Cabbar ŞIKTAŞ Hüseyn’i ahlak...
Tarih : 2017-09-26
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



 Hüseyn’i ahlak...

            Klişeleşsin, daha iyi anlaşılsın, öğrenilsin diye yazmıştım. Sağ olsunlar binlerce, on binlerce paylaşım yapıldı ve okuyanlar istifade etti.

            Şöyle demiştim:

            Muharrem, Hicri ay ismidir.

            Aşura, Muharrem ayının 10. Gününün ismidir.

            AŞURE değil, doğrusu AŞURA’dır.

            Kerbela Irak’ta bir çölün ismidir.

            Muharrem Ayının 10. günü Hz. Peygamber (saa)’in torunu, İmam Ali ve Hz. Fatıma (as)’ın oğlu, İmam Hasan ve Hz. Zeynep’in (as)’ın kardeşi İmam Hüseyin (as) ve 72 ev halkı, Muaviye oğlu Yezit tarafından Kerbela çölünde susuz şehit edilmiştir.

            AŞURA yas günüdür. Bu günde bayram yapılmaz, tebrik edilmez, düğün dernek yapılmaz, Hz. Peygamber torunu Hz. Hüseyin ve evlatlarına yas tutulur.

            Hz. Hüseyin Kerbela’nın kahramanıdır. Hz. Hüseyin, kardeşleri, evlatları, yeğenleri sayıca çok az olmalarına rağmen Yezit’in binlerce ordusuna karşı kahramanca savaşmış, savaş meydanından kaçmamış, teklif edilen rüşvetlere tenezzül edilmemiş ve Allah yolunda kıyam etmişlerdir.

            Hz. Hüseyin yaşamı boyunca Resulullah’tan aldığı terbiye ve yüceliği ile Allah yolundan bir an bile sapmamış, yaptığı işlerde Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmış ve kardeşleri, evlatları, yeğenleri de kendisiyle birlikte bu yolda emin adımlarla ilerlemişlerdir.

            Muharrem ayının 1. Gününden başlayan Kerbela hadisesi, 10. Gününde şehadetle son bulmuş ama, geri kalan yetim ve çocuklar, Kerbela’dan, Kufe’ye, Oradan Şam’a, Yezit’in sarayına götürülmüştür. Ve acı, esaret, şahadet  bu yolculukta da devam etmiştir.

            Her şeye rağmen yalvarma, aman dileme olmamış, kahramanlık ve yiğitlik o kızgın çölde heybetini Resul evlatlarında göstermiştir.

            Muharrem ayının girmesiyle birlikte Iğdır’ın Sahibüz Zaman (H. Nebi) camisinin hocası Cafer Yücal, “HÜSEYİNİ AHLAK” başlığı ile hutbelerini vermeye

başladı.

            Cafer Yücal Hoca, “Hüseyini Ahlak” başlığı ile başlattığı sohbetinde öz eleştiri yaparak şöyle dedi: “Biz suçluyuz. Hz. Hüseyin (as)'ı iyi anlatamamışız. İyi anlatmış olsaydık Sünni kardeşlerimiz, canlarımız bu günlerde düğün yapmazlardı. Suçlu bizleriz, bizler Irkçılık yaptık, mezhepçilik yaptık ve Hz. Hüseyin'in, Hz. Peygamber'in (saa) torunu olduğunu anlatamadık, öğretemedik... Küfürlü ağızdan hem küfür hem Hüseyin çıktığında müdahale edemedik. “Ben Hüseyin'ciyim diyen ağızlardan küfür çıkmaz” diyemedik, anlatamadık, bunun için suçluyuz. 
Haşa, bir tuvalete Hüseyin ismini nasıl yazamazsak, ben Hüseyin'ciyim diyen bir ağızdan da küfür çıkmaması gerekiyor demeliyiz. Hz. Hüseyin, dedesi Hz. Peygamberden, Babası Hz. Ali’den, Annesi Hz. Fatıma’dan aldığı nasihatler, öğretiler, doğrultusunda yaşamını şekillendirmiştir. “Ben Hüseyin’i seviyorum” deyip, her türlü kepazeliği yapmak, ahlaksızlığı yapmak, küfürlü konuşmak, Hüseyin’cilikle ne kadar bağdaşıyor acaba? Bu tamamıyla tezatla iştigaldir. Hz. Hüseyin’i seviyorum diyen, kardeşlerini sevmelidir. Küfür etmemelidir. İnsanları ötekileştirmemelidir.” şeklinde konuştu...

            Hz. Peygamber (saa) nasıl evrenselse, onun evlatları da evrenseldir. Pergamber’in Ehlibeyti, ev halkı da evrenseldir. Ne Şia ne Sünni bunu ipotekleştiremez. Mümkünse bilenler, bilmeyenlere anlatsınlar, öğretsinler.

            Hz. Hüseyin’i anlamak, öğrenmek gerekiyor. Bu kıyamı niye yaptı. Yezit neden ısrarla biat etmeye zorladı. Yezit’i halifelik makamına kim getirdi. Burada ki amaç ve gaye neydi. Yani ben bunu biliyorum demekle iş bitmiyor. Bildiğini tatlı bir dille, hoş bir sedayla, anlaşılabilir bir üslupla anlatamıyorsan, yaptığının Hüseyin’ciliğin hiçbir faydası yoktur. Gün gelir kendini akıntıya kaptırır Peygamberden, Kur’an dan, Ali’den Hüseyin’den uzak bir anlayış yaratmış olursun.

            Kama vurmak, zincir vurmak, kan çıkarmak doğru değil denildikçe, Müçtehitler bunu caiz görmez iken, inatla bunu artırmaya çalışanların niyetlerini anlamak mümkün değildir.

            Kendi içinde mutlak bir mutabakat sağlayamayan hiçbir toplum, başka toplumlara nasihat edemez, etseler de etkili olamazlar.

            Ben acizane şunu söylemek istiyorum. Lütfen daha mantıklı ve daha akılcı olalım. Camileri dolduralım. Hem iyi öğrenelim, hem de iyi öğrenip bilmeyenlere  anlatalım. 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.