Ekrem BAYDAR Elinizi Tetikten Çekin
Tarih : 2015-08-13
Tüm Yazılar

Ekrem BAYDAR



     70’li – 90’lı yıllara geri dönüş sinyalleri gelmeye başladı. Yazılı ve görsel basının yalan,  yanlış haberleri ile yüreğimiz ağzımıza geliyor. Geçen her dakika, ayrışmayı körüklüyor. İçimiz açıyor. İçimizdeki acı dışımızdakileri acıtmaya başlıyor. Ne zamana kadar ha! Ne zamana kadar… Bunca ölüm ve gözyaşı ne zamana kadar… Mezarlıklarda yer kalmadı. Televizyonları açamaz, gazetelere bakamaz olduk.
     Bakınız beyler, yönetenler, yönetilenler, analar, bacılar, gençler, babalar,  bu ülke bizim. Dağı, taşı, denizi, gölü, kurdu, kuşu, ormanı, ovası bizim,  hepimizin. Havasını teneffüs ettiğimiz bu atmosfer bizim hepimizin. Dedelerimizin, ninelerimizin, babalarımızın ve annelerimizin yan yana ve yarınlarda da,  bizlerin yan yana yatacağı bu mezarlıklar bizim, hepimizin.
Bölünüp parçalanmaya, ayrışıp bölünmeye,  yok olmaya, aydınlık yarınlarımızın yeniden karanlığa bürünmesine fırsat vermeden dur demeliyiz. Oy avcısı siyasilerin sanal sözlerine kapılarak ayrıştığımız sürece ne anaların ne de bizlerin gözyaşları dinmeyecek, içimizdeki sızı geçmeyecektir.
    Hepimizin, ama hepimizin dil, din, ırk, mezhep demeden,  Türk, Kürt, Azeri, Laz, Çerkez, Terekeme, Doğulu, Batılı demeden, kimseyi ötekileştirmeden toplumsal bir birlikteliğe ihtiyacımız var.
    Uyanalım artık. Bunca acı, öfke ve kargaşalar gördük. Yetmişli, doksanlı yılların getirdiklerini ve götürdüklerini gördük. Getirisi hiç olmayan, fakat maddi ve manevi götürüsü çok çok olan o günlerin yeniden geri gelmesine fırsat vermeyelim. Bu konuda hayli tecrübe edindik. Ne zaman ki bu ülkede huzura, barışa, kardeşliğe, sevgi ve hoşgörüye bir adım atıldı, açılan bir pencere oldu, o pencereden bir birliktelik umudu, bir barış umudu sızmaya başladı, işte o zaman birileri tarafından o pencere ve o pencereden sızan barış ve kardeşlik ışığı kapatılmaya çalışılıyor. Sanal bir karanlık oluşturuluyor  ve o sanal karanlıktaki koşuşturmalarda kimin kime çarptığı, nereye gittiği ve nereye tosladığı belli olmuyor. Kardeş kardeşe, komşu komşuya çarpar hale geliyor.
      Ölümün acısı, tatlısı olmaz. Bağdaki fidanla dağdaki fidanın bir ana yüreğindeki acısı aynıdır inanın. Bütün anaların gözyaşları tuzludur. Biri tuzlu biri tuzsuz değildir. Çünkü ikisinin de kaynağı acıdır, elemdir, kederdir, özlemdir. “Ateş düştüğü yeri yakar.”  Bizler her ne kadar ölümlere acısak, üzülsek de,  bir ananın yüreğindeki acı kadar acı, üzüntü hissetmeyiz. “Yeter artık analar ağlamasın.”  Dedikçe, analar daha çok ağlamaya başladı.
     Kabulleniyorum, söz konusu vatan olunca, vatan savunması olunca hepimizin canı feda olsun. Türkü, Kürdü, Azeri’si, Laz’ı, Çerkez’i, herkes aynı cephede canını seve seve verir. Ancak gittikçe kirlenen bu savaşta aynı toprakların,  aynı vatanın çocukları, gençleri birbirine kurşun sıkar hale geldiler. Şöyle bir düşünün! Bu savaşta neden hep birileri ŞEHİT oluyor da birileri olmuyor. Çünkü onlar Şehit değil sadece bizlerin ölen çocuklarına ŞAHİT oluyorlar. O ŞAHİTLER ne zaman ki dağda veya bağda ölen, öldüren gençlerimizin, askerimizin, polisimizin ölümlerine ŞAHİTLİK etmeseler, Onların şehadetini ağızlarına alıp, siyasi rant uğruna kullanmasalar işte o zaman bu ülkeye barış ta gelir, kardeşlikte... Aksi takdirde bizler hep birbirimizi, Kürt, Türk, Azeri, Laz, Çerkez, dağlı, bağlı diyerek suçlayacağız, ayrışacağız, ayrıştıkça bizi ayrıştıranların adına Şehit olacağız, onlar da bizim ŞEHİT oluşumuza sadece ŞAHİTLİK edecekler, ŞAHİT olmaya devam ediyorlar. Yalılarının dibinde viskilerini yudumlayarak, havuz sefasını sürdürmeye devam edecekler.
      Silah kimseye fayda getirmemiştir, getirmiyor. Ağzımızda dilimiz varken silahın diliyle konuşmaya gerek yok. Dil konuşursa silah susar. Dönüp geçmişimize ve tarihe bakalım, Hiçbir zaman silah,  dili susturamamıştır. Ama dil silahı susturmuştur. Yeter ki kullanmasını bilelim, dilimizi ağzımızda geveletip durmayalım. Aksi durumda silah devreye girer ve o silahın namlusundan çıkan kurşun da hedef gözetmez. Şayet hedef sapması olursa kuru yaş demeden, Kürt, Türk demeden hepimiz hedef oluruz. Eller tetikten çekilmediği sürece bu gemiyi karada yüzdürmeye devam edeceğiz.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası