Cabbar ŞIKTAŞ Haydar Aliyev’i Rahmetle Anıyorum
Tarih : 2019-12-12
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



Haydar Aliyev’i Rahmetle Anıyorum

HASRET KÖPRÜSÜ 

Tarih 1990 yılını gösterdiğinde Hasret Köprüsü açılacak dedikodusu yayılmıştı Iğdır’a, çoğu insan inanamıyor, siyasi bir söylentidir deyip geçiyordu. 

Bu gün 65. Yılında olan Yeşil Iğdır gazetesinin yanı sıra aynı zamanda ülkemizde etkin gazetelerden birisi olan Milliyet gazetesinin Iğdır muhabirliğini yapıyordum 1990’lı yıllarda. Nahçivan’a açılacak olan Hasret Köprüsü konusunu işim gereği sürekli sorup soruşturuyordum. O tarihlerde ilçeydik, olanaklarımız çok fazla değildi ama haber ağımız oldukça kuvvetliydi. 

1991 yılında Erzurum Büro Şefim Macit Gürbüz köprünün ihalesinin yapıldığını, işin başlamak üzere olduğunu bildirdi ve köprü inşaatından fotoğraf çekmemi istedi.  Elimde kimsenin bilmediği güzel bir bilgi vardı ama Dilucu birinci derece askeri yasak bölge olduğundan nasıl gideceğimi kara kara düşünüyordum. 

HASRET KÖPRÜSÜNÜN İLK KAZISINI BEN GÖRÜNTÜLEDİM

Komutanlara müracaat ettim. İzin alınması gerekiyor dediler. Peki başka yolu yok mu dedim,  onu da sen bulacaksın dediler. Baktım ki açık kapı var. Bindim bir ticari taksiye ve Dilucu bölgesinde bulunan Devlet Üretme Çiftliğine gittim. Çiftlik yetkilileri beni kırmadılar ve çiftlik araçları ile Hasret Köprüsünün yapılacağı yere vardım. Hiç zaman kaybetmeden ZENİT marka fotoğraf makinamla fotoğraf çektim. Görüntü elimdeydi ve işin büyük bir kısmını bitirmiş sayılıyordum. Ufuk Teğmen beni fark etti ve yanıma gelerek ne iş yaptığımı sordu. Kartımı gösterdim. İzinsiz geldiğimi anlamıştı. “Seni görmedim, sende beni görmemişsin” dedi. 

Daha sonra Ufuk Teğmenle baya bir samimi olduk.  Hasret Köprüsünün haberi hem Yeşil Iğdır’da, hem de Milliyet gazetesinde çıkmıştı. Milliyet gazetesinde çıkan haberimiz manşetten yayınlanmış ve Azerbaycan’da 1990 bağımsızlık hareketi ve 20 Ocak olayları ve akabinde 1991 yılında Ermenilerin Karabağ’a saldırısı Türkiye Kamuoyunun pür dikkat Azerbaycan’a odaklanmasına sebep olmuştu. Bu sebepten ötürü de yapmış olduğum “Hasret Köprüsü” haberi  ülke genelinde ciddi manada ses getirmişti. 

NAHÇİVAN’A İZİNSİZ GEÇTİM

1991 yılında ilk kez kaçak olarak gitmiştim Nahcivan’a.  Henüz sınırlar Rus askerleri ile korunuyordu. Gümrük yoktu ama sınır güvenliği vardı. Bana hiçbir şey sormadılar ve bende Nahcivan’a doğru yol almaya başladım. 
İlk durağım Azatlık meydanı olmuştu. Azatlık meydanına vardığımda Kalabalık bir halk topluluğu ile karşılaştım.  Fotoğraflarını çektim ama neden toplandıklarını anlayamamıştım. Birilerinden sordum. Benim Türk olduğumu anlayınca inanılmaz bir ilgi ile karşılaştım. Yığıldılar başıma ve sorularımı cevapladılar. 

HAYDAR ALİYEV’İN İLK KEZ ADINI DUYDUM

Toplanan kalabalık o tarihlerde Rusya’daki üst düzey görevini 20 Ocak hadiselerinde Kızılordu’nun vahşi tutumunu protesto ederek bırakıp doğma vatanı Nahçivan’a gelen Merhum Haydar Aliyev’in Ali Meclis Başkanlığına gelmesi için olduğunu söylediler. 

Bilindiği üzere Merhum Haydar Aliyev POLİTBÜRO üyesiydi. Türk olarak Rusya’nın en etkili biriminde görev yapıyordu. 1990 yılında Halk Cephesi ve Eski Cumhurbaşkanı Merhum Ebülfez Elçibey’in  başlattığı bağımsızlık  harekatını bastırmak için 20 Ocak günü tanklarla sivil halkın üzerine yürümesi ve insanları katletmesini protesto ederek görevinden istifa edip Nahçivan’a dönmüştü. 

HALK İSTEDİ, ALİ MECLİS BAŞKANI SEÇİLDİ

Hasret Köprüsünün yapımı devam ederken Nahçivan halkının istediği olmuş, Merhum Haydar Aliyev seçimle iş başına gelmişti. Hızlı bir Türkiye-Nahçivan trafiği oluşmuştu. Merhum Süleyman Demirel ile Merhum Haydar Aliyev her konuda fikir birliği yapıyor, sürekli özel hat üzerinden görüşüyorlardı. 

Şu an görevde olan Ali Meclis Başkanı Sayın Vasıf  Talıbov  o yıllarda Merhum Haydar Aliyev’in sağ kolu, sır küpüydü ve bazı özel durumlarda Ankara’ya bizzat Talıbov giderdi. 

Milliyet gazetesi Nahçivan ve Azerbaycan’da yaşanan gelişmelere yüksek seviyede önem gösterirdi. Mil-Ha  Genel Müdürü Taner Atilla ve Mil-Ha Erzurum Bölge Şefi Macit Gürbüz beni her hafta Azerbaycan ve Nahçivan’a gönderir, bende Azerbaycan ve Nahçivan’da ki gelişmeleri haber olarak  Erzurum bürosuna geçerdim. 

Onlarca kere Ali Meclis Başkanı Merhum Haydar Aliyev ile görüşmüş, röportaj yapmış ve Yeşil Iğdır ile Milliyet gazetelerinde bu haberleri yayınlamışımdır. 

Merhum Haydar Aliyev müthiş zekiydi. Gördüğünü unutmaz, kişileri ismiyle çağırır ve çok kararlı davranırdı. 

10 gün geçmeden mutlaka görüşmeye giderdim. Bazen Türkiye kamuoyuna bilgi verdirmek için beni Valilik aracılığı ile çağırttırırdı. 
Halkın sevgisi çok farklıydı. Yani Azerbaycan halkı gerçekten Haydar Aliyev’i seviyordu. 

RUS ASKERLERİ NAHCİVAN’I TERK EDERKEN BEN ORADAYDIM

Rus Askerlerini Nahçivan’dan gönderirken tertip edilen toplantıda Merhum Aliyev konuşurken; “Nahçivan’ın kalkınması için çok çalışmalıyız. Milli ordumuzu kurup sınırlarımızı kendimiz korumalıyız.” şeklinde hitap ederken, bir kadın başörtüsünü çıkarıp Haydar Aliyev’in önüne atmış ve şöyle haykırmıştı:  “Canımız vatanımıza kurban olsun. Sen emret gece gündüz çalışırız. Silah alıp ülkemizi savunuruz.”  demişti. 

Azerbaycan’da iki kardeş Nahçivan’lı öğrencinin evine misafir olduk. Teyzeleri de Bakü’de yaşıyordu. Telefonla konuştular. Bir Türk gazeteci misafirimiz var evde dediler. Teyzesi “hemen alın bize gelin size yemek yapayım” dedi. Bizde gittik, ben teyzemin elinden öptüm, o da benim yüzümden öptü. Oturduk, sohbet sohbeti açtı. Nahçivan’ı sordu bende gelişmeleri anlattım. Bu gün Ali Meclis Başkanı Haydar Aliyev’in yanındaydım, elini öptüm röportaj yaptım ve sonra Azerbaycan’a geldim dedim. Teyzem yerinden kalktı ve sağ elimi tutup avucumun içini öptü. 

ETKİLEYİCİ BİR KARİZMASI VARDI

Haydar Aliyev etkileyici bir karizmaya sahipti. 1992 yılında  yaklaşık 15 gazeteci ile birlikte ziyaretine gitmiştik. İstanbul, Ankara, Erzurum ve Iğdır’dan… Çeşitli gazetelerin çok ünlü muhabirleri vardı aramızda. Her biri farklı sorular soruyordu. Hepsini tek tek cevaplandırdı. Arada anlaşılmayan kelimeler olunca ben devreye giriyordum. Röportaj bitti topluca ayrıldık, gazeteci arkadaşların hepsi inanılmaz etkilenmişti. Tüm sorular cevap bulmuş, hiçbir şartta zorlanma yaşamamış, cevaplar tatmin edici olmuştu. 

ONU TANIMAK AYRICALIKTIR

 Merhum Haydar Aliyev’in ardından aslında yazılacak çok şey var. Hayatı inanılmaz dolu geçen bir liderdi. Bizzat benim şahit olduğum onlarca konudan sadece bir ikisini kaleme aldım. Oysa onlarca yazılacak konusu var. Geçenlerde Nahçivan’a gittiğimde Nahçivan devlet televizyonu yetkilileri ile görüştüğümüzde o yılların arşivlerine ulaşılabilir mi diye sordum. Aslında ulaşılsa benimde kendisiyle yaptığım röportajlar  kayıt altına alınmış olur. 

Kendisini tanıdığıma  gerçekten mutluyum. Dünya’da iz bırakan yegane liderlerden birisi ile tanışmak ve  onun sizi tanıması elbette ki bir ayrıcalıktır. 

Umum Lider Merhum Haydar Aliyev’i vefatının 16. Yıldönümünde rahmetle yad ediyorum. Ruhu Şad, mekanı cennet olsun. 

 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası