Arslantürk AKYILDIZ SINIR KAPILARIMIZ
Tarih : 2010-05-12
Tüm Yazılar

Arslantürk AKYILDIZ



    Üç ülkeye komşu tek ilimiz olan Iğdır, yıllardır köşesine çekilmiş, adeta varlık içinde yokluk içerisinde kıvranmaktadır.Gün geçtikçe şehir kan kaybetmekte, içine kapanmaktadır. Bu durum elbette, yeni sıkıntıları, problemleri beraberinde getirmekte.
    Gerçekten bu Iğdır’ın kaderi midir, Yoksa yanlış algılanmalar, uygulamalar mı bu sonucu doğurmaktadır?
Dünyada mitolojik, tarihi ve doğal güzellikleri açısından değeri tartışılmaz olan  Ağrı Dağının, Turizm açısından öneminin anlaşılamamasını, Aras Nehrinin suladığı mümbit toprakların yeteri kadar değerlendirilememesini  izah etmek ne kadar mümkün değilse, Iğdır’ın makus talihini yenecek öneme sahip olan sınır kapılarının açılamamasını anlamak da o denli zordur.
    Iğdır’ın kuzey komşusu olan Ermenistan ile olan problemler malum… 
    Ermenistan ve dolayısı ile Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyadaki diaspora örgütlerinin olumsuz ve düşmanca tutumları, ipleri daha da germekten başka hiçbir işe yaramadığı, son gelişmelerle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Amerika Birleşik Devletleri ile bazı Batı Avrupa devletlerinin başını çektikleri ve büyük oranda iç siyasi hesapların rol oynadığı bilinen dayatmalar ile Türkiye’yi köşeye sıkıştırma girişimleri zaman zaman karşımıza çıkarılmaktadır.
    Son olarak “Ermeni açılımı” olarak Kamuoyu’na lanse edilen, “Türkiye- Ermenistan sınırının açılması”nı sağlamaya yönelik kampanya bizce hiçte sürpriz olmayan neticeyi doğurmuştur. Türkiye’nin haklı olarak tarihi, siyasi ve stratejik talepleri ile Karabağ konusundaki kırmızıçizgisi orta yerde dururken, “sınır kapısı mutlaka açılaması gerekir” tezini öne sürmek ve dayatmak ne kadar gerçekçidir? Türkiye’nin haklı talepleri karşılanmadan, sırf belli çevrelerin arzusunu yerine getirmek ne kadar doğrudur? Elbette ki biz hiçbir milletle ilelebet düşman olmayı arzu eden bir millet olmadık ve olamayız.
    Ancak, bu düşmanlığın müsebbibi bizler olmadığımıza göre, çözüm noktasında bizlerin gösterdiği gayretin, düşmanlığı besleyen, adeta bundan nemalananlarında idrak etmesi gerekmez mi? Sınır kapısının açılmasını gerçekten isteniyorsa, makul olmanın yollarını  aramaları daha doğru olmaz mı? Onlar bu hezeyanlarından vaz geçmedikleri sürece, ilişkilerin düzelmesi ve sınır kapısının açılması da mümkün değildir. Bunun dışındaki bir tavır kendimizi inkâr manasına gelir. Türkiye’nin sınır kapısının açılması ile ilgili şartlarının bilinmesine rağmen, bunları görmezden gelip dayatma yapmak, adeta ipe un sermektir. Dolayısı ile yakın dönemde sınır kapılarının açılması mümkün görünmüyor.
    Iğdır’ın komşu olduğu diğer bir ülke ise bilindiği gibi İran’dır. Aslında Türkiye ile İran arasında adı olan,  ancak aslı olmayan bir sınır kapısı mevcut. Ne hikmetse Boralan sınır kapısı olarak bilinen bu kapının, işler hale gelmesi ne zaman gündeme gelse sebebi bilinmeyen bir direnme ile karşılaşılır. Sebep nedir, niçin açılmaz bu kapı…?  Bir bilende kalkıp da izah etme zahmetine katlanmaz. Bu kapının açılmasının başta Iğdır olmak üzere bölge için önemini bilmeyen yoktur. Gürbulak sınır kapısından geçerek Iğdıra gelip alışveriş yapan İranlıların, bilhassa ticari manada oluşturdukları olumlu hava, birçok sektörün yüzünü güldürmüştür.
     Boralan sınır kapısının açılması, karşılıklı ticareti çok daha ileri noktalara taşıyacağı kuşkusuzdur. Iğdır kısa zamanda ticari manada cazip hale gelecektir. Bunun yanı sıra  adı geçen “Serbest sanayi bölgesinin” kurulması  yalnız Iğdır’ın  değil, bölgenin geri kalmışlık zincirinin kırılmasında çok önemli rol  olacaktır.
     Nahcıvan sınır kapısının mevcut hali bile, Iğdır ve Nahcıvan ekonomisi açısından paha biçilmez bir öneme sahiptir. Bütün olumsuzluklara rağmen Dilucu sınır kapısı önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Bu kapının tam manası ile işler hale gelmesi, mevcut potansiyelin daha iyi kullanılmasını sağlayacaktır. Ancak ne hikmetse, bu da tam olmuyor. Bir şekilde adı konulamayan aksamalar, engellemeler her iki tarafın başta ticari faaliyetleri olmak üzere ilişkilerine zarar veriyor. Büyük bir hızla kabuk değiştiren Nahcıvanın yükselişini çok dikkatli okumak ve gerekli tedbirleri şimdiden almak gerekmektedir.
    Iğdır adeta varlık içerisinde yokluk çeker haldedir. Ermenistan’la olan Alican sınır kapısının açılması, Ermeni Diaspora teşkilatlarının, kin ve düşmanlık dolu politikaları yüzünden, en azından yakın dönemde açılması mümkün görünmüyor. Ancak İran’la aramızda olan Boralan sınır kapısının açılması ve Nahcıvan ile aramızda olan Dilucu sınır kapısının  kapasitesinin artırılmasının  önünde ne gibi engeller var? Anlayan, bilen varsa beri gelsin…. Bu iki sınır kapısının arzu edilen şekilde faaliyete geçirilmesi, bölgenin kaderini tamamiyle değiştirecek öneme sahipdir.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası