Ekrem BAYDAR Eğitimde Suçlu Kim?
Tarih : 2012-08-01
Tüm Yazılar

Ekrem BAYDAR



Evet, ÖSYM sonuçları açıklandı. Bu sınavda başarılı olan birçok öğrencilerimiz vardır, emeklerinin karşılığını aldılar. Onların hepsini kutluyor, onlara geleceklerinde çok daha başarılı işer yapabilmeleri temennisiyle her birinin ayrı ayrı gözlerinden öpüyorum. Bu öğrencilerimizin başarıları bizler için yeterli mi? Hayır. Iğdır’a yakışıyor mu? Hayır. Iğdırı bulunduğu eğitim basamağından bir basamak yukarı çıkardı mı? Hayır. İller arası genel başarı sıralamasının üstünde, ortasında, ya da ortanın altın da mı? Hayır. Bu durum biz eğitimcileri, öğrencileri, anne ve babaları, daha doğrusu tüm Iğdırlıları mutlu ediyor mu? Hayır… Hayır… Hayır… Kimse kusura bakmasın ama bu konuda sorulacak her sorunun cevabı hayırdır. Peki, suçlu kim? Ben, sen, o. Hepimiz.      Ben eğitimci olarak, öğretmen olarak payıma düşen her türlü olumsuz eleştiriyi haklı buluyor ve bunu peşinen kabulleniyorum. Başta öğrencisi, velisi ve tüm yöneticileriyle herkes payına düşeni kabullenir ve o eleştiriler doğrultusunda payına düşen olumsuzlukları olumluya çevirmeye çalışır ve biraz özveride bulunursa başarılı olmamak hiç de zor olmasa gerek. Biraz sorumluluk ve biraz da özveri,  eğitime ve geleceğimize yapılan yatırımdır. Kısaca eğitime yapılan her türlü yatırım geleceğimizin aynasıdır ve bizlere yansımasıdır. Ben kendimce Iğdır’da çok da başarılı olmadığını, bu durumun Iğdır’a ve Iğdırlıya, eğitim camiasına yakışmadığını söylüyorum ve bunu tartışmaya açıyorum. Sivil toplum kuruluşları ve belediyeler de bu konuda üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmelidirler.  Tartışmaktan korkmayalım. Tartıştıkça gerçekler ve çözüm yolları ve suç kimin sorusunun cevabı bulunacaktır. Şu anda 4+4+4 sistemi var gücüyle tartışılıyor. Varsın tartışılsın. Çalkalanmayan su durulmaz. Zaten tartışmadığımız için, çalkalanmadığımız içindir, yıllarca bunca acıyı çekiyor, ölüyor, öldürüyor, kırıp döküyoruz. Sadece eğitimi değil, sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal her türlü konuyu tartışalım. Yeter ki kırıp dökmeden, yakıp yıkmadan, üzmeden, yaktığımız yerleri gözyaşlarımızla söndürmeden tartışalım. Bakınız samimi olalım. Ben diyorum ki, İlköğretimlerimiz, Liselerimiz dökülüyor. Bunun en belirgin yönlerinden biri de yabancı dil dersidir. Allah aşkına söyler misiniz ilkokuldan lise bitinceye kadar, hatta üniversite bitinceye kadar hangi birimiz bir yabancı dil öğrendik, günümüzde bir dünya dili olan İngilizceyi öğrendik! Bu uzun eğitim zamanı içinde İngilizce bilen ya da az da olsa kendisini İngilizce ifade edebilen var mı? Hayır. Globalleşen dünyamızda yerimizi alabilmek için, kendimizi ve ülkemizi geleceğe taşımak için mutlaka ama mutlaka başta İngilizce olmak üzere bir yabancı dil bilmemiz gerekir.           İşte bu dökülmelerden dolayıdır dershaneler ve özel okullar ön plana çıkıyor. Oysaki devlet okullarının bu konudaki olanakları çok daha geniştir. Bakınız İran’da, Irak’ta,   Suriye’de, Arap ülkelerinin hiç birinde özel okul ya da dershane yoktur. Buna rağmen Çoğu patır patır İngilizce konuşuyor. Denemesi bedava, her gün Iğdır’a onlarca İranlı turist geliyor. Bir konuşun bakalım.   Sistem kâğıt üstünde, arzuda, istekte, iyiye, doğruya giderken ve her imkânı bizlere sunarken ne yazık ki bizler hiç de iç açıcı bir durum arz etmemekteyiz. Beleş sınıf geçme varken kendimizi niye yorup yıpratalım ki. Bizim zamanımızda öyle beleş sınıf geçme yoktu. İlkokulun, ortaokulun ve lisenin son sınıfında bir de sene sonu mezuniyet sınavları vardı. O sınavlarda ancak başarılı olan öğrenciler sınıf geçebiliyordu. Tek dersten dahi başarısız oldun mu bulunduğun son sınıfı bir yıl daha tekrar etmek zorundaydın. Sıkıysa çalışma! Öğretmenlerimiz bizleri sinemalarda denetliyordu, yollarda denetliyordu. Hangi öğretmen bir internet kafeye girip bir öğrenciye “Gecenin bu saatinde ne arıyorsun burada, evde ders çalışman gerekmez mi?” Diyebilir. Ya da anne veya babası…    Teknolojinin hızla geliştiği bu çağda tüm imkânsızlıkların ortadan kalktığı ve bu imkânsızlıkların anahtarı öğrencilere verildiği halde öğrenci bunun kıymetini bilmemektedir. Daha sonraki yıllarda da, Ahhh keşke, Ahhh…  keşkelerle pişmanlık deryasında çırpınıp duruyor. İş işten geçmiştir artık. Son pişmanlık fayda etmez artık. Atı alan Üsküdarı çoktan geçmiştir.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası