EFSANE BİR YİĞİDİN ARDINDAN (Mikail GÖLELİ)

 

Bakara Suresi 156. Ayet: Onlar (o iman edenler) "Mutlaka biz, Allah’a aitiz/Allah’tan geldik ve şüphesiz biz, O’nun huzuruna döneceğiz" 
Arapça ’da mevt, vefat, helâk gibi kelimelerle ifade edilen ölüm hayatın karşıtı olup sözlükte “hayatın sona ermesi” anlamına gelir. Genellikle “ruhun bedenden ayrılması suretiyle kişinin maddî hayat kaynağını yitirmesi” şeklinde tanımlanan ölüm ve ölüm sonrası hakkındaki algılama, inanış ve uygulamalar kültürden kültüre, devirden devire değişmektedir. Daha çok günah ve yargı kavramlarıyla birlikte tasavvur edilmeye çalışılan ölüm fikri ve ölüm korkusu ile kurtuluş ve ölümsüzlük ümidi dinin ve felsefenin en tartışmalı konularından olmuştur. Ölümün taşıdığı anlam da ilgili kültür, inanç ve felsefenin hayata yüklediği mana ile bağlantılı biçimde şekillenmiştir. 
Kötülerin de içinde bulunduğu bir dünyada yaşamak zordur. Daha da zor olan, kötüleşmeden yaşamını sürdürebilmek. Ancak iyi insanların, hayırlı işlerde bulunanların adları hafızalarda kalmıştır. 
“Uzun yaşamak için ne yapmalıdır? Sorusuna, bir gönül eri; Gönüllerde yaşamalıdır! Cevabını vermiş. Bu işin ancak maddî imkân, para-pul, mal-mülk ile olacağını söyleyenlere ise, “ Gönüllerde yaşayanların pek çoğu zengin değildi, demiş ve şöyle devam etmiş: “Ama dikkat edilirse, dünyaya sığmayan kralların isimleri bile unutulmuştur.”
“Bir gün öleceksin. Seni tanıyanlar üzülecek, gözyaşı dökecekler arkandan. Sonra bir gün seni tanıyanlar da ölecek. Gün gelecek, bu dünyada hiç yaşamamış (gibi) olacaksın, hiç kimse bilmeyecek seni.” Bu dünyada hiç yaşamamış gibi olmak ne acı. Arkandan bir Fatiha okuyacak kimsenin kalmaması…
Şükretmeli o halde insan, yaşam fırsatını bizlere bahşeden Yüce Rabbe. Şükretmeli ve değerlendirmeli her ânı. Her ânı fırsat bilmeli. İyilik ve güzellik adına ne varsa peşinden gidip, hayatını güzelleştirmeli. Adını sonsuza dek hatırlatacak bir esere imza koymak için çalışmalı. Ancak böyle güzel bir isim bırakabilir ardından. Ancak böyle öldükten sonra da adı unutulmayabilir. “ Daha yüce bir yaşam için, bir ön hazırlıktır hayat”  “İyilikle yücelen bir sanattır yaşamak.”
“Öldükten sonra da adının dillerde dolaşmasına çalış. Çünkü hayırla anılmak insan için ikinci bir ömürdür” diye öğüt veriyor bizlere. (El- Mütenebbî)  
“ bâd olmak istersen gönül yıkma, gönül yap. Hayırla yâd edilmek istersen, bir eser bırak”  (Tâlib)
Akıllı olan her insanın tek ve son isteğidir “Ardından iyi bir isim bırakmak”. Her insan bir kez doğar, bir kez ölür. Yaşam denilen fırsat da bir kez geçer ele, doğum ile ölüm arasında. Yavuz Bahadıroğlu ne güzel söylemiş; “Hayat, doğum ile ölüm arasındaki Çizgiyi doğru yürüme sanatıdır.”
İnsan, kısacık ömrüne Çok şeyler sığdırabilir. Bazen otuz beş yıllık ömre ciltler dolusu kitaplar sığar, bazen de bir keşifle dillerden dillere dolaşır adı, bazen yine anılır belki, ama lânetle… 
Elbette hiçbir kimse bu şekilde anılmak istemez. Böyle bir fiil, telafisi olmayan ömür için geri gelmeyecek bir pişmanlıktan öteye geçmeyecektir. “Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez” demiş Eflatun.
Bir Mikail GÖLELİ vardı, adı her zaman gönüllerde yaşayacak olan ve unutulmayan…  Geride güzel bir isim bıraktı…
Birlikte geçirilen gençlik yıllarımızın samimi, alçak gönüllü, cesur yürekli ve kendisini sevgi ile karşısındakine kabullendiren bir Mikail GÖLELİ…
Savaşçı bir ruhun yanında herkesle uyumlu geçinen, toplumun her kesimine hitap eden bir yapı…
Mikail GÖLELİ ile Iğdır Ortaokulu ve Iğdır Lisesi dönemlerimde iyi bir arkadaşlık ortamı. Biz köyde oturduğumuz için fazlaca mahalle sohbeti yoktu. Ancak 1974, 1975 ve 1976 Yılında sıkı bir arkadaşlık…
Sonra 12 Eylül… Mikail GÖLELİ için zor yıllar… Bildiğim kadarıyla 17 yıl yurt dışında kaçak. Birkaç kere ölümle karşılaşma, ölümden kıl payı kurtulma…
1975 Yılında Erzurum Karabekir Eğitim Enstitüsünde okurken Erzurum’da karşılaştım. Mide kanaması geçirmişti. Büyük zorluklar içerisinde idi. 1976 Yılında Kars Otobüs Terminalinde son anda ölümden kurtulması…
Yıllar sonra Tuzluca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Görevim sırasında İstanbul’a davet edildiğim ve Iğdır’ın tanıtımı ile kitaplarımı imza günümde yanımda Mikail GÖLELİ…
İmkânı olmayan her hastanın yanında maddi imkânları ile hayır işlerinde onun adını duyuyorum…
Özellikle Iğdırlıların gönlünde ayrı bir yeri vardır Mikail GÖLELİ’nin, hatırı herkes tarafından bilinir ve sayılır.
Nitekim Türkiye'de yapılan 1995 genel seçimlerinde MHP Iğdır Milletvekili adayı gösterildi. Mikail Göleli, Iğdır'da en çok oyu alan aday oldu. MHP ülke barajını aşsaydı, Göleli TBMM'deki yerini alacaktı.
“Ölüm hepimize gülümser. Yapabileceğin tek şey dönüp ona gülümsemektir. "
“Hızlı yaşamayı seviyorsan, Nefes aldığın her saniye ölümle sevişmeyi göze alacaksın.”
Tekirdağ’da, sünnet düğününde halay çekerken kalp krizi geçiren Mikail Göleli bir arkadaşının oğlunun sünnet törenindeydi. Amatörce çekilen görüntüyü defalarca izledim. Yüzündeki tebessüm hiç eksik olmadı. Ölüme giderken bile son takatına kadar gülümsedi. Kalbi durana kadar…
 
“Ömür nimeti her gün tükenmektedir. Dolayısıyla dünyadan bir gün daha uzaklaşıp kabre bir gün daha yaklaşmaktayız. Hayatın hangi safhasında Azrail ile karşılaşacağımızı da bilmiyoruz. Bu sebeple de hayatı daima Amel-i Salihlerle geçirmek lâzımdır ki, son nefes -inşallah- Salih ameller üzere gerçekleşsin.”
Cenâb-ı Hak cümlemize, gözlerden akan nedâmet şebnemleri ile ğufrân iklimlerine ulaşmayı ve “ölmeden evvel ölünüz” sırrına ererek hakikat âlemine uyanmayı nasip eylesin…
“Biz hikâyemizi karanlıklara yazdık! İsteyen mum ışığıyla da okur! Lakin okumasını bilmeyene güneş bile fayda etmez! Biz nefes aldıkça!  lem’de şer, Oğuz’da er tükenmez…”
“Ne kaya kaleler, ne demir kapılar, ne çelik silahlar yolunu kesmeyecek. Yarı cihan ümmetiyle dövüşeceksin. Ezdikçe mağrur, ezildikçe meyyus olma! Daima didin ve öğren, daima iste ve yüksel! Adil ve rahim ol! Korkutmaktan ziyade sevdirmeye çalış! (A.Hikmet Müftüoğlu)
Milletlerin millî özelliklerini yansıtan bazı somut kültürel unsurları mevcuttur. Bunlardan biri de mezar taşlarıdır. Mezar taşları, bünyesinde barındırdığı motifler, semboller, damgalar, tarihî ve edebî değer taşıyan yazılarla ait olduğu toplumun düşünce yapısı, hayatı algılayış tarzı, kültürel unsurları, millî kimliği vb. ile ilgili eşsiz bilgiler ihtiva etmektedir. Taşıdığı kutsallık olgusu ve bunun getirdiği dokunulmazlık sayesinde eski dönemlerden günümüze dek varlığını büyük oranda koruyan mezar taşları. Yöremizde bunlardan biri de Koç Başlı Mezar taşlarıdır. Mikail GÖLELİ için tarihi dokuları mevcut bir Koç Başlı mezar taşı yapılması gerekir diye düşünüyorum.
  “Ruhu Şad Olsun” 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.