GEÇMİŞTEN KALANLAR..

Tarih : 2020-04-01 / Kategori : Kültür & Sanat

GEÇMİŞTEN KALANLAR.. Reklam Alanı

           Iğdır'ın adı ile meşhur Eğri sokağı vardı, eskiler bilirler bir tarafı Nuhnebi camii, bir yanı keçe yapan esnaflar, bir tarafı eski han yeri, yılan gibiydi gerçekten, adını da bu benzerliğinden almıştı galiba. Karaağaç mahallesinin girişi idi.
 

Aynı zamanda Yeşil Iğdır gazetesinin ikamet ettiği Eğri sokak. Yıllarca idari ofisimiz ve matbaacılığımızın merkezi olmuştu. 1955 ten beri Gazeteyle haşır neşir olmuş, yanından (Çıraklı arkı) sulama kanalı geçen, önünde bir dut ağacı olan, birçok insanın okuyup feyz aldığı gazetemizin çıktığı, matbaacılığı öğrendiği, derdini paylaştığı, sesinin ulaşmasına vesile olan, tabir yerindeyse ata ocağı.
 
Gazetenin önünde H. Salih Şıktaş (Gazetemizin Sahibi Rahmetli Babamız), H. Ennağı Arslan (rahmetli Zülfikar köyünden), H. Paşa Akyıldız (rahmetli hocam Mesul müdürümüz idi), H. Beytullah Taşbağ (rahmetli Karakoyunlu ilçesinden) oturmuşlar sohbet ediyorlardı. Ben de çay ikram ediyorum rahmetli büyüklerime.
Sohbet döndü dolaştı siyasete geldi. Zaten seçim arifesi günleri, İlin Belediye Başkan adayları belli olmuş, kıyasıya yarışma var. Yani, küçük yerlerin büyük heyecan yaşadıkları dönemlerden bir gün.
 
Rahmetli babam söz alarak "Hacı (rahmetli H. Ennağı amcaya) sence bu seçimin sonucu nasıl olur, nasıl görüyorsun gidişatı, fikrin nedir?" diye sordu.
Usta bir konuşmacı, sözünün nereye varacağını bilen biri olarak rahmetli H. Ennağı Arslan önce şöyle bir fıkra anlattı.
"Hacı, günün birinde bir köyde ramazanlık ayını tutmaya başlayan halk günleri sayma problemi yaşamışlar, kaçıncı günü olduğunu unutmamaları için köyün hocasına akıl danışmışlar. Hoca da köylüye "cemaat rahat olun ben bir kazan ayırmışım her gün içerisine bir küçük taş atacağım ve siz sorduğunuzda taşları sayıp size kaçıncı günde olduğumuzu söyleyeceğim" der ve köylüde rahat nefes alır.
 
Hoca gerçekten aynı şekilde yapmaya başlar, sorduklarında da kaçıncı günde olduklarını söyler.
Lakin gel gelelim köyün afacan çocukları bu işi 'hoca taşlarla oyun oynuyor galiba' diye düşünürler ve bir gün kazanı taşlarla doldururlar.
Köylü, gün sayısı hakkında hocaya müracaat edince hoca kazana davranır, saydıkça sayar ve bakar ki taş elli tane olmuş. Hoca şaşırır. Ramazan ayı otuz gün olduğuna göre elli taşa ne desin.
 
Hoca cemaate döner ve çaresizliğini itiraf eder gibi derki "ey cemaat, kazan'a göre ramazanlık bitmiş ama bana göre daha devam ediyor"
Bir gazeteci olarak soru soran rahmetli H. Salih Şıktaş'a atfen "Şimdi sayın hacım, falan Hacı'ya göre bu iş bitmiş ve adayı kazanmış fakat bana göre daha belli değil, biraz erken" dedi.
 
Sohbetteki büyüklerimiz kahkaha atıp çayları yudumlayıp, dut ağacının gölgesinde, su akan Çıraklı arkının serinliğinde sohbetlerine devam ettiler.
Vefat etmiş büyüklerin hepsini Allah rahmet etsin..

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.