Ziya Zakir ACAR "AŞIK DİNLEME"
Tarih : 2020-05-13
Tüm Yazılar

Ziya Zakir ACAR



"AŞIK DİNLEME"

DOĞUM-SÜNNET-ASKERLİK-EVLENME-ÖLÜM-HALK FOLKLÖRÜ
HAYATIN DÖNÜM NOKTALARI
Iğdır ve çevresinde hayatın dönüm noktaları nerdeyse tamamı unutulmaya yüz tutmuştur. “Her Yönüyle Iğdır” kitabımda topladığım doğumdan ölüme kadar örfümüzü, adetlerimizi, geleneklerimizi parça parça olarak özet halinde sizlerle paylaşacağım. 
Gençlerimiz geçmişimizde yaşananları öğrenirken, dönemi yaşayanlar için de belki bir nostalji olur. 
Iğdır Ağzının Mühim Özellikleri:
Anadolu ağızlarında olduğu gibi, Azerbaycan Türkleri ağzında da bazı mühim özellikler göze çarpar. Anadolu ağızlarında bulunan özellikler bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği halde Iğdır Yöresi Azerbaycan Türkleri ağzında bulunan bu özellikler yapılan inceleme sonucunda hemen hemen bütün bölgelerde aynı hususiyetleri gösterir. Bazıları şu şekilde sıralanabilir.
Kelime başında hiçbir zaman “k” ünsüzü bulunmaz. Bu ses sadeleşerek yerini “g” ünsüzüne bırakır. Örnek: Kapı-Gapı, Kardeş-Gardaş, Kuş-Guş vs
Kelime başında bulunmadığı gibi kelime ortasında ve sonunda da “k” sesinin yerini “h” sesine bıraktığı görülür. Ancak kelime ek aldığı zaman sonda bulunursa bu ses “g” şeklini alır ki, bu durum Türkiye Türkçesinde de böyledir. Örnek: Yukarı-Yuharı, Aşık-Aşşıh vs.
Kelimenin ortasında ve sonunda bulunan “k” ünsüzü daima yerini kendinden daha ince ve sızıcı olan “h” sesine bıraktığı görülür. Örnek: Ekmek-Ekmeh, Yemek-Yemeh vs.
Tonluların tonsuz, tonsuzların tonlu olduğu görülür. Örnek: Taş-Daş, Dişi-Tişi, Tarak-Darah, Parmak-barmah, Bütün-Pütün vs.
DOĞUM:
Iğdır İli ve çevresinin en köklü geleneklerinden biri doğumla ilgili geleneklerdir. Bu gelenek Oğuzlardan bugüne kadar aynı sıcaklığı ile gelmiştir. Yörede her nüfus artışı bir ümit, bir kuvvet kaynağıdır. “Kız bereket, oğlan devlet” diyen atalarımızdan bu gelenek devam etmektedir. 
Dünyaya gelen erkek çocuk ailenin ilk çocuğu ise kurbanlar kesilir, sadakalar dağıtılır. Bu adet genellikle bütün çocuklar için yapılır. Yeni doğan çocuğun kulağına evin en büyüğü tarafından veya doğum yaptıran ebe tarafından ezan okunur. Erkek çocuklara “Allah senin kılıcını keskin, düşmanınkini kör etsin.” Söylenir.
Çocuğun göbeğini kesen bıçak yıkanmadan doğum yapan annenin yastığının altına konur, çocuğun göbeği kuruduktan sonra bıçak açılıp yıkanır.  
Çocuğun ismi evde ortaklaşa benimsenen bir karardan sonra verilir. Genellikle dedeler veya nineler tarafından kendi ailelerinin isimleri verilir. Çocuğun anne ve babası bu isme itiraz etmez ancak; kendilerinin koymak istedikleri bir isim var ise onu da ikinci bir isim olarak verirler. Böylece birinci ismi göbek adı olarak anılır. Çoğu zaman aile ve çevre arasında söylenen isim ile nüfus cüzdanındaki isimler başka başkadır. İlk çocuklara, bazen de kız beklerken erkek doğan çocukların isimlerine: Allahverdi, Tanrıverdi, Hakverdi, Hudaverdi gibi isimler konur. Artık çocuk olmasını istemeyen aileler de en sonda doğan çocuklara: Besti, Yeter, Sonsen gibi isimler vermektedirler. 
Köylerde ve özellikle kırsal kesimlerde doğumları yaptıran diplomasız fakat deneyimli halk tarafından kendilerine ebe sıfatı verilen tecrübeli kadınlar tarafından yapılmaktadır. Doğum yaptıran tecrübeli bu kadınlara yörede “Ebeçe ” veya Mamaça denilmektedir. 
Anne doğum yaptıktan sonra mümkün olduğunca evde yalnız bırakılmaz. Al Karısı basmasın diye. Doğum yapan anne kendini toparlayabilmesi için çeşitli yiyecekler hazırlanır. Bunların içinde en yaygını “Kuymag ” denilen yemek yapılır.  
Yeni doğan bebek genellikle kırkı çıkıncaya kadar dışarılara götürülmez.  Kırk basan çocukta devamlı ağlama, zayıflık, bacaklarının biri birine sarılır gibi takılması türünde olur. Ayrıca kırkı çıkmayan bebeğin üzerine et getirilmez. Özellikle başının dik durmayacağına, boynunun et gibi yumuşak olacağına inanılır. 
Çocuk için korkulacak bir konuda “kırk baskını” dır. Doğum gününden itibaren kırk gün sürer. Bu süre içerisinde çocuk dışarıya çıkarılmaz, gezmeye götürülmez. Bu süredeki anneye kırklı anne, çocuğa da kırklı çocuk denilir. Bir kırklı anne, baba ve çocuklar diğer bir kırkı kız çocuğu kırk basar. Erkek çocuğun kırkı kız çocuğunun kırkı kız çocuğunu basar. (Buna kırk baskını denir.) Kırk baskını çocuktaki belirtileri, devamlı ağlama, zayıflık, bacakların birbirine sarılır gibi takılması gibi belirtileri olduğuna inanılır. 
Yeni doğum yapan bir anne için diğer bir tehlike “Alkarısı” basmasıdır. Alkarısı özellikle üreme ve çoğalma düşmanıdır. Annenin ciğerlerini söküp götürüldüğüne inanılır.  Anneyi Alkarısı basmasın diye ilk lokmayı ebe alır ve üç defa anneye uzatıp geriye aldıktan sonra kendisi yer. Lokmayla birlikte Alkarısı annenin içine girebilir diye inanılmaktadır.  Ayrıca kırkı çıkana kadar yeni doğum yapan anne odada yalnız bırakılmaz.
 
ÇOCUKLUK ÇAĞI:
Yeni doğan çocuğun ilk dişleri çıktığında evde “hedik ” pişirilir. (fasulye cinsi yiyeceklerin karışımı ile yapılan sulu yemek. (Yörede maş adı verilmekte) yapılan hedik çevreye ve komşulara dağıtılır. Çocuk bir yaşına girince saçları tıraş ettirilir. Kırkı çıkıncaya kadar çocuğun tırnakları kesilmez. Yüzünü yırtmaması için eline eldiven giydirilir.  Çocuğun artık memeden kesilip yiyecek yemesini sağlamak amacıyla anne memesinin başına acı bir şey sürer. Çocuk acıyı tattıktan sonra birkaç kere tekrar eder ve acıyı tattığında büyük bir huysuzluk çıkararak ve ağlayarak zamanla unutur. Anne sütü yerine biberonla süt verenler biberon alışkanlığından çocukları kurtarmak için biberonun başlığına birkaç sinek kor ve çocuk sinekleri gördüğünde biberonu ağzına almaz.  
Çocuk yaşını dolduruncaya kadar saçları kestirilmez. Yaşını doldurduktan sonra saçlarının daha gür gelmesi için saçları tıraş ettirilir.
Iğdır yöresinde göz değmesi ile ilgili inançta, mavi rengi mühim bir mevki işgal eder. Göz değmesine karşı mavi göz boncuğu bir tedbir olarak taşınır. Mavi gözlü insanların gözü baktıkları kimseye dokunurmuş. Aynı renkte boncuk taşımakla, bu göz değmesine karşı korunmuş olacağına inanılır. Iğdır yöresinde bu renk gözlü insanlara “göy gözlü” denir. 
Çocuk Kıyafetleri: 
Dünyaya gelen çocuk, erkek olsun kız olsun aynı elbise giydirilir. Çocuk doğduktan sonra onu gelişi güzel fakat temiz bir bezle sararlar. Önceden ona yapılmış olan elbiseyi getirerek giydirirler. Bu tahminen çocuğun boyunda (uzunluğunda) yapılmış bir gömlektir. Giyildiğinde zorluk olmasın diye önü göbeğe kadar açık fakat düğmelidir. Kolları da çocuğun ellerine ve hareketine mâni teşkil etmeyecek kısalıktadır. Kundak, normal ölçüler dâhilinde sağlığa uygun bir şekilde yapılmaktadır. Çocuğa hazırlanan gömlek giydirildikten sonra temiz bezlerle sarılır. Sonra kundağa, astar görevini gören bezle sarılır. Bu bezin koyu renklerden olmasına dikkat edilir. En üst kısma kundak bezi sarılır. Kundak bezi, işlemeli ve çeşitli motiflidir. Kundak, kundak bağı denilen bir bağla ayrıca sarılmaktadır. Bundan sonra çocukların başına ayrıca başlık yapılır, buna "pa-pah" da denilir. Papahlar çeşitli olurlar. Bazılarının ortaları sivri olup, bir külahı andırmaktadır. Çocukların ayaklarına ayrıca çorap biçiminde "patik" giydirilir.
SÜNNET:
Bu adet Oğuzlardan gelen bir adettir. Iğdır yöresinde erkek çocuğun belli bir yaşa gelmesinden sonra sünnet ettirilir. Birden fazla çocuğu olanlar en küçük oğlunun biraz büyümesinden sonra topluca çocuklarını sünnet ettirir. Sünnet yapılacak olan çocuk veya çocuklara önce bir kirve seçilir. Kirve seçilecek insan genellikle ailenin iyi dostu olan kişilerden seçilir. “Kirve” sünnet ettirilecek çocuğun kucağında oturtulan kişidir. Sünnet günü belirlendikten merasimden bir iki gün önce çocuğunu sünnet yaptıracak aile bir koç alır. Bu koç rengârenk boyanır. Üzerine çeşitli meyve ve şekerlemeler bağlanır. Koçun boynuzları arasına da bir ayna yerleştirilerek kirve olacak olanın evine gidilir. 
Kirve de özellikle sünnet olacak çocuğa sünnet elbisesi ile iç çamaşır ve diğer hediyeler ile çoğunun anne ve babası ile yakınlarına hediyeler alır. Sünnet gününde çeşitli eğlenceler düzenlenir. Dualar eşliğinde çocuk sünnet için hazırlanır. Sünnet olacak çocuğun ailesinden bahşiş almak için bazen çocuk yakınları veya tanıdıkları tarafından sünnet saatinde kaçırılır. Bahşiş alındıktan sonra çocuk ortaya çıkarılır. 
Sünnetçi genellikle bu işi yapan tecrübeli kişilerdir. Yörede sünnetçiye “delleyh” denilir. Kirve bir yastık üzerine oturur, çocuğu kucağına alır, çocuk ellerini oynatmasın diye çocuğun elleri bacaklarının altından geçirilir ve öylece tutulur.  Dualar eşliğinde salâvat getirilerek sünnet gerçekleşir. Bu gelenek artık yok denecek kadar kaybolmuştur.
  Iğdır yöresinde kirveliğe çok önem verilir. Kirve olan aileler birbirlerinin aile fertleri gibidirler. Birbirlerine kız alıp vermezler.
EVLENME:
a) Evlenme çağı ve evlenme isteğini bildirme:
Iğdır yöresinde evlenme çağı kesin bir rakamla ifade edilmez. Ancak erkeklerde 18–23, kızlarda 15–19 olduğu söylenebilir. 
Kızlarda evlenme isteğini bildirme gibi bir sorun yoktur. Çünkü evlenme teklifini erkekler yaparlar. Evlenme isteğinde bulunan erkek, ya anasına, kız kardeşine (bacısı) ya da tanıdık ve akraba olan bir kadına isteğini açar.  Evin büyüğüne bu aracılarla haber gittikten sonra erkeğin ev içinde çekingen, küskün tavırları devam eder. Kabul edilip edilmediği de aynı aracılardan öğrenilir.  Babası ve annesi tarafından uygun görülürse “heye” ye (evet almağa) gitmeğe karar verilir.
b) Kız görme ve beğenme ve kız seçilmesi:
Men aşıg güzel alma,
Tutubdu güzel alma,
Esil al, çirkin olsun,
Bed-esil güzel alma.
 
Men aşıg güzel ohlar,
Tutubdu güzel ohlar,
Çirkin ohlayabilmez,
Ohlasa güzel ohlar.
 
Bunun için en müsait zamanı düğünler (toy) hazırlar. Eğer erkeğin istediği kız kendi köyünde ise böyle bir şeye lüzum yoktur. Başka köylerden ise kız ve oğlan, çeşitli aracılar vasıtasıyla düğünlerde uzaktan uzağa tanışırlar. Önceleri kız beğenmeler genellikle “çeneye (pamuk toplama) giden”, “kağa (çapa) giden” , bostana, suya giden (çeşme başında) kızlar beğenilir. Arkadaşları tarafından sorulup kız hakkında bilgi edinilir
Oğlan kızı beğendikten sonra, arkadaşlarından birisiyle anasına haber gönderir. (Babama desin filenklesin gızını mene alsın.) Oğlanın anası ahşam eri eve gelende kocasına: “Oğlun heber gönderip değir ki filenklesin gızını mene alsın”. Babası da gızın huyunu, hesiyetini tanıdığı, bildiği adamları ile öğrenir. Eğer yahçı, esil soylu, çalışkan gız sa, oğlanın babası gızı oğluna almağa gerel verir.
Bir de evlenmeden önce kız görmeye gitmek vardır ki, erkek yanında birkaç kişi olduğu halde kız evine gider. Amaç kızı görmektir. Kız eğer istekli ise çeşitli vesilelerle görünür.
Bazı zaman da oğlanın babası oğlu on altı-on yedi yaşlarına gelince “arvadının kağına, çeneyine yardım elesin diye” oğlunu tez evlendirir. Ondan sonra da arvadınla beraber yahçı bir gız tüşünmeye başlarlar. Oğlunun da beğeneceği bir gız seçerler. (Bu gız aynı köyden, yahın gohum-gonşudan, tayfadan olmasına özen gösterilir.) Beğenilen kız yakın kişiler tarafından huyu-suyu sorulup öğrenilir. “Oğlan da gızı yakın arkadaşları tarafından neteyir  bir gız olduğunu sorup öğrenir. Oğlan, babası ve anası kızı beğenirlerse “heye”’ye gitmeye karar verirler. 
c) Elçi gitme, söz kesme/Heye Alma/Kesmet:
Elçilik bir sanattır. Her adamın elçilik beceremeyeceği yaygın olduğu Iğdır’da bu iş için seçilenler, yörenin büyükleri ve sayılan kişilerdir. Elçi ne kadar çok tanınmış olursa etki ve sonuç o kadar iyi olur. Yalnız ne olursa olsun elçilerin yanında erkeğin babası ve akrabaları da bulunur. Kız tarafının niyetleri ne olursa olsun gelen elçiler iyi karşılanır. İlkin havadan, sudan konuşulur. Daha sonra Elçilerden en büyüğü “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ile kızınızı istiyoruz der. Çoğunlukla düşünmek için kız tarafı birkaç gün izin ister. Eğer niyetleri kızlarını vermeğe razı değilse “kocalık kızımız yok” diye karşılık verilir.  Elçilik olumlu sonuçlanırsa şirinlik (tatlı, şeker, çikolata) dağıtılır. Bu masraflar oğlan tarafından karşılanır. Ayrıca kıza oğlan tarafından sözlenme yüzüğü takılır. Nişan tarihi kararlaştırılır. 
Önceleri “heye” almaya gidilirken evin “ağsaggalı” (büyükleri) bir araya gelip karar verdikten sonra kız evine gidilir. “heye” almağa gidenler özellikle bayanlardır. Kız gelen misafirlerin ellerini öper, “çerçolarını” (çarşaflarını) alır uygun bir yere koyar. Elçiliye gidenler kızdan su isterler. Kız su getirince kızın yürüyüşü, duruşuna bakılır. Kızı konuşturup kör, topal, kar (sağır), lal olup olmadığına bakılır. Kızı beğenirlerse niyetlerini söylerler. “Allah’ın emriynen senin gızı menim oğlana almağa gelmişih.” Kızın anası da “hele bahah, Allah yazıpsa olar”. Sonra kız misafirlere çay ikram eder. Çaylarını içtikten sonra ayrılmak için kalkarlar. O sırada “arvaddarın” (kadınların) içinden bir sözcü: “Biz gedirih, sen ahşam erinnen tüşün, taşın. Men sabahdan gene gelecem onda gerelinizi verin.” Olanları oğlanın babasına anlatırlar. 
Ertesi günü kız tarafı istekli olursa; oğlan babası yörenin ileri gelenlerinden iki kişiyi kızın ailesine gönderir. Kız tarafı kabul ederse iki tarafında ileri gelenlerinden birkaç kişi bir yerde otururlar ve “kesmet ” keserler. Oğlan babası, kız babasına söyler: “Sen ki mennen gohum olursan, de görüm mennen ne istiyirsen?”  Kız babası da : “ortalama gerelimiz üç mindi. Mini mehrinde galacag. İki minini de alacağam.” Galdı bunun “nemer” meselesi, o da beledi: senden oğlum için bir gat gumaş alacam. Gırh metre çit (kumaş) alacam, bir teneke yağ, yüz kilo düyü (pirinç), beş paket çay alacam. Gızım için de on dene altun, bir dene beşibirlih, iki dene bilerzih, gıza güzel bir cüt küpe, bir dene de üzüh alacam. Oğlanın babası da bunları kabul ederse aralarında bir gün kararlaştırılır. Elçiliğe gitmeğe karar verilir. Bugün özellikle “cumeahşamı” (Perşembe) günüdür. 
 Kesmet bittikten sonra oğlanın anası ya da konuşkan bir yakını yanlarında getirdikleri bir yaylığı kızın başına bağlar. “Hamı şapalag (alkış) çalar” ve hayırlı, uğurlu olsun
 
Görüm:
Cuma akşamı kesmet kesildikten sonra, bir hafta sonraki cuma akşamı kızın görümüne giderler. Oğlan tarafı yakınlarına haber gönderir ve hazırlıklar başlar. “Cuma ahşamı, oğlan terefinin goca arvatları, genç gızdarı, gelinleri bir yere yığılırlar.” “Honça” hazırlarlar. Halı vahtı yerinde olan herkez honça hazırlar, diğerleri de imkanları ölçüsünde hediyeler alıp kız evine giderler. Kız gelenlerin ellerini öper. Sonra yemek ikram edilir. Yaşlı bir kadın gelen eşyaların kimler tarafından getirildiğini seslice okur.   
d) Nişan
Söz kesmede kararlaştırılan günde nişan merasimi yapılır. Nişan bazen iki aile arasında yapılır. Bazen de aynen düğün gibi sözlü-çalgılı yapılır. Düğünlü yapılan nişanlarda ortalara doğru oynamaya ara verilir. Gelin ve damat önceden sahnenin ortasına doğru hazırlanan bir yere davet edilir. Daha sonra damat anne-babasından başlamak üzere yakınları gelerek takılarını takarlar. Özellikle altın ve bilezik türü takılar takılır. Davete gelen misafirler ise para verirler. Bir sunucu takıyı takanların ve taktıklarını mikrofondan anons eder. Örnek:” Oğlanın dayısından bir altın bilezik, oğluna veya kızına borç olsun” şeklinde seslenir.   
 
  D Nişanda masraflar daha çok olur. Nişan töreninden önce kararlaştırılan bir günde gelin ve yakınlarıyla geline hediye ve elbise alımı için alışverişe çıkarlar. Geline ayakkabı, elbise ve diğer ihtiyaçlarını alır. Nişan elbisesini alır.  Oğlan tarafı gelinin anne-babası, kız kardeşleri, erkek kardeşlerine de hediyeler alır. Nişan ile düğün arasında bayramlar olduğunda masraflar daha çok olur. Çünkü her dini bayramda kız tarafının ziyaretine hediyelerle gidilmesi gerekir. Yörede bu işe “bayramçalık” denilir. Bayramçalık, dini bayramlarda erkek tarafının kız evine götürdüğü gelinlik kıza ait hediyelerdir. Hediyenin cinsi ve miktarı erkeğin maddi durumuna göre değişir. Geline ziyarete gidildiğinde damadın bütün akrabaları da hediyelerini alarak birlikte giderler. Kurban Bayramı’nda hediyelerin yanında kurbanlık ta götürülür. Kurbanlık hayvan özellikle koçtur. Gösterişli kurbanlık süslenerek götürülür. 
Nişanlı kız ve erkek serbestçe istedikleri gibi buluşup dolaşamazlar. Bu durum evlenme tarihine kadar devam eder.     
Kız ve oğlan tarafı kararlaştıkları bir günde toplanırlar. Düğün günü kesin olarak kararlaştırılır. Uzakta olan akrabalara bu tarih bildirilir. Kıza alınacak eşyalar tespit edilir. Düğün eşyası maddi duruma göre değişse de normal olarak: Elbiselikler, çamaşırlar, ayakkabılar, gümüş-altın kemer, beşibirlik, çehiz sandığı, dikiş makinesi, yatak vs. Elektronik malzemeler çoğaldığından şimdilerde televizyon, çamaşır, bulaşık makinesi, yatak odası takımı alınmaktadır. Düğünde yiyecek ve içecekler de erkek tarafından alınır. Düğünden birkaç gün önce gelin evine gönderilir. (Çay, şeker, kuru üzüm, et veya canlı koyun, inek, yağ)
Önceleri söz kesilip kesmet belli olduktan sonra önceden hazırlanan bir “yaylıg” kızın başına bağlanır veya bir yüzük takılırdı. İki tarafın anlaşmasında sonra büyükçe bir “sini” içine “genfet” doldurularak misafirlere dağıtılır. Buradan alının şekerlemeler özellikle evdeki gençlere ve çocuklara götürülür. “Şirinliktir sana da nasip olsun” denilir. 
Önceleri nişan günü günortadan (öğlenden sonra) sonra kız evine gidilir. Yanlarında toyçu götürülerdi. Toyçular, davul, zurna, gıranata,(klarnet) keman aletlerini çalarlardı. Toyçular çalar ve akşama kadar oynanırdı. Kızlar, arvatlar bir tarafta oturur, gençler bir tarafta, yaşlılar da bir tarafta otururlardı. Sonra Gelin ve kızlar bir tarafta yallı tutar, erkekler de bir tarafta yallı tutarak oynarlar. Yallının başını çeken ile yallının sonundaki kişi elinde desmal sallar. Nişanı yapanlar yallıda oynayanların eline para verir. Verilen paralar genellikle küçük paralar verilir. Oyun bitince ellerine verilen paralar toplanır ve toyçulara verilir. Bazen de gösteriş amacıyla büyük para verilir. Bu paralar parayı verene tekrar iade edilir. Ancak toyçulara bunlara karşılık para verilir. Toyçulara verilen paralara “sabaş” denilir.  
 
Nışanbazdıh:
Oğlan ile gız nişanlandıktan sonra oğlan yakın arkadaşlarıyla kız anasına “meni gonah çağırsın” diye haber yollar. Kız evi de misafir çağıracağı günü tespit eder ve hazırlık yaparak “Böyün (bugün) bize gonah gelsin” der. Damat adayı utanıp, sıkıldığından dolayı yanında samimi bulduğu yakın arkadaşlarını da alarak kız evine giderler. Yemeklerini yedikten sonra oğlanın arkadaşlarından birisi kızın büyüklerinden birisine (bibisi, nenesi, ablası) “biz gedirih, yeznen (enişten) sene böyün gonahdır” söyler ve arkadaşları oradan ayrılırlar. Oğlan evde yalnız kalınca gızı yanına getirirler. Oğlan kızın elinden tutar, kız konuşmaz, o yana, bu yana döner. Usulen “dil bağı” ister. O sırada oğlan kıza bir yüzük, bilezik, küpe veya para gibi şeylerden önceden aldığı birini verir. Kız konuşmağa başlar. Oğlanın getirdiği çerezler yenilir, konuşurlar, sohbet ederler ve gece yarısı “helbetçe” (gizlice) oradan ayrılır. Nişanbazlıh evin erkeğinin haberi olmadan yapılır. Bazen de müsaade edilmediğinden yapılmaz.   
Bayramlarda Nişanlı Kız a Giden Honçalar:
Kızın nişanından sonra düğününe kadar arada geçen bayramlarda kıza oğlan evi tarafından hediyeler gönderilir. Bu bayramlar; Kurban Bayramı, Nevruz Bayramı Oruşduh (Ramazan) Bayramlarıdır.
Gurban (Kurban) Bayramı: Oğlan tarafı çok güzel bir alır. Bu koçun üzeri bezenir. Koçun yünlerine şekerleme, elma vb bağlanır. Renkli süs kâğıtları ile süslenir. Koçun üzerine bir de yaylık (başörtüsü) bağlanır. Erkek tarafından birkaç kişi eşliğinde koç kıza götürülür. Kız tarafından koçu teslim alınınca da koçu getirene hediyeler verilir.   
Narvuz (Nevruz) Bayramı: Bu Bayramda Erkeğin yakın akrabaları toplanarak bir “honça” hazırlarlar. Honçanın içinde gelin için elbise, çorap, giyecek vb. ile “yeddi-levin, “eynoyun” (çerez ve meyve çeşitleri) konulur. Üzeri de kırmızı bir tül başörtüsü ile örtülür. Birlikte giden yakın akrabalar da hediyeler alır. 
Oruçluh (Ramazan) Bayramı: Bu bayramda da yine erkek tarafı bir honça hazırlar. Honçanın içinde şekerleme ve çikolata ağırlıklıdır. Kız için elbise ve diğer malzemeler de honçanın içine konulur ve kız evine gidilir. Honçayı taşıyanlar bahşişlerini alırlar ve honçayı teslim ederler.
Nubar Aparma: 
Piyasaya çıkan veya mahsullerden alınan ilk meyve ve sebzelerden örnekler bir tepsi içine konularak yanına da çorap ve benzeri giyecekler ile koku türü malzemeler konulur, üzerine de bir kırmızı yaylık örtülerek kıza götürülür. Kız tarafı da gelen tepsiyi boş göndermez. Tepsi içine damat için gömlek, çorap vb koyarak geri iade eder.
Havcı Getme: 
Nişanlı gızla, nişanlı oğlan ailelerine havcı giderler. Oğlan havcı gidende; samimi arkadaşlarını toplar ve kayınpederinin yoncasını, buğdayını biçmeye, ekinlerini sulamaya, ne iş varsa yardım ederler. Kaynata (kayınpeder) yeznesi (eniştesi) yardım için tarlanın yanına geldiğinde ona bir şalvar (pantolon), ya da bir gömlek alır. Ondan sonra oğlanın arkadaşları işe başlarlar. Bu arada kız evi yemek hazırlığı yapar. İş bittikten sonra oğlan ve arkadaşları doğruca kızın evine giderler. Kız evi onlara yaptıkları yemekleri ikram ederler. Bu yemekler genellikle toyuh (tavuk), pilo (pilav), gatıhaşı (yuğurt çorbası) dır. Gençler yemeklerini yiyip, çaylarını içtikten sonra “Allah heyirli elesin, oğullu, gızlı elesin.” Deyip giderler. Ev halkından biri de “sağ olun, Allah size de nesip eylesin.” Der.
Kız tarafı da oğlan gibi yakın arkadaşlarından on-on beş kız toplar ve oğlanın anasına yardıma giderler. Oğlan babası da zeminin başında kıza bir helet verir. İş bittikten sonra kızlar oğlan evinde yemeğe giderler. 
Kızlar zemide (tarlada) çalışırken söyledikleri nanaylar:
 
Sene gurban olum ay suyun yolu,
Gedende boş gedir, gelende dolu.
Ağ sinen üsdünde şamama golu,
Dersem öldürürler, dermesem öllem.
 
Suyoluna saldım bu hermengahı,
Gorhuram nezere gelesen gelin.
Aylar, iller hesretini çehdiyim,
Bir gece gonağım olasan gelin.
 
Abbas deyer dur gülşeni gezginen,
Gelem getir bu sözderi yazginen.
Özün öz elinnen gebrim gazginen,
Belke bir gün gonağım olasan gelin.
 
O tayda goç yatıpdı nanay yarim nanay,
Goç boynuzun çatıbdı nanay nyarim sonay.
Heyif goçun emeyine nanay yarim nanay,
Guru yerde yatıbdı nanay yarim sonay.
 
O tayda guzu gördüm nanay yarim nanay,
Tükü gırmızı gördüm nanay yarim sınay.
Aşdım cennet gapısın nanay yarim nanay,
Sevdiyim gızı gördüm nanay yarim sonay.
 
Düğünden önce kız tarafının hazırlığı: 
Kız, babasının haberi olmadan işlemeler yapar. Bunlar özellikle evde kullanacağı eşyaların üzerine örtmek üzere kullanılanlardır. Garyola eteği, balınç (yastık) üzü, askı perdesi, masa örtüsü, minder, eskiden lempe (lamba) örtüsü, iredyo (radyo) örtüsü, kaynatasına, gaynenesine, gaynına, baldızına ve oğlanın yakınlarına vermek için çoraplar, seccadeler vb işler hazırlar. Kız “çeyizini” hazırlarken genç kızlar da toplanarak kıza yardımcı olurlar. Kızın babası da kızın çeyizlerini koyması için bir sandık alır. Halı, ayna, bardak takımları, kap-kazan vb. eşyalar alarak hazırlar. 
 
Toy gününü kararlaştırma:
Oğlan ve kız tarafı bir araya gelerek toy gününü kararlaştırır. Toy günü genellikle Payız (Sonbahar) zamanıdır. Çünkü tarla ve diğer işler bu mevsimde tamamlanmış olur. 
 
Kıza Toy patları (elbisesi) alma:
Erkek ve kız ailelerinin düğünden önce karar verdikleri bir günde her iki ailenin de ileri, gelenleri bir araya gelerek kararlaştırılan günde kız için alış-verişe çıkarlar. Kıza, en az üç elbise alınır. Elbiselerden birisi çok pahalı olanlardan seçilir, diğerleri ise normallerinden alınır. Gelin adayının diğer ihtiyaçları da özenle seçilerek alınır. Kız yanında gelen arkadaş ve akrabalarına da hediyeler alınır. Özellikle toy paltarı Cumeahşamı (perşembe günü) olur. 
 
Honça götürüp-getirme:
Düğün olan gün oğlan evi tarafından honça hazırlanır ve kız tarafına götürülür. Honça içinde şekerleme ve çıkolata, meyve çeşitleri, kız için çorap vb. giyecekler ile kızın eline ve ayaklarına süreceği hına (kına) konulur. Üzeri de kırmızı tül bir başörtüsü ile örtülür. Müzik eşliğinde kız evine gidilir. Evin önünde honçayı taşıyan ve diğerleri oynar. Honça kızın yakınları tarafından karşılanır. Honçanın içinde bulunan mumlar yakılır. Honçayı taşıyana bahşiş verilir ve honça alınır. Kız tarafımdan hazırlanan honçayı yine oynayarak erkek tarafına bahşişini alarak verir. Honça alınıp verilirken gelin havası oyunu çalınır. Toplananlar “dostuğun dostuğuna, düşmanın koruğuna halla halla” diye bağırırlar. 
 
Toy çöreyi yapma: cuma günü sabahleyin oğlan tarafının yakınları, komşuları oğlan evine gelir. Toyda yiyilecek kadar ekmek tandırlarda yapılır. Kızlar düyü (pirinç) içerisinde bulunan taşları ayıklarlar. 
 
Bey başı:
Damat adayı kendisine yakın iki arkadaşını “sağdıç” ve “solduç” olarak tespit eder. Toydan bir gün önce çevrenin genleri damadın hazırladığı eve toplanırlar. Odanın içi halı-halçayla döşenir. Gençler yeyip-içtikten sonra eğlenmeye başlarlar. Bu eğlence sabaha kadar sürüp gider. Eğlenmeler müzik eşliğinde dışarıda da devam eder. Gece geç saatlerden sonra gidenler gider, gitmeyenler ise evin içinde eğlenmeğe devam ederler. Evde uykusu gelip yatanların ağızları, burunlarına kına sürürler, Yatanların bazen de elbiseleri üzerlerinden çıkarılır. Diğerleri de kahkahayla gülüp eğlenirler. 
 
Bey başında okunan yallılar: Gember zerr -i gember zer, Dağı dumana yar
Bey başında oynanan oyunlar: “Yirmibeş Guruş” “Gessep” 
 
Hına (Kına) Gecesi:
Kına gecesi kız evinde yapılır. Kızlar burada yer içer eylenirler. Gelin ve kendi ellerine kına yakarlar. Küçük yaşlarda bir erkek çocuğu bey başına gönderirler ve orada damadın herhangi bir eşyasını çalıp kıza getirir. Sonra da damata haber gönderip alay ederler. Damat tarafından gelen honça ortaya koyulur ve içindeki genfet (şekerleme), noğul, fıstık yenilir. Herkes “Allah heyirli uğurlu olsun” söyler. Daha sonra gelinin eline kına konulur. “Bismillah” denilir ve damatın adı kınayla gelinin avuçlarına yazılır. Ayaklarına ve parmaklarına kına konulur bir bezle bağlanır.  Oyunlar oynarlar. Kına gecesinde oynanan yallılarda söylenen sözler: “Yoncalar yoncalar” “Elinde sele gördüm” “Haynım nezenim gızdar durun bezenim gızdar” “Bu gece gonağınam” “Mendilim dört köşeli ay goca”,
Hına (Kına) gecesinde oynanan oyunlar: “Mehraç” “Cehennem Adamı”
 
Bel Bağlama:
Önceleri toylar dışarıda çalınırken, toyun sonuna doğru gelin dışarıya çıkacağı zaman gelinin babası içeriye alkışlar arasında girer.  Kızının yüzünü kıbleye döndürür. Üç defa “salavat” çevirir. (Allâhümme salli alâ Muhammed’in ve alâ âli Muhammed) Kızının elinden tutarak evin içinde dolandırır. Kızın belini kırmızı bir kurdeleyle bağlarken “yeddi oğlun, bir gızın olsun” der ve çıkar. Bazen babalar bu işi yapıp ayrılırken ağlarlar. 
 
 
TOY/DÜĞÜN
 
Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra düğün yapılır. Nemer dağıtılır. Nemer, düğüne davetiyedir. Davetiye yerine mendil gönderilir. Davet edilen kişi sayısı tespit edilir. Sayıya göre mendil temin edilir. Bir mendil bir davetiye yerinedir. Gelin ve damadın yakınlarına mendil yerine kumaş parçaları veya başörtüsü de verilir. (Bu kişiler kınada diğerlerinden daha farklı katkıda bulunur.)
Düğünden bir gün önce gelin ve damat evlerinde ayrı ayrı kına geceleri düzenlenir. Kına gecelerinde gelin ve damat evlerinde yemekler hazırlanır. Gelen misafirler ağırlanır. Çeşitli eğlenceler tertip edilir. Maharetli olanlar tiyatro gösterileri sergilerler. Damat evinde hazırlanan kına ve diğer hediyelikler bir tepsinin içine konulur. Üzeri güzel bir tülle örtülüp çalgı eşliğinde gelin evine gidilir. Damat ve gelin yakınları birlikte oynadıktan sonra hazırlanan hediye gelin tarafına verilir. Aynı gece damat ve gelin evlerinde ellerine kına konulur. Kına geceleri eğlenceleri sabahlara kadar sürüp gider.    
Toy genellikle cuma günü öğleden sonra başlar ve pazar günü öğleye kadar devam eder. Oğlan tarafından birkaç kişi bir araya gelip toyçuları âşıkları bir daşga, traktöre bindirip düğün yapılacak yere gelinir. Oğlan evine gelince toyçular çalgılarını çalmağa başlar. Toyçular birkaç arvat ve erkek ile evleri bir bir dolaşırlar ve herkesi düğüne davet ederler. Toy evini damatın arkadaşları süsler, odun doğrar ve gereken bütün ihtiyaçları temin eder ve hazırlarlar. 
Toyda önce yallılar tutulur. Yoruluncaya kadar oynanılır. Sonra tek oyunlara geçilir. Eşler, iki arvat, iki kız veya iki erkek birlikte oynarlar.  şık bir odada saz çalıp deyişler söylerler.  
Kız ve oğlanın her birinin “sağdıç” ve “solduç”ları mevcuttur. Kız ve oğlan samimi olduğu en yakın arkadaşları arasından bu kişiler seçilir. 
 
 Aşık dinleme:
şık olan otağda yaşlılar, gençler toplanır.  şık sazını eline alır evin içinde çalarak dolaşır. Evde toplanan cemaati över, gelin ve damatı övücü sözler söyler. Hikâyeler anlatır. Bu hikayeler şunlardır: Köroğlu, Tahar Mirze,  şık Elesker, Letif Şah, Şah İsmayıl, Aşık Gerip
 
Gelin evden çıkarılınca kızın dayısı kapıyı keser. Kızın dayısına önemli bir hediye verilir ancak o zaman kızın gitmesine razı olur. Bu hediyeler bir tabanca, palto, takım elbise veya para da olabilir. Bazen de dayı yerine küçük erkek kardeş kapı kesebiliyor. Kapıyı kesen bahşişini aldıktan sonra “Allah heyirli etsin” der. Gelin kapıdan çıkarılırken anne ve babasının yüreği dayanamaz ağlar. Gelini bir koluna sağdıçı, bir koluna da kaynatası girer. Gelinin solducu da gelinin önünde bir ayna ile bir mum tutarak yürür. Bir ağsaggal adam da elinde bir Kuran-ı Kerimi gelinin başında tutarak ve oradakilerle birlikte salâvat çevirerek yürürler. 
Oğlanın sağdıç ve solducu “Şah” hazırlar. Şah, en az beş budaktan oluşan bir ağaç dalıdır. Beş altı budaklı bir ağaç dalı temin edilir. Bu dal elde taşınacak kadardır. Dalın her budağı kâğıtlarla rengârenk süslenir dallara iplerle türlü meyveler, şekerlemeler bağlanır. Şah’ı sağdıç elinde tutar. Şahın hazırlanması ve bütün masrafları sağdıca aittir. Gelin düğün bitiminde damadın yakınları tarafından damadın kalacağı evin önüne getirilir. Damın üzerinde damat ortada elinde elmalarla, bir yanından sağdıç elinde şah, öbür yanında solduç elinde meyve ve şekerlemeler beklemektedirler. Gelin müzik eşliğinde evin kapısına kadar getirilir, damat elindeki elmayı gelinin kafasına doğru fırlatır. Ancak, gelini getiren yakınlar tarafından elmanın isabet etmesi önlenir.  Damat ilk hedefte elmayı vurmayı maharet saymaktadır. Eğer isabet etmezse ikinci ve üçüncü kere de elma atar. Bu arada sağdıç ve solduç damın üzerinde ellerinde bulunan meyve ve şekerleri aşağıya halkın üzerine fırlatırlar. Gelin damat evinden içeriye girince altına bir sandalye koyarlar ancak, gelin oturmaz. Hemen gelinin gaynatasını çağırılar. Gaynata gelir ve o arada geline bir söz verir. “Sene bir altun yahut bir gerdanlık veya bir inek” Gelin sözü aldıktan sonra oturur.
 
Düğünlerde eğlencenin sonlarında “gelin havası/ağlatma havası” denilen müzik çalındığında alkışlar arasında gelin damat evine götürme hazırlıkları yapılır. 
 
 
Beyin Goruh Hamamı:
Beyin sağdıcı, solducu bir yerde iki teneke su kaynatır. Oğlan evinde çok adam olduğundan tenha bir yer seçerler. Su ısıtıldıktan sonra bir damda ya da peyede  damatı çimdirirler.  Daha sonra alınan iç çamaşırı, gömlek ve toy paltarı giydirilir. Hamamı olan yerlerde ise damat adayının yakınları toplanıp birlikte hamama gider yıkanırlar.
 
Bey Taraşı:
Beybaşı akşamı beyin yakın arkadaşları ve sağdıç, solducu beyin odanın ortasına oturturlar. Tanıdıkları bir delley getirirler. Delley “bismillah” der ve beyi taraş eder. Oğlanın sağdıcı bir sini (tepsi) içerisine genfet doldurur ve odaya gelir. Önce solduca siniyi tutar. Solduç bir genfet alır ve siniye on, en beş lere (lira) para bırakır. Daha sonra orada bulunan herkese genfet verilir ve karşılığında herkes para bırakır. Toplanan para delleye verilir. Delley de “heyirli, uğurlu olsun” deyip oradan memnun bir şekilde ayrılır. 
 
Kızın Goruh Hamamı:
Hına gecesinde gelinin sağdıç ve solducu iki, üç teneke su kaynatırlar ve kızı peyede ya da damda çimdirirler. Şehirde ise oğlanın yakınlarından bir yaşlı kadın kız tarafının yakınlarını kızla birlikte hamama davet eder. Hamamda herkes yıkanıp bittikten sonra sini içinde onlara genfet dağıtılır. Geline oğlan tarafından alınan çamaşır ve elbiseler giydirilir.  Çay ve gazoz ikram edilir. Hamamda gelini keseleyene bahşiş verilir. Bu masrafların hepsini damat tarafı karşılar. 
 
Baş Bezeme: 
Gelin yıkandıktan sonra sağdıç, solducu ve diğer kızlarla birlikte bu işten anlayan güngörmüş, eli selgeli bir arvat gelinin başını bezeyirler. Sonra gelinin yüzündeki ve alnındaki tüyleri iple temizlerler. Şaçını simon yaparlar. Yüzüne pudra ve krem sürerler. Gelinliğini giydirirler, ayakkabısını giydirirler. Başına da kırmızı bir yaylıg örterler. 
 
   Gelin Köçürtme:
Toyçular pazar günü sabahtan başlayıp günortayı geçene kadar çalarlar.  şık ise nağıllarını anlatmaya devam eder. Oğlanın babası toyçulara “vahıt tamamdı, gideh gelini köçürdeh” diye söyler. Ondan sonra hazırlanan daşkalar (at arabası), trahdörlere binilip gelinin evine topluca gidilir. Toyçular gelinin evinde yeniden çalmağa başlarlar. Herkes yallıya eşlik ederler. Yallıda dört beş gayda oynarlar. Üç, dört halka oluştururlar. Gelinin evden alınıp çıkarılmasına kadar devam eder. 
Gelin oğlanın gapısına çatanda, gaynana onun ayağının altına üzerlih yandırıp deyir: Üzerrihler çirtdasın, Yaman gözler pırtdasın.
 
Duvah/Duvak:
Düğün olduktan bir gün sonra duvah yapılır. Düğüne gelen ve gelemeyen eş, dost, yakın akrabalar, komşular oğlan evine duvağa giderler. Orada yeme-içmeden sonra konuşkan, güngörmüş biri ortaya çıkar. Gelini de bu arada ortaya getirip oturturlar. Gelenlerin yanlarında getirdikleri hediyeler, paralar isim ve miktar okunarak toplanır. “Filenkesde bir bilezik, Allah oğluna da nesip etsin” der. Toplananlar hesaplanır ve genel miktarı da anons edilir. Misafirler “Allah heyirli, uğurlu elesin” der ve ayrılırlar. Evdekiler de “Allah sizinkilere de nesip elesin” cevabını verirler. 
 
Dilbağı Alma: 
Gelin oğlanın anası, babası ve kaynı ve baldızları ile konuşmaz. Yani onlardan di bağı ister. Bunlar da gelinin yüzünden öpüp bir helet (hediye) verirler. Ancak gelin kaynanası ve baldızı ile konuşur, kaynatası ve kaynıyla hiç bir zaman konuşmaz. Zor durumda olsa onlarla işaretle konuşur. Onlar görünce “yamşahlı” gezer. 
 
El Öpme:
Düğünden üç gün sonra damat ve gelin, hazırlık yapar ve kız evine giderler. Gelin önce kendi babasının ve anasını elinden öper, sonra da oğlan kaynanasınıı ve kaynatasının elini öper. Daha sonra gelin, getirdiği hediyeleri annesine verir. Kişilere göre aldıkları hediyeleri isim olarak söyler. “Bu gardaşına, bu sene, bu babama “ “Bunları yeznen alıpdı” söyler.
 
Gızın Görümüne Getme:
Kız tarafı aradan iki, üç ay geçtikten sonra yakınlarına haber gönderir, “Cuma ahşamı gızın görümüne gidecih, sizde gelin” Akrabalar imkânlarına göre honça hazırlarlar. 
Kız tarafı da on-onbeş tane “fetir” yapar. Kızına gömlek, içi çamaşırı, entari, çorap vb. eniştesine ise çorap, mendil, gömlek türü şeyler alırlar. Oğlan evine gidilir.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası