Ziya Zakir ACAR IĞDIR’IN GÖĞE UZANAN ELİ: AĞRI DAĞI
Tarih : 2020-04-15
Tüm Yazılar

Ziya Zakir ACAR



IĞDIR’IN GÖĞE UZANAN ELİ: AĞRI DAĞI

Orta Asya steplerinin zirvelerinde tarihe adım atan atalarımız, başında dumanların hiçbir zaman eksik olmayan dağları, yaşamları boyunca sırtlarını dayayabilecekleri bir mekân olarak görmüşlerdir. Köroğlu’nun sazına ve sözüne yansıyan:
“Hemen Mevla ile sana dayandım,
Arkam sensin, kalem sensin dağlar hey” sözünde Mevla’dan sonra dağlara sığınmışlar. Türkler sadece sığınılacak bir mekân olarak değil, aynı zamanda kutsal bir yer olarak da görmüşlerdir dağları. Bu sebeple her Türk boyunun kendine ait kutsal bir dağı olmuştur. Eski Türk inançlarında dağlarda mukaddes ruhların yaşadığına inanılırmış. İslamiyet’ten sonra bu inanç İslami değerlerle birleşmiş, dağlar Türk boyları arasında önemini ve kutsallığını korumaya devam etmiştir. 
Bir başka efsaneye göre Anadolu Türklerinin ataları Oğuzların, Tanrı Dağlarının eteklerinden Ağrı Dağının eteklerine uzanan yolculuğu da dağla ilgili bir olaya dayanmaktadır.
Göz kamaştırıcı görkem ve güzelliği ile beyaz duvaklı gelin gibi bölgeyi kucaklayan Ağrı Dağı, kutsal kitaplara konu olan, sadece Türk kültürü açısında değil, dünya kültürü açısından da önemli, farklı kültürleri bir araya getiren bir dağdır. 
Tanrı Dağlarının eteklerinden kopup gelen Türk boyları, Anadolu’da karşılarına çıkan bu ulu dağa, Yakut Türkçesinde Tanrı anlamına gelen “Ağr” adını vermişlerdir. Ayrıca kurultaylarını Ağrı Dağı eteklerinde yapmışlardır.
 
Ağrı Dağı, Oğuzların kışlağıdır. Dede korkut Destanlarında: “Mere Kavat, Kalk ubanı Kağan Han yirinden turu geldi, Ala Tağ’da çadırın otağın dikti, Üçyüz altmış altı alperenler yanına yığınak oldu, Yimek, içmek arasında bigler seni andı. Sözlerinde olduğu gibi Ağrı Dağı eskilerden beri Türk bölgesi olduğu bir gerçektir. Oğuzlar, Ağrı Dağı’na Ala Tağ demektedirler.
 
Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yaptığım dönemlerde Ağrı Dağı’nı karış karış dolaştım. 2005, 2007 ve 2008 Yıllarında Korhan Yaylası şenlikleri düzenledik. 14 Temmuz 2009 Yılında Aralık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü döneminde Serdarbulak Yaylası şenliği düzenlemiştik. 
 
5137 M yüksekliği ile Ağrı Dağı, Anadolu'nun en yüksek ve görkemli dağıdır. Ancak Ağrı Dağı'nı görkemli kılan onun yalnızca yüksekliği değil, dinsel kitaplara ve söylencelere konu olan kutsallığıdır. Örneğin Ağrı Dağı, Eskiçağın çok tanrılı dinlerinde olduğu gibi, tek tanrılı semavi dinlerin kutsal kitapları olan Kuran, Tevrat ve İncil' e de "Nuh Efsanesi" olayı ile konu olarak, günümüze kadar efsaneleşmiştir. 
Ağrı Dağı, oldukça etkileyici ve görkemli bir görünüme sahiptir. Ağrı Dağı yalnızca Anadolu' da değil, Türkiye'nin komşuları olan devletlerden Gürcistan, Rusya, Ermenistan, Nahcivan, Azerbaycan ve İran' da kutsal dağ olarak kabul edilmektedir. Yani bu kadar geniş bir coğrafi bölgede yaşayan milyonlarca insanın sosyal yaşamı ve söylencelerine konu olan böylesine görkemli ve kutsal bir dağın benzerine dünyanın diğer coğrafi bölgelerinde rastlamak mümkün değildir.
Çivi yazılı belgelerde, Ağrı Dağı ve yakın çevresi "Erikua", ya da "Erekuahi" olarak aldanılmaktadır. Oldukça görkemli olan Ağrı Dağı kutsal olarak kabul edilmekte ve diğer dağların piri olarak benimsenmekteydi. Çok tanrılı Urartu dininde yollar, dağ geçitleri ve yüce dağların tanrısının olduğuna inanılıyordu. Her yıl Eylül ayının sonu veya Ekim ayının ilk haftasında düzenlenen bağ bozumu şenliklerinde tanrılara sunulan kurban törenlerinde, hayvanlara ve tüm insanlara geçit veren "Dağ Geçitleri" gibi tüm dağlan simgeleyen ve onların piri olan yüce Ağrı Dağı'na da "bir sığır ile iki koyun" kurban edilmekteydi. 
Büyük Ağrı Dağı çevresindeki yaylalarda uzun yıllar yaşayan halk, geleneksel göçebe yaşamların uzun bir süre devam ettirmişlerdir. Tevrat'ta geçen "hari ararat" adı Anadolu ve tüm Orta Doğu Ülkeleri'nin en ünlü dağı olarak kabul edilen kutsal Ağrı Dağı, hiçbir dağa nasip olmayan tarihsel efsanelere konu olmuştur. Örneğin Kitabı Mukaddes'te bu ünlü dağın adı "r-r-t olarak geçmekte ve "H ari Ararat şeklinde adlandırılmaktadır. "H ari Ararat, "Dağlık Ararat anlamına gelmektedir. Bilindiği gibi" Uruatri" (Urartu) adı, bu topluluğun güneyde can düşmanı olan Assur Krallığı tarafından verilen bir isimdir. Urartu adı bir topluluğun adı değil, "dağlık ülke anlamında kullanılan coğrafi bir deyimdir'. Dağlık coğrafi bölge anlamında kullanılan Uruahi adı ilk kez M. Ö. 1274 yılında Assur Krah L Salmanassar'ın kayıtlarında geçmektedir. Bilindiği gibi Uratular kendilerini "Bianili" olarak adlandırmaktaydılar. Daha sonra "B" ile "V" harfinin değişmesi sonucunda, "Bian" kelimesi, bugünkü "Van" kelimesine dönüşmüştür. Yani Van kelimesinin kökeni, günümüzden 3000 yıl öncesinde Bianlılara dayanmaktadır.
Böylece kutsal kitap Tevrat'ta bu bölgeye "H ari Araml' adının verilmesi bir tesadüf eseri değil, Asur Krallığı’nın çivi yazılı belgelerinde geçen " Urartu" kelimesinden beri süregelen bir deyimdir. Yani Tevrat'ta geçen "r-r-t adı, M.Ö. 9.- 6. yüzyıllar arasında başta Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere, Kafkasya ve Kuzeybatı İran bölgelerinde çok güçlü bir krallık kuran Urartu'nun İbranice adıdır. Bu yüzden "Hari Ararat, yani "Dağlık Ararat adının Ermenice ile uzaktan veya yakından hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.” Bilindiği gibi Ermeniler Ağrı Dağı'na "Masis", yani, "Yüksek Dağ' demektedirler. Ne yazık ki bu yanlış bilgi, uzun yıllardan beri bilinçsiz bir biçimde kullanılmış ve yanlış anlaşılmalara neden olmuştur. Urartu Krallığı'nın M.Ö. 6. yüzyılın başlarında İskitler tarafından yıkılmasından sonra, Doğu Anadolu Bölgesi Perslerin egemenliği altına girmiştir. Perslerin ünlü Ağrı Dağı’nın hangi isimle andıklarını şimdilik kesin olarak bilemiyoruz. Ancak bölgeye gelip yerleşen Ermeniler de tıpkı Urartular gibi bu ünlü dağı kutsal saydılar ve "Dağların Anası" olarak benimsediler. 
Ağrı dağı, Türkiye’nin Doğu ucunda, Türkiye, İran, Ermenistan ve Nahcivan sınırlarının kesiştiği noktaya bakan, (Dil Mıntıkası) Doğu Anadolu ve Türkiye’nin en büyük Dağıdır. Küçük Ağrı doğuda, Büyük Ağrı batıdadır.  44 derece ve 45 derece boylam ile 32 derece –40 derece kuzey enlemleri arasında olan volkanik bir dağdır. Kuzey ve doğu etekleri Aras Irmağı’nın denizden 1500 metre yüksekliğindeki geniş alüvyon ovasından yükselir. Güneybatı etekleri ise denizden 1500 metre yükseklikte bir ovadan yükselmeğe başlar. Batısında yer alan alçak bir geçit Ağrı Dağı’nı Toroslar’ın doğu ucuna doğru batı yönünde uzanan öteki volkanik tepelerden ayırır. Çapı yaklaşık 40 km dir. Büyük ve Küçük Ağrı Dağlarını Serderbulak Geçidi ayırmaktadır. Dördüncü zamanda oluşmuş her iki dağ da oldukça muntazam genç volkanik koniler şeklinde yükselir.
Ağrı Dağı’nın birbirinden 11,2 km uzakta iki doruğu vardır. Denizden yüksekliği 5.165 metre yükseklikteki Büyük Ağrı Dağı, Türkiye’mizin en yüksek dağıdır. Neredeyse tam bir koni biçimindeki Küçük Ağrı ise dümdüz ve dik biçimde 3.925 metreye ulaşır.  Büyük Ağrı Dağı’nın tepesinde üç büyük sivri vardır. Bu tepeler “Biçareler” adı ile anılan tepeler sırası olarak görülürler. 5176 rakımlı Savaşeri Sivrisi, 5165 rakımlı Anıt Sivrisi ile 5156 rakımlı Bayazıt Sivrisidir. Bu isimler buraya çıkan dağcılık tugayımız tarafından verilmiştir. Savaşeri Sivrisi daimî karlarla kaplı olup 250 metre boyunda, 300 metre enindedir. (Büyük Ağrı Dağı’nın yüksekliği 5165 metre olarak bilinir. Yakın zamanlara kadar Ağrı Dağı üzerine yazılan kaynaklarda yükseklik hep 5165 metre olarak geçmiştir. Ancak son yıllarda bazı kitap ve ansiklopedilerde Büyük Ağrı 5.137 metre Küçük Ağrı ise 3.896 metre olarak geçmektedir. Farklar ölçme yöntemlerinin değişkenliklerindendir.)  
Ağrı Dağı’nın volkanik etkinlikleri, tarih devirlerinden önce sona ermiştir. Tarih boyunca sönmüş bir volkan özelliğini korumuştur. 20 Haziran 1840 Tarihinde şiddetli deprem sonucunda, dağın kuzey doğu yamacından kopan büyük kaya parçalarının gürültülerle toz bulutları çıkararak aşağıya yuvarlanması, püskürtme belirtisi sayılmışsa da bu hareketin deprem olduğu sonradan anlaşılmıştır. Büyük Ağrı Dağındaki bu yer oynamasının sonuçları etkili olmuş, dağın kuzey doğusundaki dik ve yalçın bir yar halinde ve adına Yakup Vadisi denilen yarıkta bulunan 1600 nüfuslu Arguri/Ahura/Ahuri köyü bütün insanları ve diğer canlılar yok olduğu gibi, yakınındaki Yakup Kaynağı kapanarak su başka bir noktadan çıkmağa başlamıştır. Ahura Göçüğü Dağın en görkemli ve uzun buz dilinin olduğu yerdir. Bu bölümün hemen aşağısında şimdi Aralık İlçesine bağlı Yenidoğan adında bir köy bulunmaktadır.    
Büyük Ağrı’nı kuzey batı yamacında 4000 metre yükseklikte Küp Gölü adında bir krater göl vardır. Dağ sünger gibi kendi suyunu içine çekerek emer. Dağın emdiği suların bir kısmı Serdarbulak, Yakup, Örtülü ve Topçatan kaynakları ile dışarı çıkar. Tabakhane denilen yerden çıkan kaynak, Devlet Üretme Çiftliği’nde İran Sınırında ortaya çıkar. Burada Iran Şahı Rıza Pehlevi Eşi Süreyya anısına bir çeşme yaptırmış ve Türklere hediye etmişti. Önceleri Iğdır yöresinde piknik yeri olarak kullanılan bu bölge, daha sonraları yasak bölge olarak ilan edilmiş ve şimdiki yeri su deposu olarak kullanılmaktadır. (Daha sonraları İlçe Kaymakamı Hakan HAKYEMEZ ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Ziya Zakir ACAR döneminde aslına uygun olarak çeşme yeniden yapılmıştır.)
Ağrı Dağı, Pamuk Geçidi denilen yerden (Iğdır Doğubayazıt yolu) Aras Dağlar/ Aras Güneyi Sıra Dağları ile bağlantılıdır. Doğudan Karnıyarık (1475), Sittil (2186), Kasımtığ (956) rakımlı damarlar ile güneyden Muzalan (2569), Pamuk Dağı (2656), Duvur (2565), Karaçomak (2328) metre yüksekliğindeki kolları Aras düzlüğünü çerçevelemiştir. Diğer sıradağların belli başlı bölümleri şunlardır.  Tahir Dağları, Kösedağ, Mergezer Dağları, Çemçi Dağları, Çift Öküz Dağları, Çakmak ve Aladağ, Mirgemir Dağları, Kılıç ve Mızrak Dağları, Zor Dağları gibi.
Yahudiler gibi bütün Hıristiyanların da kendi dillerinde okudukları “Eski-Ahit” ‘de denen Tevrat-ı Şerif (Tekin/Genes, VIII, 3–20) te şu bilgiler veriliyor. 
Tufandan kurtulan Nuh Nebi ve oğulları; gemi demirinin ilkin ilişmesiyle, “Süphan Allah” diye secdeye kapanmış, Gemi yürümüş. İkinci kez gemi yine dağ doruğuna temas edince Nuh Nebi “Allahü Ekber” diyerek yine secdeye kapanmış. Üçüncü kez yine bir dağa çarpınca hiçbir şey demeyen Nuh Nebi’ye Cebrail Aleyhisselam “Hele Gez” demiş. Gemi tekrar yürümüş. Geminin gövdesi bir kocaman dağın doruğuna kızaklayıp oturmuş, Nuh Nebi “Ne Ağır Dağ” demiş.
 
 
Geminin ilk dokunduğu dağa (Van Gölü Kuzeyinde 4434 m) “Süphan”, ikinciye (Sarıkamış-Göle arasında 3125 m) “Allahüekber”, üçüncüye (Iğdır kuzeyinde, çatal başlı ve 4095 m, eski adı Arakas, şimdi Elegez, Ermenistan sınırında), sonuncusuna ise Ağrı Dağ demişler.    
Tevrat’ın ve ona göre, bütün Hıristiyan Avrupalı ve Amerikalıların bildiği Ararat, öteden beri İranlıların Küh-i Nuh eski Grabar/Ermenice metinlerinde “Masis”, Hazar Denizi ile Kızılırmak başları arasında hâkim olan Arsaklılar’ın (M.Ö. 120-34, M.S.52-428) ve halefleri Oğuzların “Tarih Destanları” olan “Kitab-ı Dedem Korkut”’un (I.2.10. 12) boyları Arkurı –Yatan Ala Tag” deyimi 13. YY dan beri kullanılıyor.
İspanyol elçisi Klavijo, Temur Bek nezdinde Semerkand’a giderken, Mayıs 1404 sonunda gördüğü, şimdiki “Iğdır Kara Kalası” ‘den ibaret Aras sağındaki “Sürmeli” şehir için yerlilerden duyduğunu şöyle anlatır: Bize anlatıldığına göre tufandan sonra Ararat/Ağrı Dağı tepesine çıkan Nuh-Nebi ve oğullarının eliyle ilk inşa edilen yer burasıdır. Sal-Mari(1064 Selçuklu fethinde Sür-Mari 1386 Temur zaptında Surmalı ), büyük bir şehirdir. Güneyindeki Ararat Dağı buradan 6 fersah mesafeye kadar uzanıyor. Nuh’un Gemisi bu dağın üzerine konmuştu... Gerçekten bu Sal-Mari Şehri tufandan sonra kuru toprak üzerinde yapılan ilk şehirdir. Şehri kuranlar Nuh’un oğullarıdır. 
Bütün peygamberlerin atası da sayılan Nuh Nebi, Gemiden inince Sürmeli’yi şenlendirip sunak yaparken “Aşure Aşı” ‘nı da Gemiden aldığı erzakı birbirine karıştırarak ilk Iğdır yemeğini pişirip ailesi ile yedikten sonra sofrasını silkeleyip, Sürmeli Çukuruna döktüğünden Ovada çok bereketli meyve, sebzeler yetişmektedir.
 
Ağrı Dağı’na verilen isimler: Ağrı Dağı çeşitli adlarla anılmaktadır. Bu adların bazıları da kasıtlı olarak anılmaktadır. Türkler Tarih boyunca Ağrı Dağı/Eğri Dağ/Yatan Ala Dağ/  Kitab-ı Dedem-Korkut’un (1.2.10.12. Boyları) Arkuri/Yatan Alatag gibi isimlerle anmışlar. İranlılar Küh-i Nuh, Araplar Büyük Ağrı Dağı’na Cebel haris, Küçük Ağrı Dağı’na Cebel al-Huvayris, eski Grabar /Ermenice metinlerinde Masik/Masis, Batılılar ise Ararat isimleriyle anmışlar. “Ararat” ismi Urartu kaynaklarında Ağrı Dağı ve etrafına ait bir yer adı olarak geçmektedir. Ermeniler bu gerçeği anlayınca yapmacık olarak sahiplendikleri ve kullandıkları bu adı bırakmış ve Ağrı Dağı’na Masis Dağı demeye başlamışlar. Oysa Masis kelimesi de Ermenice değil, Gürcücedir. 
Küçük Ağrı Dağı: Ağrı Dağı’nın volkanik kütlesi temelde birdir. Sonradan iki büyük koniye ayrılır. İşte bu konilerden doğudakine Küçük Ağrı Dağı adı verilir. Büyük Ağrı’nın hemen yanı başında yükselen Küçük Ağrı Dağı, oluş ve yapı bakımından Büyük Ağrı’ya benzer. Bu, diğerinin tersine sivridir. Tam bir konik çadır şeklindedir. Büyük Ağrı Dağı’nın en yüksek noktasında kuş uçumu 11 km güney doğuda bulunan ve 3925 metre yüksekliğinde olan bu tepe koni biçimli ve çok dik bir dağdır. Büyük Ağrı ile aynı yaşta olan Küçük Ağrı daha sivri, büsbütün susuz ve çıplaktır. Her iki volkan dağın doruk çevresinden dört yana doğru derin, sarp yamaçlı ve dar vadiler uzanır. 
2500 metreye kadar ortak bir taban üzerinde yükselen iki koniye yani Büyük ve Küçük Ağrı Dağına 14 km uzunluğundaki Serdarbulak geçidi, (2687 m) ayırmaktadır. Bu iki dağ arası kısa boylu ağaçlarla kaplıdır. Buralarda pars ve aslana bile rastlanmıştır. Küçük Ağrı’nı karı yaz ortalarında tümüyle kalkar. Küçük Ağrı’nı tam Yamaçlar diktir. Fakat çoklukla kayalık değildir. Dağın hemen her tarafını boz renkte küller ve kütleler örter. Küçük Ağrı’nın güneyinde ona bitişik duran basit koni şeklinde krater bir dağ daha yükselir ki, adı Karnıyarık Dağıdır.
Ağrı Dağı Kuzey Yamaç, Iğdır Tarafından Tırmanışlar: 2005 Yılında Kültür ve Turizm Müdürlüğüne vekalet ettiğimde Vali Halil ULUSOY başkanlığında yapılan organizede, Türkiye’de dağcılık işiyle ilgilenen şirketleri Iğdır’a davet ettik. Polis evinde toplantılar yapıldı. Önceden yaptığımız çalışmalarda kuzey yamaçtan tırmanılacak rota belirlendi. Karakuyu Köyünün araçları ile Korhan’a kadar taşınacak olan turistlerin 4700 metreye ya da isterlerse Küp Gölüne kadar yörede yaylacılık yapan gençler; atları ve katırları ile eşlik edecekler. Gençlere Turizm ve hizmet etme konusunda kurslar verildi. Iğdır tarafından çıkmak isteyen yüzlerce dağcı Ağrı Dağına çıkmaya başladılar. Yöredeki insanlar araçlarından, atlarından (rehberlik yaparak) aynı zamanda yağları, sütleri, peynirlerini satarak para kazanmaya başladılar.  
 
Tırmanılan rota: Korhan yaylası (1950 m.), Karakolun güneyindeki yamaçta yer alan ve su deposunun altından başlayan patika (bu patikadan aynı zamanda su deposuna Kum Düzünden su isale edilen boru hattında geçmektedir) takip edilerek Kum Düzüne ulaşılır. Kum Düzü (3380 m.). Kum Düzünün Güneydoğusunda yer alan ve yaklaşık Kuzey- Güney uzanımlı Yusuf Bey Sırtı takip edilerek 1. kamp yerine varılır. 1. Kamp- Yusuf Bey Sırtı (3680 m.) 1. Kampın Güneyinde yer alan ve yaklaşık Kuzeybatı- Güneydoğu uzanımlı sırt takiben 2. Kamp yerine varılır. 2. Kamp (4180 m.). 2. Kamp yerinden itibaren muhtemel rota; Kamp yerinden itibaren Güneydoğuya uzanan sırt takip edilerek veya yan geçilerek buzula girilir, buzulun eğimine bağlı olarak genelde önce güneydoğu istikametinde, sonra güneybatı istikametinde hareketle 1. platoya ulaşılır. Buradan yine güneydoğu yönlü hareketle 2. platoya çıkılınca hemen güneydoğuda görülen zirveye çıkmak mümkün olabilir.
Ağrı Dağında birçok vadi, yükselti ve tepeler, şelaleler, mağaralar, pınarlar, değişik türde yüksek rakımlarda birçok çeşit flora bulunmaktadır. Değişik türde yabani hayvanlar mevcut. Küçük Ağrı Dağı eteğinde “Büyük Orman” ve Küçük Orman” adı altında huş ve diğer çeşitlerde ağaçlardan oluşan ormanlar bulunmaktadır.
 
Ağrı dağı çevresinde bulunan vadiler: 5000 rakımda “Cehennem Vadisi”, 3500 rakımda “Çılkan Vadisi” (Tarihi Yakup Peygamber Manastırı Cehennem Vadisi ile Çilkan Vadisi arasında bulunan düzlüktedir). 3200 rakımda “İsik Vadisi”, 3000 rakımda “Acı Vadi”, 1600 rakımda “Acemi Vadisi”. “Ayı Beyi Vadisi”. 1900 rakımda “Timur Vadisi”, 2000 rakımlı “Hıdır nebi Vadisi”, “Pınar Vadisi”, “2500 rakımlı “Kando Vadisi” gibi vadiler bulunmaktadır.
Ağrı dağı eteğinde bulunan yükselti ve tepeler: Tekaltı Dağı: (2240 m), Ortaköy Kırmızı Tepe: (1000 m) Boralan Kırmızı Tepe: Haydar Dağı: (2065 m), Kazan Tepe: (2080 m), Arpa Tepe (1525 m) Bekçiler Tepesi: (1740 M), Mıhtepe: (4200 m)
Ağrı Dağ’ında bulunan şelaleler: Bahar olduğunda Büyük Ağrı Dağı’nda bulunan karlar erimekte ve aşağılara doğru dökülmektedir. Birkaç yerde önemli şelale oluşturmaktadır. 4000 rakımda “Karnıyarık Şelalesi” 1440 rakımda “Cin Şelalesi, 2150 rakımda “Yakup Peygamber Şelalesi”: 2070 rakımda “İkisu Şelalesi” 2250 rakımda” Kızılkaya Şelalesi” 2700 rakımda “Levent Şelalesi” 2600 rakımda “Kara Şelale”, 3800 rakımda “Urartu Şelalesi””, 1780 rakımda “Boğaz Şelalesi”, 1750 rakımda “Kando Şelalesi”, 2450 rakımda “Çilkan Şelalesi”, 2340 rakımda “Kızltaş Şelalesi” ve “Şip Şelalesi”
 
Göller: Büyük ve Küçük Ağrı Dağı arasında Serdarbulak gölü bulunmaktadır. Ağrı Dağı kuzey yamacında ise meşhur Küp Gölü bulunmaktadır. Urartular döneminde buradan Korhan Yaylasına kilden yapılan kanallarla su getirilmekteydi. Diğer göl ve göletler ise şunlardır: Yukarı Korhan Göleti, Alihaçko Göleti, Küçük Ağrı Dağı Göleti, Mihtepe Gölü
 
Ağrı dağı ve çevresinde içme suları/pınarlar: Süt Pınarı, Yenidoğan Pınarı, Buzhane Pınarı, Yakup Peygamber Pınarı, Serdarbulak Pınarı, Kız Pınarı, Hasan Pınarı, Hıdırlı Ziyaret Pınarı, Mehmet Pınarı, Tekaltı Pınarı: 
 
Ağrı dağı ve çevresinde yaşayan yabani hayvanlar: Boz Ayı (Ağrı Dağı ormanları), tilki, Vaşak (Küp Gölü, Ağrı Büyük Orman, Devlet Üretme Çiftliği sazlıkları), Kurt, Çakal, Domuz, tavşan, Porsuk, kızıl geyik (Büyük ve Küçük Ağrı Dağı ormanları) Kaplan (Büyük ve Küçük Ağrı Dağı ormanları), Dağ keçisi, yaban koyunu, yabani atlar (Ağrı Dağı) Yurdumuzdaki üç Arap tavşanı türünden biri olan bu tür, Türkiye de sadece Iğdır Ovası’nda görülebiliyor. Aralık tan 6-7 km mesafede Yenidoğan yolu üzerinde Arap tavşanı görmek mümkündür. Nahcivan yolu üzerinde geceleri Kukumav (Athene noctua), son derece nadir bir avın başından başlayarak akşam yemeğini yerken görmek mümkündür.  Bu nadir tür ise dünya üzerinde sadece Iğdır Ovası ve komşu sınır kesimlerinde yaşayan Meriones dahli adlı çöl sıçanıdır. Çevreyolunda bölünmüş yolun kenarlarında bazen yere yatmış duran Kocagöz (Burhinus oedicnemus) görmek mümkündür. Küçük Ağı dağı zirvelerinde geyiklere ve yabani keçiye rastlanır. Küçük Ağrı dağı kuzey eteğinde bulunan Büyük Orman diye adlandırılan huş ve meşe ağaçlarından oluşan ormanlık alanda ayı, kurt ve tilki çok sayıdadır.  
Ayrıca 2013 Yılında keklik popilasyonunu destekleme amacıyla, Büyük ve Küçük Ağrı Dağı eteklerine 1000 adet keklik doğaya bırakılmıştır. 2014 Yılında; Doğu Koruma Milli Parklara Genel Müdürlüğü doğaya yaban hayvan yerleştirme çalışmaları kapsamında Gaziantep Erikçe Ceylan Üretme İstasyonundan 51 adet getirilerek Devlet üretme çiftliği civarında doğaya bırakılmıştır. 
 
Ağrı Dağlarının kuzey yönünden Ovaya doğru inilince Tarlabaşı Köyü civarlarında genellikle Kuzgunlar (Corvus corax) çokça görülür. Yine Yenidoğan Köyünden aşağılara doğru inildikçe Kuyrukkakan (Oenanthe oenanthe) kuşu sıkça görülmektedir. Bu mevkilerde Keten Kuşu (Carduelis cannabina), Arı Kuşları (Merops apiaster), Yalıçapkını (Alceda atthis), Kum Kırlangıcı (Riparia riparia), Kerkenez (Falco tinnunculus), sürü halinde Tarla Kirazkuşu (Emberiza hortulana), Kara Kızılkuyruk (Pheonichurus phoenichurus) görmek mümkündür.  
Aralık İlçesi Devlet Üretme Çiftliği sınırından başlayarak Küçük Ağrı Dağı doğu yamacı etekleri, Doğubayazıt sınırına kadar askeri yasak bölge kapsamında olduğundan bu alanlarda avlanma olmadığından önemli derecede kuş çeşidi ve yabani hayvan çeşidi bulunmaktadır.
Serdarbulak yaylası doğusunda yöre halkının “Şerbe Mağarası” ismiyle andıkları bir mağara bulunmaktadır. Söylentilere göre mağara İran topraklarına kadar uzunluğu devam etmekteymiş. Hudut emniyeti için Mağaraya dinamit yerleştirilmiş ve geçit iptal edilmiştir. Şu anda 35-40 m kadar uzunluktaki mağarada 1000 kadar Uzun kanatlı Yarasa (Miniopterus schreibersii) ve 10-15 kadar Fare kulaklı Küçük Yarasa (Myotis blythii) bulunur. 
 
Aynı yörede sürü halindeki Tarla Kirazkuşu (Milaria calandra) ile birlikte birkaç Kirazkuşu (Emberiza hortulana), daha aşağılarda ise birkaç Kara Kızılkuyruk (Pheonichurus phoenichurus) görmek mümkündür. Tarlakuşu (Alauda arvensis) yolun hemen üzerine konup tepe tüylerini dikleştirerek birkaç poz verir. 
Ağrı Dağı kuzey yamacında birçok mağara bulunmaktadır. Serdarbulak Yaylasında Yarasa Mağarası, Buz Mağarası, Cin Mağarası, Şerbe Mağarası, Deliktaş Mağarası, Çollo Mağarası, Direkli Mağarası, Korhan Yaylası tarafında Cihangir Mağarası vb birçok mağara bulunmaktadır.
Ağrı Dağı Turizme açıldığında; yapılabilecek turizm türleri ve sportif etkinlikler:
Yayla Turizmi-Ornitoloji (Kuş gözlem faaliyetleri)-Foto safari-Botanik (Bitki inceleme)araştırma ve gezileri-Çim kayağı-Kayak sporları-Yamaç paraşütü-Mağara turizmi- Termal turizm-Dağ sporları-Kampçılık-Dağ yürüyüşü- Dağ bisikleti-Motogros-Dağ rallisi-Atlı sporlar-Orienting
 
Ağrı Dağı:
Anadolu’nun en yüksek volkanıdır.
Birden fazla kratere sahiptir.
Antikçağda üzerine yeminler edilirdi.
Doğu-Batı inanışlarının sentezlendiği bir dağdır.
Dini açıdan önemi Anadolu dışına ulaşmıştır.
Özellikle Semavi dinlerince büyük öneme sahiptir. 
Ağrı dağı ve Iğdır konum itibarıyla doğu-batı-kuzey-güney ticaret yollarının merkezleridir. 
Oğuzların, Tanrı Dağlarının eteklerinden Ağrı Dağının eteklerine uzanan yolculuğudur.
Ağrı Dağı Iğdır’ın Göğe Uzanan Elidir.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.