Mücahit Özden HUN UYUYAN DEV: IĞDIR (1)
Tarih : 2019-03-22
Tüm Yazılar

Mücahit Özden HUN



UYUYAN DEV: IĞDIR (1)
          Değerli Okuyucu; Öncelikle bu köşede sizinle birlikte olmayı kendim için son derece gurur verici bulduğumu belirtmek isterim.  Iğdır’ımızın geçmişten geleceğe uzanan tarihsel serüveniyle ilgili düşüncelerimi paylaşıp Iğdır’ın kültürel ve entelektüel gelişimine az da olsa katkı sunabilirsem kendimi mutlu hissedeceğim. 
          Cabbar Şıktaş Bey beni yazı kurulunda yer almaya davet edince içimde belli-belirsiz bir heyecan doğdu.  Her ne kadar Iğdır’da yaşamıyor olsam da Iğdır benim kalbimde hep yaşadı ve yaşamaya devam edecektir. Yayınlanmış on kitabımdan beşi doğrudan Iğdır ve Iğdır tarihiyle ilgilidir. Bu ne tesadüftür ki 1950’li yıllarda Iğdır’da gazetecilik serüvenini başlatan iki önemli ismin (Merhum Fazıl Şıktaş ve babam merhum Mecit Hun)  çocukları ve yakın aile fertleri aynı çatı altında buluşarak Iğdır’a hizmet vermeye devam ediyorlar. 
Cabbar Şıktaş Bey’e şahsıma göstermiş olduğu teveccüh ve yakınlıktan dolayı huzurunuzda teşekkür etmek isterim. 
          YÜZ YILLIK HERC Ü MERC  (ALT-ÜST OLUŞ) 
            Nüfus mübadelesi yoğunluğu, sosyolojik değişimler ve kültürel zenginlikler açısından Iğdır Türkiye’nin açık ara en önde gelen ilidir. Ancak bu gerçeklik pek bilinmez. Hatta bu gerçeklik Iğdırlılar tarafından da pek önemsenmez veya göz ardı edilir. Iğdır’da bir zamanlar Ezidi Kürtlerin yaşadığını ilk kez benim Iğdır Sevdası isimli kitapta okuduklarını söyleyen birçok araştırmacı tanıyorum. 
            Şimdi Iğdır’ı bilmeyen değerli okuyucumuza 20nci yüzyıl (1900-2000) Iğdır’ının sosyolojik yapısına bütün çıplaklığıyla bakmasına yardımcı olalım: 
           •Rus Yönetimi (1917 yılına kadar). Rus ahali. Hristiyan-Ortodoks mezhebi;
            •Doğu Ermenicesi konuşan ahali: Birinci Dünya Savaşı’ndan(1914) önce Iğdır’da yaşayan Ermeniler Doğu Ermenicesi konuşurdu;
           •Kısa süreliğine de olsa Birinci Dünya Savaşından sonra Osmanlı toprağından Iğdır’a gelen ve Batı Ermenicesi konuşan ahali (1917-1920) ( Not: İki dil birbirini anlamakta ciddi anlamda zorlanırlar. Bunun dışında iki topluluk arasında ciddi sosyolojik farklılıklar vardır. Bu yüzden birbirleriyle kaynaşamazlar. Aralarında oluşan gerginlik bugüne kadar devam etmektedir.);
            •Ezidi Kürtler: Dilleri Kuzey Kürtçesi yani Kurmançça, dinleri Ezidilik veya Ezidi İnanç Sistemi;
            •Müslüman Kürtler: Dilleri Kuzey Kürtçesi yani Kurmançça, dinleri Müslüman Sünni-Şafi;
             •Azerbaycan Türkleri (Azeriler): Dilleri Azerbaycan Türkçesi, dinleri Müslüman Şii-Caferi;
             •Karapapaklar (Terekemeler). Dilleri Azerbaycan Türkçesi, dinleri Müslüman Sünni-Hanefi;
              •İran’dan gelip Iğdır’a yerleşen Kürt aşiretleri (Xelkî-Helikanlar) (1930-32)
            •Ağrı Dağı İsyanı nedeniyle Iğdır’ı terk etmek zorunda kalarak İran’a giden ve sonra tekrar dönen aşiretler (Kızılbaşoğulları).
            •1919 yılında Ermeni komitacıların baskısına dayanamayarak Iğdır’ı terk edip Osmanlı toprağına (Van ve Muş) giden ve tekrar dönen aşiretler (Brukî-Burukanlılar, Redkî-Redkanlılar);
            •İran’dan gelip Iğdır’a yerleşen İran Azerbaycan’ı Türkler;
            •1936 yılında Iğdır’a muhacir olarak gelip yerleşen Bulgaristan Türkleri (Göçmenler). Dilleri Türkçe, dinleri Müslüman Sünni-Hanefi;
            •1990’lı yıllarda Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra Kafkasya’dan (Gürcistan) muhacir olarak gelip Iğdır’a yerleşen Ahıska Türkleri. Dilleri (veya şiveleri) Ahıska Türkçesi. Dinleri Müslüman Sünni-Hanefi; 
            •1920 ve 30’lu yıllarda Sovyet Rusya’dan kaçıp gelen Kafkasya Azerbaycan Türkleri;
            •Cumhuriyetin kurulmasından sonra Iğdır’a gelip yerleşen Türk, Laz, Arap ve diğer etnik ve sosyolojik gruplar;
            •Kürtler arasında var olan onlarca farklı aşiret;
            •Türkmen-Alevi nüfus; 
             •Azerbaycan Türkleri (Azeriler) arasında var olan onlarca farklı kabile, boy, oymak;
             •Kaça-Kaç döneminde köyünü terk edip İran Azerbaycan’ında güvenli bölgelere yerleşen ve döndüklerinde başka köylere yerleşmek zorunda kalan Azeri nüfus;
            •Ağrı Dağı İsyanı sonrasında (1930), Ağrı Dağı’nın yasak bölge ilan edilmesi nedeniyle bu bölgede bulunan ve kendi köylerini terk edip başka köylere yerleşmek zorunda kalan Kürt aşiretleri;
           •1990’lı yıllarda Ağrı, Van ve diğer bölgelerden gelen Kürt nüfus;
           •1990’lı yıllarda Sovyetler Birliğini yıkılmasından sonra komşu Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nden Iğdır’a gelip yerleşen veya etkileşim içinde olan Azeri nüfus; 
             •Devletin gönderdiği memurlar, askerler, öğretmenler ve diğer kamu görevlileri.
           Yukarıda sıralanan sosyolojik hengâme sevsek de sevmesek de objektif bir gerçeklik olarak 20 yy. Iğdır’ında var oldu. Siyasi, mezhepsel, etnik, tarihsel ve her türden önyargıyı bir kenara bırakarak yukarıdaki bu muhteşem sosyolojik ve kültürel zenginliği dikkate almadan Iğdır tarihi yazılamaz. Iğdır’ın yalnızlığı ve sessizliği bir anlamda kendi evlatlarının bu sosyolojik zenginliğin altında ezilip onu anlayamamış olmasındandır.
             Bu türden zenginlikler ve farklılıklar art niyetli siyasetçiler için bulunmaz bir nimet gibidir. Ayrımcılığı körükleyenlere karşı durup bu zenginliğe ön yargısız sahip çıkmak, tehlikeleri önlemek ve öz güven dolu bir Iğdır yaratmak zorundayız.
            Iğdır bu muhteşem sosyolojik zenginliğini artık bir avantaja dönüştürerek bölgesel bir güç olmayı öğrenmek zorundadır. Önümüzdeki yazılarda Uyuyan Dev yani Iğdır’ın uyanışı için neler yapılması gerektiğini birlikte ele alacağız. 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.