Prof. Dr. Kerem KARABULUT KARS ANTLAŞMASININ ÖNEMİ VE NAHCİVAN
Tarih : 2021-10-07
Tüm Yazılar

Prof. Dr. Kerem KARABULUT



KARS ANTLAŞMASININ ÖNEMİ VE NAHCİVAN

13 Ekimde Kars Antlaşmasının yüzüncü yıl dönümü olacaktır. Konunun önemine binaen aşağıdaki özet bilgilerin okuyucuların değerlendirmesine sunulması yararlı olacaktır.
Türkiye ile Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında 13 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Kars Antlaşması, Türkiye ile Ermenistan arasında uluslararası düzeyde kabul gören tek metindir. Milli Mücadele Dönemi’nde Türkiye-Rusya ilişkileri 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması’yla, Kafkasya’daki ilişkiler ise Kars Antlaşması’yla netlik kazanmıştır (Bolat; 2019: 267). Milli mücadele tarihinde önemli yeri olan Kars antlaşması, tıpkı Lozan Antlaşması’nın Türkiye ile batı dünyası arasındaki ilişkileri yeniden tanzim etmesi gibi Kafkasya’daki ilişkileri de bu antlaşma tanzim etmiştir (Ural; 2009: 175).
Kars Antlaşması Moskova Antlaşması ile beraber Türkiye’nin Kafkasya ve özellikle Nahcivan üzerindeki etki ve ilgisini belgeleyen önemli bir belgedir. Nahcivan muhafaza ettiği konum itibariyle Türkiye ve Türk dünyası için bir anahtardır. Nahcivan’ın sosyal-ekonomik yönden gelişmesi, güçlenmesi ve “Şarkın Kapısı” olma özelliği Türkiye ve Azerbaycan için çok önemlidir. Diğer taraftan, Nahcivan Özerk Cumhuriyeti, Türk Cumhuriyetleri arasında Türkiye ile fiziki bağlantısı bulunan tek toprağa sahip olması nedeniyle Türkiye için özel bir anlam ve önem taşımaktadır. Nahcivan bir Türk toprağıdır ve burada yaşayan halk ile Türkiye arasında sağlam bağlar vardır. Türkiye’deki gelişmeler Nahcivan’a, Nahcivan’daki gelişmeler de Türkiye’ye kısa sürede yansımaktadır. Işte Moskova ve Kars antlaşmaları Nahcivan ile Türkiye’yi birbirinden ayrılmaz bağlarla birleştirmiştir. Bu doğrultuda 1921 yılında imzalanan Kars Antlaşmasının hem o günkü ortamda hem de günümüzde Azerbaycan ve Türkiye açısından önemli sosyo-ekonomik etkileri olmuştur ve bu etki devam edecektir. 
Türkiye’nin günümüzdeki Kafkasya sınırları aşağıdaki üç antlaşma ile çizilmiş ve kesinleşmiştir (Şimşir; 2011: 403).
-2 Aralık 1920’de Gümrü’de imzalanan Türkiye-Ermenistan Barış Antlaşması (Gümrü Antlaşması),
-16 Mart 1921’de Moskova’da imzalanan Türkiye-Sovyet Rusya Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması (Moskova Antlaşması),
-13 Ekim 1921’de Kars’ta imzalanan Türkiye ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Arasında Dostluk Antlaşması (Kars Antlaşması).
Daha sonraki dönemlerde Ermenistan’ın Kars Antlaşmasını tanımadığına dair vurguları olsa da yaşanan gelişmeler ile bu antlaşmanın en sağlam ve kalıcı belge olduğunu sabitlenmiştir.
Nahcivan’ın Türkiye için stratejik önemi ekonomik boyutundan daha önde gelen bir konu olmuştur.  
