbette bu tutuklananlar içerisinde FETÖ'nün sınavını geçip ikbal elde edenler, başka öğrencilerin haklarını gasp edenler, teşviklerini çalanlar, sınav hilesi ile başkalarının hakkını gasp edenler, Fetö'nün dolarını teberrüken saklayanlar, sülüklü peçetesini öpüp koklayıp yiyenler, Fetö'nün gücüyle makam kapanlar, himmet verenler, para kazananlar, devleti sömürenler, 15 Temmuz darbesini destekleyenler, elbette ki hesap vermeli, cezalandırılmalıdırlar.  Ama kader mahkûmları titizlikle ayıklanmalıdır.

            Zira bunlarla beraber cezalandırılması gerekip de cezalandırılmayan ve hatta ödüllendirilenler olduğunu gördüğümüzde doğrusu bizlerde endişeye kapılıyoruz. Yoksa bu bir oyum mu diyoruz. Yoksa böyle yaptılar ki, dost kim, düşman kim belirleyelim mi dediler acaba? diye düşünülmüyor değil.

            Gerçi bu düşünce beni bağlamıyor. FETÖ'cüler zaten beni ve benim gibi düşünenleri sevmiyorlardı, biz de zaten onları sevmiyorduk. Ama bu endişe toplum içerisinde git gide yaygınlaşıyor.

            Bu algı nereden doğuyor biliyor musunuz?

            Reis'in "beni yalnız bıraktılar" sözü var ya işte tam oradan çıkıyor. Reis bu işte gerçekten yalnız bırakıldı. O dürttüğü zaman çalıştılar, durduğunda hepten durdular. Durmayı boş verin, FETÖ'cüleri koruyup kolladılar. Avam takımını toplayıp iş yaptık diye gösterdiler. O toplananlar içerisinde bir karıncayı bile incitemeyecek kişiler var ki şu anda terör örgütü kurmaktan yargılanıyor. Ama FETÖ'nün ağababaları sizden, bizden daha etkin, daha öz güvenli, daha cesur yürek gezip dolaşıyorlar.

            AK PARTİ OY KAYBEDER Mİ?

            Ak Parti'nin FETÖ operasyondan ötürü oy kaybının olacağını sanmıyorum. Çünkü FETÖ ile birlikteliğin olduğu yıllarda, bu işten muzdarip olanlar, haksızlığa uğrayanlar, mağdur edilenler, ötekileştirilenler bu duruma kızıyor ve Ak Partiye oy vermiyorlardı. Şimdi bu çatışmayı görenler kesinlikle tavırlarını Ak Parti'den yana koyacak ve oy vereceklerdir. Yani bana göre Ak Parti'nin herhangi bir oy kaybının olacağını sanmıyorum. 

            Ancak seçim öncesi Ak Parti teşkilatlarında köklü değişime gitmek zorundadır. Şayet gitmez ise bu sefer daha beter bir ihanete uğrayacağı kesindir. 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası