Serdar GÜNDOĞDU Çözülmeyen Problem; Eğitim
Tarih : 2017-08-14
Tüm Yazılar

Serdar GÜNDOĞDU



         2017 yılı üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. ÖSYM her ne kadar geçen gün yine son dakika açıklamasıyla 4237 kişinin hayatını etkileyecek bir hata yaptığını ilan etse de hedefine ulaşan öğrenci kardeşlerimizi tebrik ederim.
         Son yıllarda her ile üniversite açılmasının yanı sıra hızla yaygınlaşan özel üniversiteler bir de bunlar yetmezmiş gibi kolejlerin teşvik edilmesiyle eğitimli yani diplomalı insan sayısının arttırılması hedeflenmiştir. Bu hedefe kısmen de olsa ulaşılmış fakat aynı zamanda kaliteli mezun sayısında azalma yaşanmasıyla beraber işsizlik problemi hızla artış göstermiştir.
          Ülke eğitim sistemini incelerken dikkat etmemiz gereken en önemli husus ÖSYM’nin verileri olmalıdır. Bizde bu sebeple 2017 YGS (Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı)’nin sayısal verilerini kullanarak durumu açıklayalım.
• Sınava başvuran aday sayısı: 2.265. 844
• Sınavı geçerli sayılan aday sayısı: 2.161.438
• 150 puan barajını geçemeyen aday sayısı: 277.567
• 180 puan barajını geçemeyen aday sayısı: 340.366
• Üniversitelerdeki boş kontenjan sayısı: 214. 430
          Yukarıdaki sayısal veriler sınav ve aday sayısına ilişkin dikkat edilmesi gereken bilgilerdir. Bunların yanı sıra aday arkadaşların girdikleri sınavda ders türüne göre yaptıkları net ortalamalarını aktarıyoruz.
• Türkçe net ortalaması: 17 (Toplam 40 soru)
• Sosyal Bilimler net ortalaması: 12 (Toplam 40 soru)
• Temel Matematik net ortalaması: 5 [Son 5 yılın en kötü ortalaması] (Toplam 40 soru)
• Fen Bilimleri net ortalaması: 4 (Toplam 40 soru)
           Bu sayısal veriler üniversite sınavına giren öğrenci adaylarının başarı düzeyini gözler önüne sermektedir. Peki, bu durumun ortaya çıkmasının temel sebepleri nelerdir?
             Öğrencilerimiz devlet okullarında aldıkları yetersiz eğitimi kapatmak amacıyla yıllarca dershanelere yönlendirildi nitekim hepimiz bu yollardan geçmek durumunda kaldık. Son 2 yılda ise Temel Lise ve Kolej sayısındaki artış ile öğrenciler devlet okullarında alamadıkları kaliteli eğitimi bu okullarda aramaya başladılar. Bu eğitim sistemimizin bize sunduğu programların sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet okullarında ki yetersiz eğitim şartları (istisnaları tenzih ederek), velilerin öğrenci yetiştirmedeki başarısız tutumu, teknolojinin insan hayatındaki yerini olumsuz şekilde kullanan öğrenciler ve son yayınlanan OECD raporunda temel alınan 72 ülke arasında en mutsuz öğrencilerin Türkiye’de olması faktörünü de eklersek sanırım sorun kısmen anlaşılmış olur. Bunun yanına OECD tarafından her üç yılda bir yapılan Uluslar arası Pisa testinde öğrencilerimiz bilim, matematik ve okuma alanında yapılan sıralamada 72 ülke arasında 50. sırada yer almaktadır.
            Ülkemizde öğrencilerin diploma odaklı çalışması ve aldıkları diplomaların ekseri çoğunlukla (veya istenilen düzeyde) işe yaramaması sonucunda bu senenin sonucu olan üniversitelerde 214. 430 kontenjanın boş kalmasına sebebiyet vermiştir. Bu noktadan bakarsak fiziksel şartlar, aile eğitimi ve kişisel çalışmalar sonucunda başarılı sayılan öğrenciler hedeflerine ulaşmakta, ekonomik refahı yüksek olan aileler özel üniversiteleri tercih etmektedir. Bunlar dışında kalan öğrencilerin bir kısmı eğitimin getirisinden (özellikle maddi olarak) umudu kesmiş durumda (boş kontenjanlar bunu gösterir) diğer kısmı ise ekonomik sebeplerin yetersizliğinden dolayı özel üniversiteleri tercih edememiştir.
           Öğrenci arkadaşlar ve çevrelerinde gelişen durumlara değinirken gözden kaçırmamamız gereken bir diğer husus ise eğitim sisteminin içinden çıkılmaz bir vaziyette olmasıdır. Eğitim sistemini uygulayan kurumların öğrencileri diploma odaklı bir eğitime mecbur kılmaları veya bu kurumlar tarafından yapılan hataların insanların güvenini zedelemesi ise problemin diğer tarafını teşkil etmektedir. Okullarda uygulanan müfredatın kişilere bağlı olarak sürekli değişmesi, mezun öğretmenin fazlalığından dolayı özel kurumların sömürü yapması, ucuz ve kalitesiz eleman çalıştırma çabası sistemin hataları arasında en çok göze çarpanlardır.
            Eğitim sisteminde yaşanılan bu çöküntü –sebebi kim olursa olsun- ülkemizin geleceği noktasında herkesin kaygılanmasına ve mutsuzluğa duçar olmasına sebebiyet vermektedir.
            Eğitim alanında az çok herkesin bildiği bu kadar sorun varken çözüm nedir diye soranlar mutlaka olacaktır. Devletimizin bu konuda kalıcı ve kaliteli bir program oluşturması elzem iken kişisel olarak da eğitim camiasında bulunan herkesin (Yönetici, öğretmen, öğrenci, veli vs.) şapkasını önüne koyarak düşünmesi ve bir an önce elini taşın altına koyması gerekmektedir. Aksi durumda bu tablo her geçen yıl daha da kabararak karşımıza çıkacaktır. Aynı zamanda unutmayalım ki ister devlet üniversitesi olsun ister özel üniversite olsun çocuklarımızın alacağı diplomalar kimseyi kurtarmayacaktır.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.