Cabbar ŞIKTAŞ KOMŞUDA PİŞER, BİZE DE DÜŞER
Tarih : 2022-09-21
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



KOMŞUDA PİŞER, BİZE DE DÜŞER

16 Eylül 2022 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları 22. Toplantısı, Özbekistan'ın tarihi Semerkant şehrinde yapıldı.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in ev sahipliğinde başlayan zirveye, örgüte üye Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, gözlemci ülkeler Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaa Khurelsukh, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, davetli liderler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katıldı.

Bu tarihten hemen önce Ermenistan sınır ihlali yaparak Azerbaycan’a saldırmış, 80 civarında Azerbaycan askerinin şehadete ermesinin ardından kendileri de 400’ün üzerinde bir kayıp vererek geri çekilmişlerdi.

3. Karabağ Savaşı diye adlandırabileceğimiz bu kural bilmezlik neticesinde Özbekistan’da yapılan Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısına davetli olmasına rağmen ülkesinde baş veren gösteriler sebebiyle bu toplantıya katılmayacağını açıklayan Paşinyan, aynı tarihlerde ABD’li konuğunu ağırlıyordu.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Azerbaycan- Ermenistan gerginliğinin hemen ardından Ermenistan’a gerçekleştirilen ziyaretinin şeytani bir fikrin ürünü olduğunu herkes biliyordu.

ŞİÖ, NATO’YA KARŞI

NATO üyesi ülkelerin özellikle de Türkiye'nin ŞİÖ’de yer alması elbette ki NATO’nun, daha doğrusu ABD’nin işine gelmez.

Bölgede stratejik öneme sahip ve aynı zamanda güçlü bir ülke olan Türkiye’nin NATO’dan ayrılması NATO açısından göze alınacak bir durum değildir.

Ama Türkiye'nin güçsüzleşmesi için NATO elinden geleni ardına koymaz.

Şanghay toplantısının ardından ABD tüm kozlarını oynamaya başladı.

Geçtiğimiz gün İran'da bir kadın başörtüsünü iyi bağlamadığı için İran polisi tarafından uyarılmış, bu uyarı yaşanırken bağrışmalar olmuş, kadın polis otosuna bindirilip karakola götürülmek istenirken zor kullanılmış ve vurma, çarpma, darp olmaksızın beyin kanaması geçirerek yaşamını yitirmiştir.

Doğrusu dini açıdan böyle bir zorlamayı doğru bulmuyorum. Ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin böyle bir yasası var ve biz bunu kabullenmesek de bu yasa uygulanmaktadır.

Bir anda sosyal medya bu olayı alevlendirdi ve bir anda İran’ın birçok kentinde protestocular ortalığı yakıp yıkmaya başladılar.

Doğrusu rejim baskısı olsa sanırım bu eylemleri yapamazlardı.

Pek müdahale edilmediği gibi, resmi binalara saldırı yapılmakta, devlet memurları linç edilmekte, yakıp yıkmakta oldukları görülmektedir.

İşin ilginç tarafı Türkiye’de PKK karşıtı olanlar, İran’da PEJAK yanlısı slogan atıyorlar.

Çünkü olayların baş aktörü PKK’nin İran uzantısı PEJAK tarafından yürütülmektedir.

Şanghay toplantısının öncesinde ABD’nin Ermenistan ziyareti, ardından İran’da baş veren protesto olayları, ABD’nin Azerbaycan’a tavır alması, Rusya ile zaten ipleri koparmış durumda. Yani Pentagon’dan düğmeye basıldı ve bölgede huzursuzluğun ve istikrarsızlığın olması için ne gerekiyorsa yapılacağı görüldü.

Şüphesiz ki Ermenistan’ın tutarsız politikası Rusya’nın desteğini kaybettiğini de göstermektedir.

Bölgede dengeler pamuk ipliğine bağlı.

Bugüne kadar ABD polisi yol ortasında sayısız infazda bulundu. Özellikle zencilere karşı hiç masum davranılmadı. Ama sessiz çığlıklar batıp gitti. Tabii konu başka ülkeler olunca her türlü fitne ateşinin yakılmasından geri durmazlar.

Şu an Türkiye’de 8-10 milyon civarında Suriyeli, Afgan ve ne idüğü belirsiz bir yığın insan var.

Afganların tamamı genç, hepsi de erkek, Suriyelilerin yine çoğunluğu genç ama içlerinden kadın ve çocuklar da var.

Suriyeliler yaşadıkları bölgelerde örgütlüler, Afganlar ise Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar daha çok örgütlü davranıyorlar.

Yarınlarda yine dış mihrakların kışkırtması ile yerli, yabancı kavgası çıkacak olsa, Allah korusun ülkemiz çok büyük bedeller öder.

Çünkü ülkemize gelen mülteci kılıklı kişilerin ipleri kimin elinde kimse bilmiyor.

Oy alma maksadıyla vatandaşlık verdiğimiz mülteciler de dahil olmak üzere hiçbirine güven olmaz.

Kendi vatanına ihanet edenler, yeri geldiğinde bizim vatanımıza da ihanet ederler.

Bölgemiz oldukça sıcak; Rusya, Çin, Türkiye ve İran’ın bir araya gelmemesi için her türlü fitne her an kapımızda.

Rusya’yı oyuna getiren Zelenski, başlattığı savaş ile Rusya’ya ciddi manada irtifa kaybettirdi. Bu savaşı kazanamayacağını bildiği halde, Rusya’ya kafa tutan Zelenski, oynadığı tiyatro oyununa Rusya’yı ABD’nin isteği ile dahil etti.

Rusya şu anda hem Ukrayna ve destekçileri ile hem de ülkesine uygulanan ambargolar ile mücadele ediyor.

İran kendi içindeki başkaldırı ile mücadele ediyor.

Türkiye’nin insanlık adına muhafaza etmek için aldığı mültecilerle başı dertte.

Azerbaycan, Ermenistan ile sürekli gündemi meşgul edilmekte.

Çin sessiz ama her geçen gün büyüyen ekonomisiyle her ülkeyi derinden düşünceye sevk ediyor.

Tüm bu gelişmeleri mutlaka herkes farklı pencereden okuyabilir.

Mesela Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkisi, İran’ın Ermenistan ile ilişkisi, Türkiye'nin hem Rusya, Çin grubuyla, hem de NATO grubuyla diyalogu kafalara bin bir türlü soru işaretlerini gündeme getirmiyor değil.

Kabul etmek gerekir ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan hem Şanghay görüşmelerinde ve hem de ardından ABD’de iyi bir performans ortaya koymuştur.

Son grup toplantısında yaptığı konuşma bugüne kadar yaptığı konuşmalar içerisinde en dolu konuşmalardan birisiydi diyebilirim.

Yunanistan’a hitaben sağduyulu sözleri elbette ki olumlu karşılanmaktadır.

Herkes için öncelik kendi ülkesidir.

Öncelikle kendi ülkemizin huzurunu istemekle beraber, komşularımızın da huzur içinde olmasını isteriz.

Irak ve Suriye örneğini geçmişte tecrübe ettik.   

Komşuda pişer bize de düşer.

Komşuda huzursuzluk olsa bize de sirayet eder.

Onun için kendi ülkemizi korumalı, komşumuzun da zarar görmesine sevinmemeliyiz. 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.

Kerbela

Kerbela Sayfası