Cabbar ŞIKTAŞ EN BÜYÜK YANLIŞIMIZ SURİYE OLDU
Tarih : 2017-11-06
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



EN BÜYÜK YANLIŞIMIZ SURİYE OLDU 

Arap baharı başladığında, Libya, Mısır, Tunus, Irak düştüğünde hedef ülke Suriye, İran ve Türkiye olarak görülmekteydi. 

Gelişmeleri doğru değerlendirmeden Suriye bataklığına hesapsız daldık ve başımıza birçok belanın açılmasına kendimiz sebep olduk... Öyle ki Suriye’de hesap etmediğimiz sonuçlar ortaya çıktı ve ülke olarak büyük bedeller ödemeye mahkum olduk. Can, mal ve misakı milli sınırlarımızı tehdit eden sonuçlar ortaya çıktı. İttifak ettiğimiz, bizi sırtımızı sıvazlayarak bataklığa itenler çekilip kenarda durdular. Biz ise tek başımıza ortada kalakaldık. Suriye’den gelen 5 milyon mülteciye ev sahipliği yaptık, milyar dolarlar harcadık, gelen mülteciler içerisine sızmış olan teröristlerle uğraşmaya başladık ve halende bu mücadelemiz devam ediyor. Işid, PKK, El Nusra gibi terör örgütleri ülkemizde cirit atıyorlar. Öyle ki her gün haberlerde yapılan operasyonlarda yakalanan terör örgütlerinden bahsediliyor.

Bu gidilen yol yanlıştır, bizim Suriye’de ne işimiz var diyenlere troller aracılığı ile vatan haini muamelesi yapıldı, Mezhepçilikle suçlandı, hakaretler edildi. O sinsi ve şakşakçı güruh bilinçli olarak ülkemizin daha çok batağa sürüklenmesini istiyordu. Ülkemizin bir kaos ortamına sürüklenmesini, insanlarının usanıp isyan etmesini, yeni bir arayış içinde olmasını istiyorlardı. Bu amaç doğrultusunda her gün onlarca, yüzlerce fitne yaratıyor, enformasyon araçlarını tamamıyla bu yönde kullanıyorlardı. 

Halkın hazır olduğunu, iktidarın yaptığı yanlışların artık kabul edilemez boyutlara geldiğini hesap eden şer cephesi, halkın kendilerinden yana olacaklarını düşündükleri bir anda 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulundular. Halkın iktidara karşı olduğunu düşünen ve ülke genelinde her kurumu istila eden, tüm köşe başlarını elinde tutan FETÖ’cüler, darbe girişiminde bulundular ama, yanlarında olacaklarını düşündükleri bu halkın darbesine uğradılar.

15 Temmuz sonrası tüm hesaplar alabora oldu. Takke düştü kel göründü. Fitneciler, vatan hainleri açığa çıktılar. Ülkede kaos yaratmak isteyenler, Türkiye’yi bataklığa sürükleyenler, yıkmaya ve ele geçirmeye çalışanlar deşifre oldular. 

Irak ve Suriye ile ilgili gelinen süreç  ilk günkü düşüncenin tam tersi, başa dönüldü desek yeridir. Artık düşman olacağız, savaşacağız, yıkacağız sözleri, yerini barışacağız, ortak hareket edeceğiz, işbirliği yapacağız cümlelerine bırakmıştır. Tüm bu yumuşamalar 15 Temmuz’dan sonra başlamıştır. Demek ki çıbanın başı FETÖYMÜŞ...

FETÖ ile mücadele de samimi olunmaz ise, PKK ile mücadelede ciddi adım atılmaz ise, IŞİD ve muadili örgütlere müsamahakar davranılır ise kara bulutlar dağılmış sayılmaz.  

Ülkemiz genelinde şu an itibariyle suçlular muhafaza edilmekte, çeşitli cemaatlere yamanarak aklanmaya çalışılmakta ve ihanet görevi kaldığı yerden devam ettirilmektedir. Bu durumu görmemek imkansız. Eğer görmemekte ısrar eder ve şer cephesinin çeşitli maskeler altında yine devletin çeşitli kademelerinde muhafaza edilmesine göz yumulursa  yakın gelecekte yeni bir sorunun baş vereceği kaçınılmaz bir gerçektir.

Dikkatlerden kaçmıyor elbet, şu anda herkes lay lay lom bir hayat sürüp gidiyor. Kimse verilen görevi, alacağı ünvanı reddetmiyor, ama görevi aldıktan sonra da, sanki yarın başka bir şey olacakmış korkusu ile  kıllarını bile kıpırdatmıyor.

Yani daha açık bir ifadeyle, görev başında bulunanlar yarınlarından korkuyor, ya da temkinli davranmayı tercih ediyorlar. FETÖ’nün yarın tekrar iş başına gelebileceğini düşünen yetki sahipleri, eğer FETÖ’nün yarınlarda geri dönebileceği endişesi taşıyorlarsa, bu ülkede halen FETÖ tehlikesi var demektir.

Hükümet yaşanmakta olan bu süreci kesinlikle görüyor. Sayın Cumhurbaşkanı Belediye Başkanlarına istifa operasyonu yaptığında boşuna yapmadı. Ama bu bununla sınırlı kalmamalı, bürokraside ve siyasette çok sıkı bir temizlik operasyonu yapmak gerekiyor.

UCUZ ETİN TADI OLMAZ

Sanki bilinçli ve maksatlı bir el hükümet ile hayvan yetiştiricilerini bir birine düşürmek için çaba içerisinde. Kasıtlı olduğu tamamen aşikâr. Kendi ülkende milyonlarca üretici ağır yük altında inim inim inlerken, sen kalk Sırbistan’dan karkas et getir ve iki markette satışa sun. Peki kendi üreticin ne yapacak, kendi kasabınız ne işe yarayacak, bunları hiç düşündünüz mü? Getirmiş olduğunuz ithal ete verdiğiniz desteyi kendi müstahsilinize vermiş olsaydınız, zaten bu fiyata belki daha aşağısına et satışını sağlamış olurdunuz. Ama siz kendi müstahsilinizi ve kasabınızı cezalandırırcasına böyle bir uygulama başlattınız. Hiç kusura bakmayın ama bu çok yanlış bir uygulamadır. Bu kışın ülkede hayvan kalmayacağını, büyük oranda hayvanların kesileceğini, 2018’de ise ister istemez et fiyatlarının 60-70 bin TL’ye çıkacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Tarım ve Hayvancılık politikalarının böylesine yanlış yapılıyor olması ülkeye verilebilecek en büyük zarardır.

Tıp Doktoru, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Ahmet Fakıbaba umarız bu hatayı düzeltmenin yollarını arar.

TEOG GİTTİ, GELENİ ANLAYANA AŞK OLSUN

Milli Eğitim bakanı TEOG’la ilgili yeni düzenlemeyi açıkladı. Uzmanı olmadığım bir konuda yorum yapmak istemem ama, sanırım tarım bakanlığı  gibi, milli eğittim bakanlığı da Cumhurbaşkanına operasyon yapıyor. Peki bunlara, bunlar çok yanlış diyen hiç yok mu?

IĞDIR BİR KANAAT ÖNDERİNİ DAHA KAYBETTİ

Iğdır’ın kanaat önderlerinden, bir devre damgasını vurmuş, hayırda ve şerde her daim en ön saflarda yer alan, şehrimizin aristokrat ve entelektüel şahsiyetlerinden, Gelturan aşiretinin lideri H. Cihangir Turan hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Merhuma Allah’tan Rahmet, kederli Turan ailesine başsağlığı dilerim. 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.