Ak Parti 6. Olağan İl Kongeris Yapıldı, Ahmet Tutulmaz Tekrar Başkan Seçildi

Tarih : 2017-12-03 / Kategori : Siyaset

Ak Parti 6. Olağan İl Kongeris Yapıldı, Ahmet Tutulmaz Tekrar Başkan Seçildi Bahceşehir Koleji

yesil_igdir_yemek.jpg Reklam Alanı

        Cumhurbaşkanı Erdoğan Ak Parti Iğdır 6. Olağan İl Kongresine Katıldı. Erdoğan: “Tek arzum, tek isteğim, özellikle serhat şehri Iğdır’ımızdan önümüzdeki Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlığını AK Parti’ye teslim etmenizdir”dedi.             Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Iğdır Valisi Enver Ünlü, Iğdır Milletvekili Nurettin Aras karşıladı. Vali Ünlü Cumhurbaşkanı’na Ağrı Dağı tablosu hediye etti.

         Ak Parti 6. Olağan il kongresine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada şöyle dedi: “AK Parti teşkilatımızın kıymetli mensupları, değerli dava ve yol arkadaşlarım, geleceğimizin teminatı sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlarken, özellikle saygıdeğer divan heyetine de 6. olağan kongremizde başarılar diliyorum.
            Buradan tüm Iğdır’a, Tuzluca’ya, Aralık’a, Karakoyunlu’ya selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
            Şehre geldiğimiz andan itibaren yol kenarındaki tüm coşku gerçekten bizler için bir muhabbet abidesiydi. Ve salonun dışında şu anda salonun içinden daha fazlası bizleri dinlemek için orada bekliyorlardı, geçemezdik, dolayısıyla otobüs üstünden onlara da bir selamlama konuşması yaptık.
            Rabbim birliğimizi, beraberliğimiz daim eylesin. İnşallah önümüzde 2019 yerel seçimlerinde, ardından Kasım cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi seçimlerinde bizleri bu yeni reformda, bu yeni siyaset devriminde muvaffak kılsın diyorum.
Kardeşlerim, serhat şehri kardeşliğin, hoşgörünün, dayanışmanın şehri Iğdır’ı ziyaret etmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. 2,5 yıllık bir aranın ardından sizlerle birlikte olmanın, kucaklaşmanın, hasret gidermenin memnuniyeti içindeyim. Şüphesiz ki bizler sizlerle iftihar ediyoruz, sizlerle gurur duyuyoruz.
          Fakat tek arzum, tek isteğim, özellikle serhat şehri Iğdır’ımızdan önümüzdeki Mart yerel seçimlerinde artık burada belediye başkanlığını AK Partiye teslim etmenizdir, zira belediyeciliği farklı yaşamak istiyoruz.
Gençler, ben de sizin yanınızdayım. Unutmayın, hiçbir zaman beşer planında beşeri hiçbir gücün önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda Rükuda, secdede eğildik, hiçbir zaman eğilmedik kulların huzurunda. Zira bizim değerlerimizde kula kulluk yok, bizim değerlerimizde sadece ve sadece Allah’a kulluk var.
         Gençler, onun için özelikle sizlere bir şey söylüyorum, sakın ha hiçbir beşeri gücün önünde eğilmeyin, makamların önünde eğilmeyin, hiçbir zaman maddenin önünde eğilmeyin, Allah’tan başka önünde eğileceğimiz hiçbir kudret eli yoktur.
Kardeşlerim… Bazıları diyor ki, AK Parti’nin gençliği nerede? Al işte sana AK Partinin gençliği.
Buradan özellikle bir şeyi ortaya koymam gerekiyor, Iğdır bir serhat şehri olduğu kadar, bir kahramanlık şehridir. Iğdır, Ağrı Dağı kadar yüce, Aras Nehri kadar coşkun bir şehirdir. Iğdır, 6 bin yıllık kadim tarihiyle etnik, kültürel ve mezhebi zenginliğiyle, engin hoşgörüsüyle adeta Türkiye’nin aynasıdır. Ancak bizden önce Iğdır Ankara’ya çok uzaktı, sadece mesafe olarak değil, zihin olarak, kalp olarak da çok uzaktı. Ankara bürokrasisi, Ankara siyaseti Iğdır’a gözünü de, gönlünü de kapatmıştı. 2002’de İktidara geldiğimizde öncelikle bu anlayışa biz son verdik. Bize oy versin, vermesin, şehirlerimiz arasında hiçbir ayrım yapmadan hizmet götürmenin, eser üretmenin mücadelesini biz verdik. Haritaya baktığımızda, Türk, Kürt, Azeri, Çerkez, Boşnak, Zaza da görmüyoruz, tüm etnik gruplarıyla Türk milletini görüyoruz, çünkü biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik. Haritayı önümüze koyduğumuzda doğu-batı, güney-kuzey görmüyoruz, nerede olursa olsun, hangi görüşe sahip olursa olsun, 780 bin kilometrekare vatan toprağını görüyoruz. Onun için, tüm ayrıcalıkları ret ediyor, her seferinde Rabia’mızla meydanlara çıkıyoruz. 
           Ne diyoruz, tek millet... Ne diyoruz, tek bayrak… Ne diyoruz, tek vatan… Ne diyoruz, tek devlet… Rabia bu; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
        Çünkü biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Azeri’siyle, Teremeke’siyle, hepsiyle 80 milyon tek millet. Biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik, böyle çıktık bu yola. Ayrım var mı bizde? Yok. Böyle sevmeye de devam edeceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep beraber Türkiye olacağız, bu yola böyle çıktık, böyle devam edeceğiz.
          Gençler, şunu unutmayın: Bayrağımız rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi.
Unutmayın, bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, onun için tek vatan.
Gençler, şunu da unutmayın: Bizim lügatimizde uzak yoktur, hele hele ücra köşe hiç yoktur, ülkemizdeki tüm illerimiz, ilçelerimiz, köylerimiz, mahallelerimiz bize aynı mesafededir. Bizim için Bursa, Konya, İstanbul neyse, Iğdır, Ardahan, Kars, Muş da odur. