Prof. Dr. Kerem KARABULUT KARABAĞ: SİYASİ VE İKTİSADİ DEĞERLENDİRME
Tarih : 2020-07-20
Tüm Yazılar

Prof. Dr. Kerem KARABULUT



KARABAĞ: SİYASİ VE İKTİSADİ DEĞERLENDİRME

Çarlık Rusya zamanından beri sorunlu bir bölge olan Karabağ, enerji kaynaklarının ve yollarının geçiş güzergâhında olması, stratejik önemi ve siyasi hakimiyet kurma gibi nedenlerle başta Rusya olmak üzere tüm bölgesel ve uluslararası güçlerin ilgi merkezlerinden biri olmuştur. Bölgeye olan ilgi hak, adalet ve istikrar amaçlı değil, maalesef ki emperyalist amaçlar doğrultusunda gelişmiştir. İşte bu günlerde Ermenistan’ın karayolu, demiryolu ve enerji hatlarının geçtiği bölge olan Tovuz bölgesine saldırıları da bu amaçlar çerçevesindedir. Peki niye bu dönemde Ermenistan maşa olarak kullanılıp Azerbaycan topraklarına saldırtılıyor? Bu soruyu çok farklı bakış açılarıyla yorumlamak mümkündür. Ancak burada kısaca iktisadi ve siyasi nedenlerden bazılarına değinelim.

1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden (SSCB) ayrılarak bağımsız bir devlet olan Azerbaycan, ilk başlarda sıkıntılı günler yaşadı ve bu sıkıntılı günlerinde 1992 yılında Ermenistan maşa olarak kullanılarak topraklarının yüzde 20’si Rusya tarafından işgal ettirildi. Daha sonraki dönemlerde ise özellikle petrol gelirleriyle Azerbaycan ordusu çok güçlendi ve işgal edilmiş topraklarını geri alabilecek güce kavuştu.  Aradan geçen 28 yıllık bu süre zarfında Azerbaycan halkı hep işgal edilen toprakların geri alınacağı günü beklemiş ve güçlenen Azerbaycan’ın artık savaşarak topraklarını alması konusunda baskı yapmaya başlamıştır. Bu durumun farkında olan Rusya, Ermenileri her defasında cesaretlendirerek kendi kontrol sahasının bu bölgede zayıflamasının önüne geçmeye çalışmaktadır.

 Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projesi, Bakü-Tislis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Projesi ve son günlerde üzerinde çalışılan Kars-Iğdır-Nahcivan Demiryolu Projesi gibi çalışmalar zaten çok zayıf iktisadi yapıya sahip olan Ermenistan’ın tüm gelişmelerin dışında kalmasına sebep olmuş ve gelecekte daha da zayıflayacağı anlamına gelmektedir. Bu durum hem Ermenistan’ın hem de Rusya’nın işine gelmediği için Ermenistan’ın varlığı çıkarılan istikrarsızlıklara bağlanmaktadır. Yılda 16 milyar metreküplük bir doğalgaz sevkiyap kapasitesine sahip olan TANAP ile 2026 yılında 31 milyar metreküp doğalgazın Hazar’dan Türkiye’ye akması ve bunun 6 milyarının Türkiye’ye, kalanının ise Avrupa Birliği’ne gitmesi öngörülmektedir. İşte Kafkaslardaki bu projeyi sekteye uğratmak için Türkiye’de terör ve diğer faaliyetler, Azerbaycan’da ise Karabağ sorunu hortlatılatılmaktadır denilebilir.

Yapılan araştırmalara göre, Ermenistan nüfusunun yüzde 40’ı ülkedeki fırsat ve gelişme eksikliğinden mutsuzdur ve eğer yapabilse yurtdışına göçmeyi düşünmektedir. Bu durum, Ermenistan’ın ne kadar zor durumda olduğunu  ve komşuları ile arasında devam eden anlaşmazlıkların bir sonucudur. İşte bölgede çıkarılacak istikrarsızlıklar özellikle Ermeni diasporasının desteği ile ayakta duran bu ülke için bir can simidi olarak kullanılabilmektedir.

Bölgede güçlenen Azerbaycan ile çok yakın işbirliği olan ve Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar ve Akdeniz’in giriş kapısı konumundaki güçlü Türkiye’yi başta Rusya olmak üzere büyük güçlerin tamamı rahat bırakmak istememektedirler. Çünkü, Karabağ’da ortaya çıkardıkları sorunları Suriye, Libya, Irak ve Akdeniz konularında pazarlık veya koz olarak kullanmak istemektedirler.

Günümüzde yaşanan siyasi gelişmeleri 1992 Karabağ’ın işgali ile başlatmak da yanlış olur. Bu süreç 1700’lü yılların sonlarından başlayıp gelen planlı bir süreçtir. Örneğin, bilimsel çalışmalara göre, 1828 yılına kadar, yani Erivan Hanlığı’nın Çarlık Rusya’sı  tarafından işgalinden önce Dağlık Karabağ’ın nüfusu ve etnik durumu aşağıdaki gibidir: Azeri Türkleri: 84.089 kişi; Ermeniler : 57.305 kişi; Kürtler : 26.911 kişi; Diğer : 850 kişi; Toplam : 169.155 kişi. Daha sonra hem İran’dan hem de Osmanlı topraklarından bu bölgeye yerleştirilen Ermeni Nüfus ile devlet oluşturulmaya çalışılmış ve bugünler için hazırlık yapılmıştır. Bu durum, hiç olmazsa bundan sonraki dönemler için Türkiye ve Azerbaycan’ın ne kadar dikkatli olması gerektiğini göstermektedir.

Karabağ sorununun hem Azerbaycan’a hem de Ermenistan’a ciddi maliyeti olduğu da bir gerçektir. Örneğin, Ermenistan Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının (GSYH)  yüzde 4 ve üzerinde bir payı savunmaya ayırmaktadır ki, bu oran SSCB’den ayrılan Cumhuriyetler içinde en yüksek oranlardan biridir. 

Azerbaycan açısından da hem kaçkınlara bakmak için katlanılan maliyet hem de petrol gelirlerinin önemli bir kısmının savunmaya gitmesine sebep olmaktadır. Örneğin, yaklaşık 1 milyon kaçkın için yıllık Azerbaycan’ın kişi başına yaklaşık 6000 dolar olan gelirinin yaklaşık yarısı düzeyinde bir maliyete katlanıldığı varsayımı ile hesaplama yapılırsa, 1 milyon x 3000 dolar, yıllık 3 milyar dolar eder. 28 yıldır bu süreç devam ettiğine göre, demek ki Azerbaycan şimdiye kadar yaklaşık 90 milyar dolarlık bir maliyete katlanmış durumdadır. Sağlık, eğitim ve benzeri giderler ise bunun dışındadır.

Çatışmaların bölgede devam etmesi hem bölge ülkelerine yapılacak yatırımları olumsuz etkilemektedir hem de enerji arzı ve fiyatını etkilemektedir. Özellikle Azerbaycan enerjisinin temel alıcısı konumunda olan AB’nin hiç olmazsa kendi menfaati için Azerbaycan’ın haklı davasının yanında yer alması beklenir. Ancak, hem Ermeni diasporasının etkisi hem de dini argümanlar etkili bir desteğin gelmesini engellemektedir denilebilir.

Rusya niye barış istemiyor sorusu ise şu açılardan değerlendirilebilir: eğer bölgedeki sorun çözülürse, Ermenistan’ın Rusya’ya olan bağımlılığı azalır ve Güney Kafkasya’daki Ermenistan Rusya’nın istemediği Batıya yönelebilir. Ayrıca, Karabağ sorununun çözülmesi durumunda, Azerbaycan ile Türkiye’nin bölgesel etkinliği artar ve Rusya’nın özellikle Türkiye’ye karşı kullanmak istediği önemli bir koz elinden çıkmış olur.

Rus şirketleri neredeyse Ermenistan’ın tüm ekonomik alanlarında tekel konumundadır. Çözüm olması, Rusya’nın Ermenistan’daki iktisadi şirketlerdeki tekel konumunu olumsuz etkiler. Ayrıca Rusya’nın iki çok önemli üssü bu ülkede bulunmaktadır. Benzetmek gerekirse, Türkiye için Kıbrıs neyse Rusya için de Ermenistan o konumda tutularak tüm bölge ve dünya açısından bir üs olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Rusya bu konumunu kaybetmek istememektedir.

Sonuç olarak tüm burada belirtilenler ve belirtilemeyenler, Karabağ’ın Azerbaycan devletine ait toprak olduğu gerçeğini değiştirmez. Ermenilerin işgal ettikleri toprakları terkederek Türkiye ve Azerbaycan ile iyi ilişkiler kurmaya çalışması kendi yaşamı ve geleceği için önemlidir. Aksi durumda, bölgedeki olumlu gelişmelerden izole edilerek her zaman kendisinin zararlı çıkacağı sonuçlara katlanmak durumunda kalacaktır. 

Ermensitan’ın şu anki tutumu ise büyük şair Şehriyar’ın şu mısrasını bana hatırlatmaktadır: “Pis beşerin gaydasıdır, yahşını tapsa dolaşa”.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.