“KIRK OL GÖRÜRSÜN”

Tarih : 2020-05-18 / Kategori : Kültür & Sanat

“KIRK OL GÖRÜRSÜN” Reklam Alanı

Emir ŞIKTAŞ
1970 eğitim öğretim yılı başlayınca bende ortaokula başladım.
Iğdır’a yeni gelmişim. Çevreye adapte olabilmek için kaldığım evden komşumuzun oğlu Ayhan’la birlikte hareket ediyorum.
O dönem sinemaların en revaçta olduğu dönemler, akşamlar sinemaya gitme hastalığına yakalanmışız tabir yerindeyse. Haliyle nerdeyse rutin olarak sinemaya gidiyoruz. Gece yarısı sinemadan çıkan öğrenci ne kadar ders çalışabilirse bende o  kadar çalışabiliyorum. Sabah erken okula gidiyorum ve öğlen sonrası yine sinema.
 

Yani arkadaşa uydum desem belki sorumluluktan kaçış olacak ama arkadaş gidelim deyince uyum sağlıyorum. Zaten başka çevrem de yok. Sanki Ayhan’la da arayı bozarsam yalnız kalacağım gibi bir korku doluyor içime.
Bu sinema işinin meyvesini de dönem sonunda aldım tabi. 9 dersimden ikisi sadece ortaydı.
Arkadaşımın ise tam tersiydi nedense.
İşin vehametini hisseden babam da, rahatsız ve ağır iş yapamaz durumda olması nedeniyle Yeşil Iğdır gazetesi matbaasının idaresini devraldı ve gazete binasında kalmaya başladı. Bende doğal olarak yanındayım ve derslere aksatmadan çalışıyorum. Matbaacılık mesleğine yeni atıldığımız için babam da işi bilmiyor ve çok zorlanıyoruz.
Meslek saatlerce el becerisi ile uğraşıyı gerektiren, hurufat üzerine basılı harflerin tek tek dizilik işlevini bitirdikten sonra tekrar yerlerine dağıtımı şeklinde olduğundan baya uğraştırıcı. Buna bir de iş bilmezlik eklenince sabır tükeniyor.
Neyseki imdada Nevruz Karasu abi yetişti. Askerliğini bitirmiş, yeni gelmiş, tecrübeli. Haberi rahmetli Hacı Fazıl amca kağıda yazmadan söylüyor ve mürettipte şakır şakır kumpasa harfleri alıp diziyor. Haberler ve köşe yazısı tamamsa hemen gazete kalıbının dizgisine geçiliyor, büyük puntolarla haber başlıkları diziliyor, hemen baskıya geçiliyor. Yarın ki gazetenin tekrar erken yetişebilmesi için önce dizilip, baskısı yapılanlar tekrar yerlerine dağıtılıyor ve tekrar haberleri harflerle dizme çalışmasına başlanıyor.
Bende, hem okuyorum, hemde mesleği öğrenmeye çalışıyorum.
Yani ekmek kavgamızı artık topraktan ya da babamızın “usta” diye çağrılmasına vesile olan ekskavatör operatörlüğü, terzilik, tenekecilik, sepet örme, bakkallık, hayvancılık, ziraat, duvar yapma vs. değil, matbaacılıktan sürdürmeye başlamışız.
Rahmetli babam H. Salih Şıktaş 43 yaşlarında idi. 1958’de Iğdır DÜÇ. Grayderlerinde, sonra özel sektörde Yalova da bir çok su kanalı açma çalışmalarında gece gündüz çalışmış ve böbrek rahatsızlığı başlayınca işi bırakmıştı.
Lakin motor ustalığı, alet kullanma, tamir etme becerisi çok iyiydi.
Sık sık sırt ağrılarından şikayet eder ve sırt kaslarını ezmeye çalışırdı. Sesli olarak “vayvayvay” diye kendi kendine yakınırdı.
Yeni askerden gelmiş, genç Nevruz abi hemen sordu “Usta hayırdır, ne oluyor böyle sızlanıp duruyorsun.”
Rahmetli Babam da, “Nevruz kaç yaşındasın” diye karşı soru sordu.
Nevruz abi “23 gibi” dedi.
Babam da “Kırk ol görürsün” diye karşılık verdi.
Daha sonra Nevruz abi, Karakoyunlu belediyesinde çalışmaya başladı. Yıllar geçmiş, aynı akibeti yaşamaya başlamıştı. Yaş 40’a ulaşıp, çeşitli ağrı ve hastalıklar peydah olmaya başlayınca gelir Usta’nın ziyaretine ve der ki “usta haklıymışsın, 40 dedim ve “vayvayvay” sesim başladı.”
Rahmetli Babam da gülümseyerek, yaşadığı tecrübesi sonucu “Kırk ol görürsün” sözünü söylediğini belirtti.
Benim, ikinci yarı okul durumumu merak ediyorsanız diyeyim. İkinci yarıda ben sınıfı direk geçtim. Karakoyunlu’yla tam irtibatı kestik ve evimiz de Iğdır’a geldi. Abim H. Sabri Şıktaş da bizimle gazetede çalışmaya başladı.
Aile bir arada olunca bende kendime çeki düzen verdim. İlk yarının vehametini üzerimden attım.
Arkadaş çevrem okulda olsa dahi dışarıda değişti.
Gazeteyle, edebiyatla, şiirle, haberle, en çokta abone olduğumuz Tercüman gazetesinde yazan rahmetli Ahmet Kabaklı’nın edebi yazıları ile tanıştım. Deryami babanın, Hamit eminin, Fazıl amcanın, Aşık Famil’in, Ramiz eminin, Salih baba’mın, Paşa amcanın ve isimlerini sayamadığım rahmete gitmiş ve yaşayan büyüklerin şiirleriyle ve yazılarıyla tanışma fırsatım doğdu.
Yeşil Iğdır Gazetesinde şiir, atasözleri, düğün geleneği, köşe yazılarım yayınlandı. Bazı dergilerde şiirlerim yayınladı. 
 Rahmetli Babamız H. Salih Şıktaş’ın söylediği “40 ol görürsün” sözünü bende tekrar ediyorum.

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.