Ziya Zakir ACAR Aşık Alesker/ Aşıq Ələsgər
Tarih : 2021-12-03
Tüm Yazılar

Ziya Zakir ACAR



Aşık Alesker/ Aşıq Ələsgər

Bu dünyanı men tecrübe eyledim
Namert köprü salsa onda ad olmaz
Bir mert ile ağu yesen şirindi
Yüz namertle şeker yesen dad olmaz

Usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişen âşıklar yüzyıllardır sazlarıyla, sözleriyle içinde yaşadıkları toplumların duygularına tercüman olmaktadırlar.  Aşıklık geleneği zaman içerisinde geniş bir coğrafyaya yayılmış ve gerek Türkiye’de gerekse Türk soylu diğer devletlerde özellikle Azerbaycan’da çeşitli âşık muhitlerinin teşekkül etmesine yol açmıştır. Günümüzde bu geleneğin en güçlü yaşatıldığı yerlerin başında Azerbaycan gelmektedir. Azerbaycan âşık edebiyatı içerisinde ise  Aşık Elesger ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Azerbaycan’ın Batısında yer alan Göyçe bölgesinin Ağkilse köyünde doğup büyüyen Elesger, yetiştirdiği âşıklar ile başlı başına bir ekol olmuştur. Yaşadığı bölgenin âşıklık geleneği ile bütünleşen Elesger, Göyçe âşık mektebinin en önemli ismi olarak dikkat çeker. Onun yetiştirdiği âşıkların her biri ayrı bölgede birer ekol haline gelmiş ve âşıklık geleneğini sürdürmektedirler. Sazıyla, sözüyle Azerbaycan kültürüne çok büyük hizmetlerde bulunmuş olan Elesger, kendisinden sonra yetişmiş olan bütün âşıklar için örnek olmuştur.

Aşkı ve güzellikleri terennüm eden saz ve söz ustalarının yüzyıllardan beri Azerbaycan’daki gerçek mekânı GÖYCE bölgesidir. Göyce Bölgesi Azerbaycan’ın kadım arazisidir. 1988 Yılına kadara burada Azerbaycan Türkleri oturmaktaydı. Dede Korkut nağmelerinde sürekli söz edilen yerlerdendir.

Dede Korkut’tan tutun da, destanlara varıncaya dek, dillerde ve gönüllerde dolaşan hikâyelerin günümüze ulaşabilmesi; şiir tekniğine, yaratma gücüne ve şahsî olgunluğa erişmiş birçok âşık şairin varlığıyla mümkün olabilmiştir. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başları arasında;  şık Elesger’i yetiştiren üstatların, bizzat Elesger’in, onun âşık sülâlesinin ve âşık zamandaşlarının bu bölgelerden şöhretlenerek çıkmış bulunması, Azerbaycan’da ozanlık sanatına ne denli değer verildiğini ortaya koyar.  şıkların yaratıcılık mekânı; sazlı sözlü meclisler, bayram ve eğlence günleri, yaylaklar, bağlar, bahçeler ve çeşme başlarıdır. Elesger, her sanatkârda olduğu gibi muhammeslerini, müseddeslerini, müstezatlarım, muammalarını, koşmaların, dudak deymezlerini, dil dönmezlerini, tecnislerini, gazellerini, divanlarını, destanlarını kısaca bu üstün deyişlerini böyle yerlerde terennüm etmişse de bu deyişler söylendiği anda kaleme alınmadığı için gereğiyle toplanamamış, birçok eseri dağılmış, kaybolmuştur.
 Aşık Alesker/ Aşıq Ələsgər,( 1821-1926), 19. yüzyıl Azerbaycan saz üstatlarının en önemli temsilcisi, Azerbaycan âşık edebiyatının klasiklerinden biridir. 1821 yılında bugünkü Ermenistan sınırları içerisinde kalan eski bir Türk yurdu olan, Basarkeçer’in Ağkilse köyünde âşık şiirinin ve sazın vurgunu olan Alimemmed’in ailesinde dünyaya geldi. 

Alesker, 14-15 yaşlarında köyün zenginlerinden Kerbelayı Kurban’a hizmetçi olarak verildi. Onun kızı güzel Sehinbanı’yı sevdi, kızdan sevgisine karşılık aldı. Kerbelayi Kurban’m kardeşi Pullu Meherrem onların kavuşmasına imkân vermedi, Sehinbanı’yı oğlu Mustafa’ya aldı.

Bu olaydan sarsılan Elesker saz çalmaya, söz koşmaya başladı. Babası onu 16 yaşında Kizılvenkli  Aşık Ali’ye uşak verdi. 

Elesker âşıklık sanatının sırlarını üstadı Ali’den öğrendi. Azerbaycan âşık kültürünü araştıranlardan Hümmet Alizade, onların ‘üstat-çırak’ münasebetleri konusunda şunları yazar: “ Aşık Elesker, üstadı  şık Ali ile düğün, nişan meclislerine gittiğinde bazen onun dediklerine kulak asmaz, kendi şiirlerini okurmuş. Elesker’in bu hareketi üstadının hoşuna gitmezmiş, bu hareketten vazgeçmesi için ona nasihatler verirmiş. Bir gün yine büyük bir düğün meclisinde üstatla çırak arasında bir sürtüşme olur.  Aşık Ali’nin sözü Elesker’e dokunur, Elesker öfkelenir. Üstadı ile atışmayı kafaya koyar.
Üstat-çırak birbiri ile ters düşer. Meclis iki gruba ayrılır. Bir taraf  Aşık Ali’yi savunurken diğer taraf Elesker’i müdafaa eder. Atışma süresince çok “herbe-zorbalar, üstat nameler, divaniler, tenisler ve dudakdeğmezler” söylenir. Nihayet Elesker açıkça ve şimdiye kadar hiçbir âşık tarafından karşılığı söylenemeyen “A yağa-yağa” teennisini söyler.  Aşık Ali,  Aşık Elesker’e cevap veremez; meclisi bırakıp gider. Bu hadiseden sonra Elesker, üstadından ayrılır, müstakil bir sanatkâr gibi âşıklığa başlar. Elesker, üstadını bağlaması neticesinde geniş kitle arasında daha büyük şöhret kazanır. Yakın ve uzak yerlerden çok çırak Elesker’in yanına gelir.”
19. yy. ortalarına doğru artık  Aşık Elesker bütün Kafkasya’da tanınan bir âşık oldu. Tiflis’te Rusça yayınlanan “Kavkaz” gazetesi 1851 yılında ondan, olağanüstü sesi, saz çalma mahareti ve söz koşma kabiliyeti olan bir sanatkâr olarak söz eder. Sevgilisi Sehinbanı’dan zorla ayrı bırakıldıktan sonra,  Aşık Elesker 40 yaşına kadar bekâr kalmış, 1862 yılında, Kelbecer’in Yanşak köyünden olan Anahanım’la evlenmiştir. Elesker’in oğlu Aşık Talib de üstad bir aşık olarak tanınmıştır.

Elesker, âşık şiirinin bütün türlerini kapsayan zengin bir miras bırakıp gitmiştir. Hayatta olduğu döneminde hiçbir kitabı yayınlanmadığından, şiirlerinin büyük bir kısmı kaybolmuştur. Şiirlerinin büyük kısmı sözlü gelenekte devam ettiği için onlar da yazıya alınmamış, zaman geçtikçe unutulmuş, hafızalardan silinmiştir.
1918 yılında Ermenistan’da iktidara gelen Taşnaklar, Azerbaycan Türklerini hedef alan katliamlara başlayınca,  Aşık Alesker, ailesi ile birlikte Azerbaycan’ın Terter bölgesine yerleşmiştir. Burada bir müddet değirmencilik yapmış ve ihtiyar çağlarında yazdığı şiirlerinin birinde kendi durumundan acı acı yakınarak şöyle demiştir:
Dad senin elinden çerx-i kecmedar,
Üreyimde yüz dermansız yaram var,
 Aşıq deyirmançı, ağa çarvadar,
Serraf gelsin bu bazarı dolaşırı.

Çağdaşlarının anlattıklarına göre Aşık Alesker, uzun boylu, alnı açık, iri yapılı, bedence çok sağlam ve kuvvetli bir adam olarak anlatılır. Kara gözleri, kalın, kara çatık kaşları, dolgun yüzü vardır.

Aşık Elesker 1921 yılında durumu nispeten düzelince yeniden, doğduğu köye, Ağkilse’ye dönmüş, lâkin yaşlılık ve hastalık yüzünden artık saz çalıp söz koşamamıştır. 1926 yılı Mart ayının 7 sinde 105 yaşında Ağkilse köyünde vefat etmiş, burada da defnedilmiştir. 1988 yılında Basarkeçer bölgesi Türk halkı göçe zorlanması ile buradaki Türkler yeniden topraklarını terk etmişlerdir.

Birçok eski Türk eserinin de olduğu gibi  şık Elesker’in Ağkilse köyündeki mezarı da Ermeni güçleri tarafından tahrip edilerek yok edilmiştir.
Deyişlerinden örnekler:
Gözel, sana malûm olsun,/Alışmışam, yanarım men. /Elâ gözler süzülende,/ Canımdan usanıram men.
Hangi dağın maralısan?/ Hayıf, bizden aralısan!/Sen de yardan yaralısan,/ Duruşundan kanıram men.
Menim adım Eleskerdi,/ Derdim dillerde ezberdi. /Halların dürdü, gevherdi,/ Sarrafıyam, tanıram men.
Gel, ey mihr-ı muhabbetim, /Yüzün menden niye döndü? /Ağzı şeker, lebi kend’im,/ Yüzün menden niye döndü?
Ayrılıktan ölüm yeydi,/ Hasretin kaddimi eydi./ Ne dedim, hatrına deydi,/ Yüzün menden niye döndü?
Aşığa yoktur kadağa,/ Müştaktır dile, dudağa./ Elesker sana sadağa, /Yüzün menden niye döndü?
Gözüm bir ala göz hanıma düşdü./Atdı müjgan okun, deydi sineme/Cadu gamzeleri canıma düşdü./İşaret eyledim, derdimi bildi./Gördüm hem gözeldi, hem ehl-i dildi./Başını buladı, gözünden güldü./Gülende gadası canıma düşdü.
İnsan payız öle yazda dirile
Zimistanda boran garı çekmeye
Günü günden işi düşer müşgüle
Herkes namus geyret arı çekmeye
Ruhu Şad Olsun

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası