I.DÜNYA SAVAŞINDA ERMENİLERİN DOĞU ANADOLUDAKİ KATLİAMLARI

Tarih : 2019-08-17 / Kategori : Kültür & Sanat

I.DÜNYA SAVAŞINDA ERMENİLERİN DOĞU ANADOLUDAKİ KATLİAMLARI yesil_igdir_yemek.jpg Reklam Alanı

        Öğretim Görevlisi Sözer AKYILDIRIM
         IĞDIR ÜNİVERSİTESİ
           Osmanlı Devletinin 14 Kasım 1914’de İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı Almanların yanında 1.Dünya Savaşına girmesi Ermeni Komitelerince büyük fırsat olarak görüldü. Gönüllü alaylar kurarak Rus saflarına katılan Ermeniler, Rus İşgal Kuvvetleriyle birlikte Doğu Anadolu da topraklarımıza girdiler. Ermeniler Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yeni isyanlar çıkartıp, Osmanlı, kuvvetlerini arkadan vurdular. Sivil Türk halkı büyük bir katliama uğratıldı.

         1916 Temmuzunda Ruslar Erzincan’a kadar ilerlemişlerdi.1917 Şubat Rus devriminden sonra Ruslar geri çekilmeye başladılar. Meydan Ermenilere kaldı. Ermeniler bu dönemde Ruslarla işgal ettikleri Türk şehir ve köylerini Türklerden temizlemeye ve zulümlere hız verdiler.1917 yılında Osmanlı orduları yeniden toplandılar.1918’de saldırıya geçtiler. Geri alınan doğu Anadolu şehirlerimizin durumunu  15.Kolordu komutanı kazım Karabekir şöyle anlatır :
         15 Şubat 1918’de Erzincan’ı aldık. Ermeniler pek az karşı koydular. Güzel yapılar ve kışlalar yakılmıştı. Bazılarının içini insanlarla doldurup yakmışlardı. İçi cesetlerle dolu kuyular çoktu. Müfrezem 22 Şubatta Mamahatun’u (Tercan’ı) işgal etti. Burada sağ kalan kimse bulunamadı. Ermeniler bütün ahalisini öldürüp büyük çukura doldurmuşlardı. Her taraf yanıyordu. Aşkale ve Yeniköy’de ise aynı manzara vardı.20 Şubat’ta Bayburt’a geldik. Burada ki cenazeler insanın aklını oynatacak kadar çoktu. Bütün çocuklar süngülenmiş, yaşlılar ve kadınlar samanlıklara doldurulup yakılmış, gençler baltalarla parçalanmıştı. Çivilere asılmış ciğer ve kalpler görülüyordu. Bunları görünce Erzurum’daki kardeşlerimizin imdadına koştuk.11 ve 12 Mart’ta Ilıca ve Erzurum’u aldık. Erzurum’da öyle acıklı manzaralar gördük ki, insanı insanlıktan iğrendiriyordu. Halk gözyaşı içinde şuraya buraya koşuyor, kimisi babasını, kimisi babasını, oğlunu süngülenmiş veya yakılmış buluyordu. Birçok sokakta hiç hayat görülmüyordu… KATLİAMLARIN ARDINDAKİ İSİMLERDEN BİRİ IĞDIRLI  DRO (Drastamat Kanayan)
‘’Ömrünü Türklerin kökünü kazımaya adayan bir katil’’ Günümüzde Türkiye Türkleri arasında tanınmasa da Azerbaycan’da nefret edilen bir isim.1914-1918 arası dönemde Erzurum ,Erzincan, Van ve Kars Vilayetlerimizde 200 bin Müslüman ahalinin katlinden doğrudan doğruya sorumlu kişisi.Savunmasız  Türk ve Müslüman köylerini bombalayıp işgal eden,ardından da bir tek kişinin bile kaçmasına izin vermeyen,bütün köylüleri vahşice öldürüp,evleri yağmalayıp,ahırlardaki hayvanlara el koyup,insanları topluca katleden bir cani,insanlık düşmanı,Türk ve Müslüman ahalinin  sistematik ve etnik temizliğinden sorumlu katil.
31 Mayıs 1884 yılında, o dönemde, Rus İmparatorluğu sınırları içinde ki Iğdır’da Köyünde dünyaya geldi .Babası tüccardı.’’GAGO ‘’ lakaplı bir Ermeni ailesinden gelmekteydi. Martiros Kanayan ve Horom’un oğluydu. Erken yaşlarda Iğdır’da bir anaokuluna kayıt oldu. Okul çevresinde bulunan askeri birlikleri seyretmekten büyük bir mutluluk duyuyordu. Rus işgali altındaki Iğdır’da Rus Piyade birlikleri, sınır muhafızları ve Kazak askerleri vardı. Oğlunun kitaplara ve öğrenmeyle ilgilenmediğini  fark eden baba Martiros ,onu Iğdır’daki okulundan alıp Erivandaki Gymnasium okuluna kaydettirdi.
Drastamat okulunda iyi bir öğrenci değildi. Çünkü okulunda Rusça eğitim veriliyordu. Ermeni dili ancak dinsel eğitimde veriliyordu. Ruslaştırma politikası vardı ve bu da Drastamatı rahatsız ediyordu.
General Andranik (Şebinkarahisar doğumlu)in Osmanlı İmparatorluğundaki başarılarından ve yaygınlaşan Ermeni Milliyetçiliğinden  etkilenen Drastamat Ermeni Devrimci Hareketine(Taşnaksütyun)katıldı . 12  Haziran 1903,Çarlık otoriteleri, tüm Ermeni kiliselerinin mülklerine el koyma teşebbüsünde bulununca, Ermeni liderleri ve muhalefeti kitlesel gösterilere başladı, Drastamat bu gösterilerde aktif olarak bulundu..Şubat 1905’de Bakü’de  ortaya çıkan Ermeni-Azeri çatışmasında, Ermeni ölümlerinden sorumlu tuttuğu şehrin valisi,Prens Nakashidze’yi,11 Mayıs 1905 ‘de ( Drastamat henüz 21 yaşındaydı) bombalı saldırıyla sokak ortasında öldürdü. 
1.Dünya Savaşı’nda Rusya İmparatorluk Ordusu’na bağlı olarak oluşturulan Ermeni Gönüllü Alaylarında görev aldı.Gönüllü Alayın ikinci taburunda  ilk defa Bayazıt yakınlarında savaşa girdi. Yirmi dört saat süren savaş’ta Dro ağır yaralandı. Durumu oldukça ciddiydi. Ancak onun taburu Eleşkirt, Tutak, Malazgirt ‘te on bir savaşa girdi. Osmanlı ile giriştiği bu savaşlardan sonra, popüler bir askeri lider haline geldi. Mart 1918 ile Nisan 1918 arasında Ermeni Milli Meclisi tarafında Ağrı’nın  işgal ile görevlendirildi.21-29 Mayıs 1918 ‘de Bash Aparan Savaşınında Ermeni Kuvvetlerinin komutanıydı.1918 Nisan’ında kurulan Demokratik Ermeni Cumhuriyeti tarafından Batı Ermenistan Yönetimi Askeri komiserliğine atandı. Kars ve Erzurum cephelerinde Osmanlı Ordusuna karşı savaştı. Aynı yıl Ermenistan Savunma Bakanlığına getirildi.
  1918 yılında birlikleri ile Iğdır üzerine taarruz ederken Melekli –Taşburun arasında, Erivan Gimnazyumu ve Iğdır’dan çocukluk arkadaşı olan Iğdır Milli Cumhuriyeti Başkanı Ali Ekber Tufan komutasındaki milis Türk birliklerine karşı mağlup olmuştur. Esir düşmek üzereyken son anda kurtulmuştur.
1920 yılı başlarında Drastamat Kanayan  Azerbaycan topraklarından, Şuşa yakınlarına kadar ilerledi. 21 Mart -22 Mart 1920’de Novruz Bayram’ı kutlarken Karabağ Ermenileri ayaklandı. Bu ayaklanma da binlerce Azerbaycan Türkü Ermeni  güçlerince öldürüldü.7000 den fazla ev yakıldı. Dro ve adamları Şuşa Kentinde de aynı katliamları yaptılar ve binlerce Azeri Türkünü öldürüp ,mallarını mülklerini yağmaladılar.1920 yılı Nisanında  Kızılordu Dronun Karabağı terk etmesini  bildirdi.14 Kasım 1920 de Iğdır Kazım Karabekir komutasındaki TBMM ordusu tarafından Ermeni güçlerinden temizlenirken Dro ,Gümrü Anlaşmasını imzalayan heyetin içinde bulundu.1 Aralık 1920 de Ermenistan’dan kaçmak zorunda kaldı. İran’a gitti. Daha sonrada Almanya’ya  yerleşti.
Almanya’daki uzun sürgün döneminde Nazizm’in yükselişini ilgi ile izleyen Ermeni çeteci, Nasyonel Sosyalist İşçi Partisi’nin iktidara gelişiyle birlikte kendisini Adolf Hitler’e yakından tanıtmakta gecikmeyecekti. Hitler, yabancı ırklardan kişilere güvenmek gibi bir huyu olmamasına karşın, katliam konusundaki zengin referans listesini görünce bu Ermeni faşistine tam yetki verip onu generalliğe terfi ettirdi ve SS birliklerine bağlı 812. Ermeni Taburunu kurmasını sağladı. Çoğunluğu Ermenilerden oluşan ve ilerleyen yıllarda Ermeni Lejyonu adını alacak olan bu taburun ilk aşamadaki görevi Almanya içinde Yahudi ve Çingene avı yapmak, sonraki aşamalarda ise doğu cephesinde Ruslara ve savaşın bir sonraki aşamasında Türklere karşı çarpışmaktı.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında işkence ve toplu katliam konusunda adeta bir ‘’GURU’’ya dönüşmüş olan Dro ,bu konulardaki büyük maharetiyle kısa  sürede Nazileri de kendisine hayran bıraktı. SS’ler arasında ‘’Yahudi Avcısı’’ adıyla  nam saldı.Hitler ,Almanya içindeki etnik temizlik operasyonunu tamamladıktan sonra ,Dro’yu  taburu ile birlikte Kırım ve Kuzey Kafkasya’nın işgal  edilmiş bölgelerinde düzeni sağlayan’’ Sadık bir maşa’’ olarak kullanacaktı.
Nazi Almanya’sı  1945’te teslim bayrağını çekince, Dro’ya bir kez  daha ‘’Gurbet  Yolları ‘’ gözüktü. SSCB açısından tartışmasız bir vatan hainiydi. KGB’nin hazırladığı  listede en önemli savaş suçluları arasında yer alıyordu. Hem ABD ,hem İsrail, hem de SSCB savaş suçlusu  Nazilere karşı bir insan avı başlatmıştı .Beyrut’a gitti, sade bir vatandaş kimliği ile Tuhafiyecilik yaptı. Bir süre sonra bu eli kanlı katil, Diaspora Ermenilerinin cömert yardımlarıyla bütün yasal formaliteleri aşarak ABD’ye ‘’göçmen ‘’ sıfatıyla girmeyi başardı. Yanında hayatı boyunca bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bir servet de götürerek Boston’da Massachusetts eyaletine yerleşti. Burada kendisine FBI   tarafından yapılan tek uyarı, ’sesini kesip, az konuşmasıydı’ ,’ o da çaresizce bu tavsiyeye uydu.
ABD’de ikamet ettiği sürece’’ kaçak Nazi avcısı’’,Yahudi ajanları tarafından bir kez bile rahatsız edilmeden krallar gibi yaşadı.1956 yılında 72 yaşındayken öldü ve hayatının 11 yılını geçirdiği Massachustts’te gömüldü. 
1990 yılların sonlarında Ermenistan Devleti’ ’Bu büyük  milli kahramanın mezarının ABD’de olmasının bütün vatanseverlere acı verdiğini’’ belirterek, Ermeni  Diasporasına acil yardım çağrısında bulundu. Çağrının sonucunda ABD Ermenileri yalnızca iki gün içinde bir milyon dolar toplayarak gereğinin yapılması için Erivan’a  gönderdiler. Devlet başkanı  Robert Koçaryan, aranan kaynağın bulunması üzerine hemen harekete geçerek Aparan Kentinde, piramit  biçiminde gösterişli bir anıt mezar inşa ettirdi .Dro’nun kemikleri 2000 yılı Mayıs ayında,44 yıldır gömülü olduğu Massachusettes’deki mezarlıktan çıkarılarak Ermenistan’a nakledildi.29 Mayıs 2000 tarihinde Bash Abaran savaşının yıl dönümünde Aparandaki anıt mezara gömüldü. 
Ermeni Baş Patriği 2.Karekin’in yönettiği cenaze töreninde elli bin kişi hazır bulunmaktaydı. Ülkesinde aziz ilan bu elleri kanlı katil adına devlet nişanı da düzenlenir
 
SONUÇTA:
Amerikalı Elçilik Görevlisi anlatıyor ,(…)’’Sonra Dro’nun birlikleri geldi. Sırada ilk olarak düz siyah saçlı ve iri gözlü bir Müslüman kız çocuğu vardı. En fazla on iki yaşlarında görünüyordu. Onu, biraz önceki yağmadan dolayı istifledikleri çuvallardan yerlere saçılmış olan tahıl tanelerinin üzerine yüz üstü yatırdılar. Ermenilerden biri, çevreye fazla kan sıçramaması için tüfeğini onun hemen iki göğsünün arasına uzattı ve bu mesafeden tetiği çekti. Ateş ettiği noktada, kurbanın ev yapımı basma elbisesini anında kırmızıya boyanan bir kan lekesi oluştuğunu gördüm…
Ardından sıra, on yaşında ya da daha küçük bir Müslüman erkek çocuğuna geldi. Üzerinde ham deriden bir ceket ve kısa bir pantolon vardı. Saldırganlar tarafından patika yola yüzüstü yatırıldı. Bu sırada, taşıdığı kalaydan yapılma kap elinden yuvarlanıp gitti. Onu da vurdular. Kurşun çocuğun ense kökünün biraz altından girip omurgasını parçaladı.
Bu esnada, çevremde yetişkin Müslüman köylülere yönelik kıyım da bütün hızıyla devam etmekteydi. Fakat ben bu manzaraya ancak belli bir süre tahammül edebildim. Sonradan Dro’nun yanındaki Ermeni Albay köyden tek bir canlının bile kaçmaya fırsat bulamadığını ve hepsini teker teker öldürdüklerini anlattı.’’
Dönemin ABD İstanbul Büyükelçiliği memurlarından Robert Dunn’ın savaş anıları, ’Yaşayan Dünya: Kişisel Bir Öykü’’,Crown Yayınevi, New York 1952 sayfa 361

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.