“Moskova Antlaşması’nın 3. maddesine göre Nahcivan, koruyuculuk hakkı hiçbir devlete bırakılmamak kaydıyla Azerbaycan’ın uhdesinde kalacaktır ve Azerbaycan, özerk bir bölge oluşturacaktır”. Bu maddeye göre, Gümrü Antlaşması’nda Nahcivan için belirlenen sınırların korunduğu ve Nahcivan’ın, Türkiye’nin himayesinden çıkarılarak Azerbaycan’a bırakıldığı anlaşılmaktadır (Özarslan; 2016:584).
Kars Anlaşmasının 5. maddesi, “Türkiye Hükümeti ile Ermenistan ve Azerbaycan Sovyetler Hükümetleri işbu Antlaşmanın III sayılı ekinde belirtilen sınırlar içinde olmak üzere, Nahcivan bölgesinin Azerbaycan’ın koruyuculuğunda özerk bir ülke oluşturulması konusunda anlaşmışlardır” şeklindedir (Şimşek; 2016:445). Buna göre Nahcivan’ın Azerbaycan’ın bir parçası olduğu Moskova Antlaşmasından sonra tekrar onaylanmıştır ki, işte bu durum günümüzün bölgedeki gelişmelerini derinden etkilemektedir. Bu antlaşmalar ile Nahcivan’a özerk bölge statüsü verilmekle birlikte bu statünün çerçevesi belirlenmemiştir. Bu durumda, özerkliğin sınırları Azerbaycan tarafından belirlenecektir. İşte tarihte yaşanan bu gelişmelere bağlı olarak Nahcivan’ın Azerbaycan’a bağlı bir toprak parçası olarak kalmasının şu sosyo-ekonomik etkileri olmuştur ve olmaya devam etmektedir:
Nahcivan muhafaza ettiği konum itibariyle Türkiye ve Türk dünyası için bir anahtardır. Nahcivan’ın sosyal-ekonomik yönden gelişmesi, güçlenmesi ve “Şarkın Kapısı” olma özelliği Türkiye ve Azerbaycan için çok önemlidir.
Nahcivan ile olan ticaret tek başına değil, Azerbaycan ile birlikte değerlendirilmelidir. Çünkü, Nahcivan Özerk bir Cumhuriyettir, ancak Azerbaycan’a ait bir toprak bölümüdür. Bu nedenle, ikisini birbirinden ayrı düşünmek yanlış değerlendirme yapılmasına sebep olacaktır. Bu açıdan bakıldığında, sadece ticari olarak da Azerbaycan’ın Türkiye için anlam ve önemi büyüktür. Türkiye ile Azerbaycan yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmine sahiptirler. Yine Azerbaycan’ın ticaret yaptığı ülkeler arasında Türkiye ya birinci veya ikinci sırada yer almaktadır. Bu durum, ticari açıdan iki ülkenin birbirine bağlılığının önemli bir göstergesidir. Nahcivan bu bağın temelini oluşturmaktadır.
Türkiye ve Nahcivan tarafında daha önce yaptığımız anket çalışması da bu anlam ve önemi ortaya koymaktadır. Karşılıklı ekonomik çıkar doğrultusunda ticari ilişkiler gerçekleştirmesine rağmen, iki taraf arasında diğer devletler arasındaki ilişkilerde olmayan bağların varlığı da önemle vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye tarafındakilere Nahcivan denilince akıllarına gelen kelimeler sorulduğunda; “kardeşlik, dostluk, yakınlık” kelimeleri vurgulanmaktadır. Yine Nahcivan tarafındakilere Türkiye denilince akıllarına gelen kelimeler sorulduğunda da; “Dostluk, Atatürk ve kardeşlik” kelimelerinin gelmesi iki ülke arasında ticaretin ötesinde bir bağ olduğunun göstergesidir. 27 Eylül 2020 tarihinde Ermenilerin işgal ettikleri Karabağ topraklarında Azerbaycan halkına ve askerlerine saldırması karşısında Türkiye ve Azerbaycan’ın gösterdiği ortak tepki ve verdikleri cevap da anket sonuçlarının anlam ve önemini doğrulamaktadır.
Moskova Anlaşması’nın (16 Mart 1921) müzakerelerinin devam ettiği dönemde Nahcivan’ın Rusya’ya giden heyette yer alan Yusuf Kemal Bey, Ankara’dan ayrılmadan bir gün önce (13 Aralık 1921) Mustafa Kemal Paşa ile görüşerek Rusların Nahcivan üzerinde ısrar etmeleri durumunda ne yapmaları gerektiğini sorar; bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk “Nahcivan Türk Kapısıdır. Bu hususu nazar-ı itibara alarak elinizden geleni yapınız” der. Yusuf Kemal Bey anlaşmayla Nahcivan’ın Azerbaycan’a bağlandığını Mustafa Kemal Atatürk’e bildirince Atatürk; “Yusuf Kemal Bey! Kapımız mevcudiyetini muhafaza ediyor, bizim için mühim olan budur” şeklinde memnuniyetini bildirmiştir (Atnur; 2001: 439-441). Buna ilaveten İran ile toprak mübadelesi yaparak Iğdır ili Aralık ilçesi sınırlarında kalan devlet üretme çiftliği arazisini alıp Türkiye ile Nahcivan arasında kara bağlantısı kurması, Mustafa Kemal Atatürk’ün hem Nahcivan’a verdiği önemi göstermekte hem de Türk Dünyası ile bugünlerde yaşadığımız bağlantı kurma çabalarını o zamandan görüp önemsediğini göstermektedir.
1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılınca bu antlaşmalar sayesinde Ermenilerin Nahcivan’ı işgal etmesi önlenmiştir.
Nahcivan’ın Türkiye ile kara sınırının olması, Türkiye ve Azerbaycan’ın 44 günlük Karabağ Savaşı sonrası geleceklerinde en önemli etken olacağını göstermektedir. Çünkü Zengezur Koridorunun açılmasıyla Türkiye ile Azerbaycan’ın doğrudan birbirlerine bağlanması gerçekleşecektir ki, bu iki ülke ticaretinin yaklaşık 10 milyar dolara çıkmasını ve başta Türk Dünyası olmak üzere diğer devletler nezdindeki itibarlarının artmasına bağlı olarak milyarlarca dolarlık kazançlarının ve siyasi güçlenmelerinin sebebi olacaktır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Atnur,  İbrahim Ethem (2001), Osmanlı Yönetiminden Sovyet Yönetimine Kadar Nahçıvan: 1918-1921; Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Bedir, Serap, Dilek Özdemir ve Kerem Karabulut (2015), Türkiye İle Nahcivan Arasındaki Sosyo-Ekonomik İlişkilerin Analizi, I. Uluslararası Iğdır Sempozyumu, Iğdır.
Bolat, Mehmet Ali (2019), Yeni Türkiye İçin Kars Antlaşmasının Önemi, ADAM AKADEMİ, 9/2 ss:267-306.
Özarslan, Bahadır Bumin (2016), Bir Özerk Cumhuriyet Örneği Olarak Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, I. Milletlerarası Türkiye-Azerbaycan Münasebetleri Sempozyumu, 12-14 Mayıs 2016, Kastamonu. ss. 578-590.
Şimşek, Oğuz (2016), Tarihi ve Coğrafi Özellikleri Bakımından Türkiye–Azerbaycan Sınırı, I. Milletlerarası Türkiye-Azerbaycan Münasebetleri Sempozyumu, 12-14 Mayıs 2016, Kastamonu.
Şimşir, Bilal (2011), Azerbaycan –Azerbaycan’ın Yeniden Doğuş Sürecinde Türkiye-Azerbaycan İlişkileri-, Bilgi Yayınevi, İstanbul. ss. 440-451.
Ural, Selçuk (2009), Moskova Antlaşması’ndan Kars Antlaşması’na Türkiye’nin Kafkasya Politikası, Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 4, Sonbahar, ss. 175-214.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.