Arslantürk AKYILDIZ Bağımsız Azerbaycan
Tarih : 2007-10-01
Tüm Yazılar

Arslantürk AKYILDIZ



Bölgesinde modern bir ülke olma yolunda, sağlam adımlarla ilerleyen Azerbaycan cumhuriyetinin kuruluşunun 89.yıldönümü kutlanmaktadır. Bağımsızlığını kazanması ile birlikte, koruma uğrunda karşılaştığı acılar ve sıkıntılara karşı verdikleri mücadele Azerbaycan Türklerinin bağımsızlıklarına verdikleri önemi göstermektedir.

1828 Türkmençay anlaşması ile Çarlık Rusya'sı ile İran arasında, Kuzey ve Güney olarak ayrılan Azerbaycan için kara günler başlamıştı. Çarlık Rusyası, Azerbaycan'ı istila ettiğinde, zengin bir siyasî geçmişle birlikte, canlı bir edebiyata, maddî ve manevî birikime sahip bir toplulukla karşılaşmıştı. Tarım, ticaret, sanayi, edebiyat, sanat ve fikir hayatı Azerbaycan'ın önemini bir kat daha artırmaktaydı.

Rusya'nın, Kafkaslarda birçok yeri ele geçirdikten sonra, Azerbaycan topraklarını da hedef almaya başlaması üzerine nefsi-müdafaa bilinci oluşmuş, millî varlığı korumak için siyasî bir teşkilat çevresinde birleşme gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu amaca yönelik olarak 1905 yılında Ahmet Ağaoğlu tarafından, yerel eşraf öncülüğünde Baku'de gizli Fedaî cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet daha sonra Dıfaî Partisi adıyla anılmıştır.

Bir diğer siyasî parti olan "Rusya Müslümanları İttifakı", 15 Ağustos 1905'de, Ali Merdan Topçubaşı, İsmail Gaspıralı, ve Yusuf Akçura gibi Türkçüler tarafından kurulmuş ve Partinin başkanlığına Ali Merdan Topçubaşı getirilmiştir. Bu siyasi gelişmelerden ürken Rusya baskı politikasını daha da artırarak, gelişmekte olan bu milli hareketi yok etmek maksadı ile harekete geçti. Bu baskıcı faaliyetlerin başlaması üzerine Ali Merdan Topçubaşı hapse atıldı ve Ahmet Ağaoğlu ve Ali Hüseyinzade Osmanlı devletine iltica ettiler. Baku'de bir çok aydın tutuklandı ve sürgün edildi.

Bu dönemin en önemli siyasi teşkilatı olan Müsavat'ın teşkilatlanması bazı kaynaklarda 1902 yılına kadar götürülmektedir. Ancak, Musavat'ın yasal olarak açık faaliyete geçmesi ise 1917 burjuva devriminden sonra bütün siyasî partilere yasallık verilmesiyle, Mart 1917'de gerçekleşmiştir.

1905-1908 yılları arasında Resulzade, Hayat, İrşad, Tekamül, Füyuzat, Yoldaş ve Terakki gibi süreli yayınlarda yazılar yazmıştır. Bu yazılarında, sosyal ve siyasî konular, özellikle hürriyet, millet, insan hakları, medeniyet gibi kavramlar üzerinde durmuş, bu düşüncelerini "insanlara hürriyet, milletlere istiklal" şeklinde formüle etmiştir 26 Ekim 1917'de Baku'de Musavat Partisinin ilk resmî kurultayı yapılarak Başkanı olarak Resulzade'yi seçmiştir. Ocak 1919'da, Azerbaycan Cumhuriyetinin başında bulunan Musavat Partisinin ikinci Kurultayında, Musavat; hürriyetçi, milliyetçi, istiklalci, halkçı, ve cumhuriyetçi olduğunu ilan ediyordu. Şubat 1917 Devriminin hemen ertesinde hâkim olan atmosfer, Rusya Türklerinin isteklerinin karşılanacağı yönündeydi. Ancak, daha sonra gerçekleşen olaylar ve Ekim Devrimi, bu umutların boş olduğunu ortaya çıkardı. Bolşevikler, Ocak 1918'de toplanan Kurucu Meclis'i dağıtarak, komünist partisinin diktatörlüğünü ilan ettiler. Böylelikle kanunî yollar kapanmış oluyordu, Rusya'da parlamenter demokrasi kurulması umudu kalmamıştı. Kurucu Meclis Bolşevikler tarafından dağıtılınca, Maverayı Kafkasya Komiserliği yeni kurulan hükümeti tanımadı ve Kafkasya'dan Kurucu Meclis'e seçilmiş olan vekillerden oluşan Maverayı Kafkasya Seim'i oluşturarak yönetimi buna bıraktı. Bu Seim içerisinde Musavat ve tarafsız demokrat grup, 30 mebusla temsil ediliyordu. Diğer temsil edilen Azerbaycan partilerinin mebusları da ortak bir fraksiyon oluşturarak başkanlığı Musavat Partisine verdiler. Bu fraksiyon 3-4 ay sonra Azerbaycan Millî Şurası haline gelecek ve 28 Mayıs 1918'de Azerbaycan bağımsızlığını ilan edecekti .

İstiklalini ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, karşı karşıya bulunduğu tehtitlerden korunmak için, zamanın en güçlü Türk devleti olan Osmanlı devleti ile askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Rus destekli Ermenilerin saldırı ve katliam yapmaları hız kazanınca, Osmanlı devletinden askeri yardım talep edildi. Bunun üzerine, önce Yarbay Cemil Bey komutasında, daha sonrada Nuri Paşa komutasında Osmanlı kuvvetleri Azerbaycan'a sevk edildi. Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, 15 Eylül 1918'de Osmanlı ve Azerbaycan orduları Ermenilerle birlikte hareket eden Rus birliklerini yenerek Baku'ye girdiler. Azerbaycan hükümeti Gence'den Baku'ye taşındı. Ancak Osmanlı devleti, Birinci Dünya savaşını kaybetmesi sonucu imzalamak zorunda kaldığı, 30 Ekim 1918'de Mondros mütarekesi ile Azerbaycan'ı terk etmek zorunda kalmıştı. Bunu bulunmaz bir fırsat olarak gören İngiliz kuvvetleriyle beraber Rus ve Ermeni askerleri Baku'ye girmişlerdi.

Baku'de idareyi ele geçiren Sovyet Rusya, Azerbaycan'ın diğer yerlerini ele geçirmek için şiddete baş vurdu. Bu gelişmeler sonucunda, Gence, Terter, Ağdam, Berde, Göyçay, Şeki, Kuba, Lenkeran'da isyanlar oldu. Bu olaylar sırasında Musavat ilk kadrosunun önemli bir kısmını kaybetmiştir. Musavat Partisi üyelerinin büyük kısmı tutuklanmış, Parti lideri Resulzade önce tutuklanmış, sonrada Moskova'ya sürülmüştü. Resulzade ,daha sonra ülkesini terkederek, önce Avrupa'ya, daha sonrada İstanbul'a gelmiştir..

Rusya'nın tarihi sıcak denizlere inme politikasının kurbanı olan genç Azerbaycan cumhuriyeti böylece yıkılmıştı. Ancak bağımsızlık bayrağı bir defa kalkmıştı. Resulzade'nin tabiri ile "Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez" ülküsü bütün Azerbaycan Türklerinin kalbinde kutsal yerini bulmuştur. Devletlerini kaybetmenin hüznünü, yeniden bağımsız olacakları inancıyla bastırmaya çalışmışlardır.

Aradan geçen ızdıraplı yıllar Azerbaycan'da bağımsızlık ateşini daha da artırmış, nihayet beklenen günler gelmişti. 1980'lerin sonu, 1990'ların başında, Gorbachev'in Glasnost politikasını uygulamaya başlaması ve Ermenilerin Dağlık-Karabağ Özerk Bölgesinin kendilerine verilmesi istekleri, Azerbaycan millî uyanışına hız katan yakın dış etkenler olmuştur.

Azerbaycan'daki bağımsızlık harekâtının büyük bir hızla yayıldığını gören Moskova, Baku'ye tankları ile girerek 20 Ocak faciasını yaşattı. Bağımsızlık harekâtını yok edeceğini zanneden Moskova, yanıldığını çok geçmeden anlayacaktır. Artık Azerbaycan'ın bağımsızlık hareketini kimse engelliyemeyecektir.

7 Haziran 1992 Başkanlık seçimleri sonucunda Elçibey başkan seçildi. Artan baskılara dayanamayan Rus kuvvetleri Mayıs 1993'de Azerbaycan'dan ayrılmak zorunda kaldı. Elçibey hükümeti, amacının laik ve demokratik bir devlet yaratmak olduğunu açıkladı. Ancak başta petrol olmak üzere, tabii yeraltı ve yer üstü kaynakları, Azerbaycan'ın düşmanlarının sayısını artırıyordu. Azerbaycan Devleti etrafındaki entrikaların son halkasında Suret Huseyinov'un darbesini görüyoruz. Başlayan olaylar, Elçibey'in Başkanlıktan çekilmesi ile sonuçlanmıştır. Bundan sonra büyük devlet tecrübesine sahip olan Haydar Aliyev dönemi başladı. Bu dönemde de birçok iç ve dış çalkantı yaşanmasına rağmen, bağımsızlığın korunması sağlanmıştır. Bakü- Tiflis-Ceyhan Petrol boru hattı gibi dev ve stratejik öneme sahip projeyi gerçekleştiren Azerbaycan, geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Azerbaycan kalkınma yolunda büyük bir hızla devam eden atılımları ile bağımsız kalma ve bölgesinde önemli bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Birkaç ay önce gittiğim Baku'de ki gelişmeleri görünce İlham Aliyev yönetimindeki Azerbaycan'ın mutlu ve güçlü geleceğe dev adımlarla yürüdüğünü, Azerbaycan'ın artık kötü günleri geride bırakacağına inancım daha da arttı.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.