SABİR RÜSTEMHANLI’NIN “ÖLÜM ZİRVESİ” ROMANI ÜZERİNE BİR NEÇE SÖZ..

Tarih : 2020-04-30 / Kategori : Kültür & Sanat

SABİR RÜSTEMHANLI’NIN “ÖLÜM ZİRVESİ” ROMANI ÜZERİNE BİR NEÇE SÖZ.. Reklam Alanı

Emir ŞIKTAŞ
Azerbaycan'ın kalemi güçlü yazar ve şairlerinden Sabir Rüstemhanlı, 1946 Azerbaycan doğumlu. Filoloji fakültesi ve ardından Nizami Edebiyat Enstitüsünde doktorasını yapmış, Milletvekilli seçilmiş ve Matbuat Bakanlığı yapmıştır. Bir çok şiir, roman, poema, deneme yazarı. Kitapları bir çok dile çevrilmiştir. Kitaplarının önemli bir kısmını Gence üzerine yazılmıştır. Gence kapısı, Cavad Han, Ölüm Zirvesi’ni sayabiliriz. “Ömür kitabı” ise halk hareketinin başlamasına sebep olan bir eser.
Yazar Rüstemhanlı “Ölüm Zirvesi” romanında Gence tarihini Nadir şah’tan başlamak üzere kaleme almış, yaşanan olayları tarihi gerçeği ile abartısız ve tarafsız yansıttığı görülmektedir.
 

Kitabı çeviren, İlimizde de bir dönem görev yapmış Hocamız yazar İmdat Avşar’dır. İmdat beyi bu eseri okuyucularımıza kazandırdığı ve başarılı tercümesinden dolayı kutluyorum.
İran Safevi devleti hanı Nadir han’ın Şah olma isteğine tepki gösteren Karabağ ve Gence beylerbeyi Uğurlu han başlarına geleceği sezer ve ardından Nadir han, bey, sultan, melih, kent hudalar, hanlara birer mektup göndererek şahlığını kabul etmelerini ister ve akabinde 1736 yılı Nevruz bayramında da ilan eder.
Karabağ ve Gence beylerbeyi Uğurlu han taç giyme töreninde imza sırasının geç gelmesini bahane ederek törenden ayrılır.
Nadir Şahın yanından ayrılmayan ve “hep seninle beraberiz bize sahip çık” diyen Ermeni Teymuraz, oğlu ve papaz, fırsat kollayıp Nadir Şaha 15 yaşında bir Ermeni kız hediye gönderirler. Nadir şah taleplerini kabul edip Ermeni Melihleri lehine karar verir. Amacı şahlığına karşı çıkan Gence ve Karabağ beylerbeyini kızdırmak.
Osmanlı devletiyle Safevi devletini, şah Tahmazı tahta getirerek sürtüştürmek isteyen Rusya’nın bu fikrini öğrenen Safeviler Tahmazı öldürür ve Nadir şahın Osmanlılar üzerine değilde Petersburg’a yönelmesi dostluğu geliştirir. Nadir şahın zihninde Bağdat savaşından sonra milletinin başına gelecek felaket sonrası enkazda kaç bin kan kardeşi kalacağı sorusu oluşmuş, Osmanlı devleti ile savaşa son verme, mezhep ayrılığını ortadan kaldırma, iki Türk ve Müslüman devlet arasında uzun müddetli ve sürekli barışı sağlama düşüncesi zihninde kabul görmüştü.
Kars ve Gence kuşatması kaldırılınca, Türk hanları, beyleri, Nadir şahın zayıfladığını, Ermeni ve Gürcülerin güçlendiğini öğrenince dağılmaya başlarlar, Karabağ ve Gence hanlığı bölünür ve Gence hanlığı kurulur.
Gence hanı olan Ziyadhanoğulları soyuna mensup Cavad Han’ın ömrü, Gence’de hastalık, ekonomik sıkıntı, diplomatik mücadeleler, halkını korumaya çalışma ile geçer. Şeyh Nizami ocağı şeyhi ve yakın dostu, danışmanı olan şeyh Yusuf ile her işin üstesinden fikir teatisinde bulunarak gelir.
Başka bir açıdan baktığım da Azerbaycan’ın, Hanlıklar döneminde çektiği acılar, birbirleriyle savaşlar, güçlünün zayıfı ezmeye çalışması, fikir birliği olmaması, çok başlılık, destek bulamama, kıskançlık gibi kazancı olmayan ve halka verdiği zararları vurgulanmaktadır.
Cavad han, diğer hanlardan destek görememenin yanı sıra, kendisinin insanlık adına, misafirperverlik duygularıyla yerleşme izni verdiği Ermeni Melihleri zaman içerisinde güven kazanmışlar ve Çar Deli Petrodan ileri giderek Derbent ve Şamahı’ya ayak basan General Zubov, Knorring, Sisianov ve benzerleri Ermeni Melihleri tarafından sürekli desteklenmiş, bilgi sızdırılmış ve diğer hanlıklar döneminde de yaptıkları gibi en zor anda düşman saflarına katılmış, ihanet etmişlerdir.
Roman da, sıkıntılı yaşantıya rağmen Gence’de sosyal hayatın da devam ettiğini görmekteyiz. İbrahimhalil hanın danışmanı Molla Penah Vagıf’da ölümden kurtularak Gence de Cavad hana zorunlu misafir olur ve hanın isteği üzerine yazdığı şiiri okur;
Ehl-i zulmü nice berbad eyledi bir lahzada,
Hükmü adil padişah-ı kadir-i kahhara bak!
***
Baş götür bu ehl-i dünyadan ayağ tuttukça gaç,
Ne kıza, ne oğula, ne aşina, ne yare bak!
***
Vagıf’a göz yum, cihanın bakma hub u ziştine,
Yüz çevir al-i ebaya, Ahmed-i Muhtara bak!
 
Ermenilerin yaptığı ihanetleri gören Cavad han içten isyan etmekte ve “boş verin diğerlerini, Han oğlu Kerem ile Aslı’ya yaşama şansı tanımayan Ermeni Keşişi babanın yaptıkları onlardan nefret etmek için yeterde artar bile” diye içinden geçirir. Aşık İslam’ı sıkıntılı günlerinde efkar dağıtmak için davet eder Cavad han. Kerem ile Aslı’dan söylemesini ister. Aslıya giydirilen elbisenin düğmelerini açamayan Kerem’in diliyle Aşık İslam şöyle der;
Aman felek, dad eylerem elinden,
Açılsın Aslı’dan düğme ben öldüm.
Aslıhan ağlarda, Kerem tutuşur,
Açılsın Aslı’dan düğme ben öldüm.
Atan Keşiş, kiliseden kendi var,
Hilekardır, bilmek olmaz, fendi var,
Bir düğmenin seksen sekiz bendi var,
Açılsın Aslı’dan düğme ben öldüm
***
Bahar gelsin dağlar, karın erisin!
Kerem ömrün bu gurbette çürüsün,
Düğme kesen zergar, elin kurusun,
Açılsın Aslı’dan düğme ben öldüm.
Aslı;
Bize Haktan bir inayet olur mu?
Maceramız hoş rivayet olur mu?
Mahşerde görüşmek kısmet olur mu?
Yandı Kerem, saldı beni bu derde.
***
Ben Aslı’yım, yitirmişim merdimi,
Bülbül uçtu har alınca yurdumu,
Açın mezarını, görüm derdini,
Yandı Kerem, saldı beni bu derde.
Cevad Han, Genceye yaklaşmakta olan Çar ordusu tehlikesini bilmekte, fakat yeterli asker, top, cephane gücü olmadığı için sıkıntı yaşamaktadır.
Şeyh Yusuf’un Kızı Afak’ı, oğlu Hüseyingulu ağaya alan Cavad han biran önce düğünlerini yapmak ister, daveti hanlarla buluşup destekte istemek düşüncesinde olur. Nizami ocağı şeyhi Yusuf, Nizami dededen iki beyit okur;
 
Doğrulukla kurtulursun her ağrıdan, acıdan,
Doğruluk senden olsun, zaferlerse Tanrı’dan.
 
Nizami’nin doğrudur, hilkati de, kalbi de,
Başa çatar, inşallah, her işi, metlebi de!
 
Cavad Han da inşallah der ve düğünü yaparlar ama bazı hanlar gelmez, gelenler de de yine fikir birliği yoktur, korku sarmıştır yüreklerini..
 
Diğer yandan ise şeyh Yusuf, Nizami ocağının elinde olan bilgi dolu kitapları ele geçirmek isteyen Ermenilerin olduğunu ve ocağın sürekli takip edildiğini bildiği için ocaktan ayrılmamakta, ama tedirgindir.
Şeyh Yusuf’u merak eden Cavad han Nizami ocağına gelir bir süre şeyh ile sohbet ve vedalaşmadan sonra dışarı çıkar ve takip edildiğini fark eder, şiddetli çarpışmalardan sonra konuşmasından ermeni olduğu anlaşılan bir çetenin suikastına uğradığını anlar, çoğunu gebertir ve bir kısmı da kaçar. Şeyh Yusuf’un da yardımıyla elbette.
Rus General Sisianov, Cavad han ve askerlerinin savaşçı olduklarını bildiği için saldırmak taraftarı olmaz. Lakin, geceyle gelen Cavad hanın Gence’de ki Ermenilerinin Melihi askeri bilgileri verip, tuttukları Gence kalesi kapısını saldırı olur olmaz açacaklarını ve Rus tarafına geçip Türk kuvvetlerine saldıracaklarını vaad edip, isteklerinin ise yanlız Nizami ocağındaki Ermeni kitapları olduğunu söylemesi .
Top gücü ile zarar göreceğini bilen Cavad han sürekli saldırır ve düşmanı bunaltır. Kaleye çekilip savaşmayı öneren Hüseyingulu ve komutanlarını, savunmaya geçmenin kendisine zarar getirceğini tahmin eder fakat kıramaz ve kalede düşmanı bekler. Askerinde bunalmayı gören Çar ordusu toplarla dövmeye başlar Genceyi. Ermeniler içme sularına pislik bulaştırır, içilmez hale getirirler. Dışarıdan kimse yardımlarına gelmez, gelemez. Her hanlık Ruslarla iyi geçinmek, şirin gözükmek adına yardıma gelmezler. Zaten, İran Safeviler ve Osmanlı’dan da bir destek olmayacağını bilen Cavad han ölümüne savaş meydanını terketmez.
Kaleye saldıran düşman içerideki düşmanla birleşir ve Gence kuvvetleri birçok Rus askerini ve ihanetçi Ermeniyi öldürürler ama oğlu Hüseyingulu ağa, “Türk ölmeden toprağını teslim etmez” düşüncesinde olan babası Cavad han ve diğer kahramanlar savaşarak şehid düşerler..
Gencede kan gözdeyi götürür, taş taş üstünde kalmaz. Her tarafı yağmalarlar. Şeyh Yusuf ise Nizami ocağında şehid olur.
Bu savaşan Gencedir,
Gülü pençe pençedir,
Bir gün yada eğilmek,
Bin yıllık işgencedir.
***
Kan garıştı suyuma,
Vay garışdı toyuma,
Genceye düşman neyler,
Kardeş gelse hayıma
 
General Sisianov, Hüseyingulu hanın amcası oğlu tarafından mavzer ile ciğeri deşilerek “Cavad han bağışla yardımına gelememiştim ama intikamını aldım” diyerek başını bedeninden ayırır..
Cavad han ve Gence şehitlerinin ruhları şad olsun..

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.