ATA YADİGARI BİR YAYLA: SERDARBULAK YAYLASI

Tarih : 2019-06-17 / Kategori : Kültür & Sanat

ATA YADİGARI BİR YAYLA: SERDARBULAK YAYLASI yesil_igdir_yemek.jpg Reklam Alanı

Büyük ve Küçük Ağrı Dağı arasında, Küçük ağrı Dağı eteğinde yer alan, Türkiye’nin en yüksek platosu…2500 metre rakımlı.
 

Küçük Ağrı dağı eteği yaylacılığa çok elverişlidir. Aralık İlçesine bağlı Yenidoğan(Ahura)  köyü doğu istikametinde giden yolla bu yaylalara ulaşılır.  Gömük ve Bilican yaylaları önemli yaylalardır. Buralar eksi köy yerleşimleridir. Köyler boş durumda ancak yazın İlçe sakinleri buralara gelerek yaylacılık yapmaktadırlar. Bilican Yaylası içerisinde Serdarbulak olarak anılan bir su kaynağı mevcuttur. Serdarbulak geniş bir düzlükte bulunmaktadır. Serdarbulaktan çıkan sular aşağı yerleşim yerlerine borularla götürülmektedir. Yaylanın Güney kısmında aynı isimle anılan ”Serdarbulak Gölü” bulunmaktadır. Gölde Urartu izleri mevcut.
Yapılan araştırmalarda Serdarbulak isminin burada yaşayan ünlü bir Türk büyüğünden geldiği söylenmektedir. Serdar, Osmanlı ordusunda başkomutan demektir. Serdarbulak yaylası doğusunda bir kışla mevcuttur. Bu kışla yörede Osmanlı Kışlası olarak zikredilmektedir. Rus işgali sırasında da Ruslar aynı kışlayı üst olarak kullanmışlardır. Kışlanın doğu kısmında büyük bir mağara bulunmaktadır. Bu mağaranın sonu yok gibi. Ancak mağara girişi tahrip edildiğinden fazla ileri gidilemiyor. Mağarada Yarasalar oldukça fazladır.
Küçük Ağrı dağı kuzey yamaçlarında ve Serdarbulak düzlüğünün hemen başlangıcında huş ağaçlarından oluşan Küçük Orman ve Büyük Orman bulunmakta.
Serdarbulak düzlüğünden Büyük Ağrının doğu kısmında Sarıkaya denilen mevkiinin başlangıcında Ağrı Dağı zirvesinden aşağılara kadar inen ve yöre halkının “Şip” olarak adlandırdığı bir şelale mevcuttur. Şelalenin düzlüğe indiği yerde yöre sakinleri tarafından yine “Şip Obası” olarak adlandırılan yerde yaylacılık yapılmaktadır. Şip Yurdu olarak nitelendirilen yerin Sarıkaya mevkiine giden yerde bir mağara var. “Buz Mağarası” olarak adlandırılan bir mağara oldukça serindir. Yaylacılık yapanlar burayı buzdolabı gibi kullanmakta.
Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürü görevimi yaptığım yıllarda; 2009 Yılının 14 Temmuzunda dönemin Kaymakamı Hakan HAKYEMEZ ile birlikte organize ettiğim programda “Serdarbulak Şenliği” adı altında bir gezi programı gerçekleştirdik. Iğdır’dan gelen protokol, STK yetkilileri, Iğdır halkı, Aralık çalışanı ve halkı kurulan çadırlarda ağırlandı. Büyük ve Küçük Ağrı Dağı yamaçlarına tırmandı.
Büyük ve Küçük Ağrı Dağı arasında bulunan Serdarbulak, oldukça güzel bir yerdir. Serdarbulak, Türk Tarihine de tanıklık etmiş, Büyük Türk Hakanlarını burada ağılamıştır. 
Eski Oğuzların Part İmparatorluğunu kuran Arsaklılar’ın batıda uç beyliğini kuran Küçük-Arsaklı (arşakunt) Devleti M.Ö. 150- M.S. 430 Yılları arasında altı yüzyıla yakın uzun bir çağ boyunca Iğdır İli ve yakınlarında bulunan kaleleri merkez edinmişler, bu devletin tarihi destanları sayılan Dede-Korkut Oğuznameleri’ni anlatan metinlerde hep bugünkü Iğdır topraklarında bulunan “Sürmeli” (Iğdır Karakalesi) ve yakınlarında  bulunan “Ağca Kala” (Digor/Mireni/Karabağ), Arkuri/Yatan Alatağ (Arkuri/Ağrı Dağı) “Görklü Su” (Aras), “Kara Der” (Zengi Suyu), “Kazılık Dağı” (Arakaz/Elegez), “Gökçe Dengiz” (Gökçe Göl) gibi yerler İç Oğuzların yurdunda gösterilmiştir.
İlhanlılar çağında Eski Oğuzların yaylağı Arkuri/Yatan Ala Tağ’dan (Ahura/Yenidoğan) ibaret Ağrı Dağ’ın göğsünde kurulan yaylalara geçip yaylayan İlhanlıların “Tah- Gahı” ve “Ala Tağ” adıyla anılan Ön Asya’ya hükmetmişlerdir.  (Hülagü Han yazın Ağrı’da yaylaya gelir, (Serdarbulak) kışın Tebriz’de kalır. (1256-1265)
Serdarbulak Yaylası mevkisinden Ağrı Dağına ilk zirve yapan Türk, Rüştü adında bir Yüzbaşıdır. Yzb. Rüştü bu dağa tırmanma hakkındaki görüşlerini şöyle ifade ediyordu: “ Her şeye rağmen Büyük Ağrı’ya çıkmak Türk Ordusu dağcılığı namına kendim için bir gaye olmuştu. Bu yüksek ve korkunç dağa çıkmak şüphesiz basit bir iş değildi. Bu dağın müşkülatını yenmek için her şeyden evvel çok mübrem olan yüksek dağ malzeme ve teçhizatına ihtiyaç vardı.”. Bu düşünceyle işe başlayan Yzb. Rüştü, ihtiyacı olan dağ teçhizat ve malzemelerini tedarik ederek tespit ettiği 50 kişilik bir ekiple 2 Eylül 1933 Cumartesi saat 14.30’da Serdarbulak üzerinden tırmanışa başladı. Bu ekip büyük bir disiplin içinde ve zor şartlarda ertesi gün 3 Eylül 1933 saat 17.30’da Büyük Ağrı Dağı zirvesine ulaştı. Yzb. Rüştü Bey liderliğindeki bu çıkışın ilk Türk çıkışı olduğunu söylemek mümkündür. Böylece Yzb. Rüştü Bey, Ağrı Dağı’na çıkan ilk Türk olarak tarihe geçmiştir.  
     Bu çıkışın bir devamı mahiyetinde 1937 yılında bir Türk çıkışı daha gerçekleşti. Bu da yine bir subayın liderliğinde yapılan çıkıştı. Bu çıkış için Bnb. Cevdet Sunay görevlendirildi. 
24 Ağustos 1937 sabahı çıkış için Serdarbulak üzerinden harekete geçildi. O gece Mıhtepe’de çadırlarda kalındı. 
    25 Ağustos sabah saat 06.00’da tırmanışa başlandı. Saat 11.30’da zirveye çıkıldı.  Bu tırmanışa 11 subay, 13 ve 15 yaşlarında 2 çocuk, 2 gedikli erbaş ve 50 er katıldı. Ancak bunlardan 10 subay, 2 çocuk, 2 erbaş ve 40 er zirveye ulaşabildi. Zirveye ulaştıklarında yanlarında götürdükleri sac mahfaza içindeki Atatürk’ün büstünü de tepeye yerleştirdiler.
    Zirvede bir çukur kazılarak içinde ATATÜRK büstü ve bu 1937 çıkışını gerçekleştirenlerin imzalarının olduğu bir hatıra bırakıldığı belirtilmektedir. Bu büst ile ilgili olarak bu kafile içinde çıkışı gerçekleştirenler arasında ve o zamanlar Teğmen rütbesinde bulunan Fazıl Hüsnü Dağlarca da bazı bilgiler vermektedir. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bu zamanlardaki ismi Fazıl Eratap’tır. Bu olaydan yıllar sonra yazdığı bir şiirinde bu Ağrı Dağı tırmanışını konu etmektedir. Gerek dağ çıkışından gerekse bu büstün yerleştirilmesi esnasında yazılan nottan da bahsetmektedir. 
Dağlarca, “Dağların Sesi” adlı şiirinin bir bölümünde şunları yazmaktadır:                                                                                         
“Yıl 1937 Sürbahan’dan öte Serdarbulak yollarında tanıştık.
Siz topçularla süvarilerle Karaköse’den geliyordunuz, biz piyadeler Erzurum’dan,
Kocaman atlarımız vardı, küçücük atlarımız
Bir sevinçle dere tepe gittik mi, gitmedik mi
Ağrı Dağı’na çıktık mı, çıkmadık mı?”…
Şiirin başka bir bölümünde de şunları söylemektedir:
    “Tanıksınız biz üç piyade teğmeni, solumuzda Türkiye’ce bir mavi,
Nöbetleşe aldık sac kutudaki Atatürk büstünü sırtımıza
    -Ata sağdı o sıra biliyorsunuz dağlarla bir,
Oralardan evrene baktık mı, bakmadık mı,
Ağrı Dağı’na çıktık mı çıkmadık mı?”            
    “Ne demiştik, hâlâ yüreğimdedir, tutanakta:
    “Türkiye’nin en büyük adamının büstünü,
    Türkiye’nin en yüksek dağına armağan ediyoruz”
    Hey hey Türk olarak yücelere aktık mı akmadık mı,
Ağrı Dağı’na çıktık mı, çıkmadık mı?”…
“Gitmediğin Yer Senin Değildir”. Bir Ata Yadigârı Olan Serdarbulak Yaylasında yapılacak yeni organizasyonlarda buluşmak dileği ile…
Ziya Zakir ACAR
Eğitimci-Araştırmacı-Yazar.

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.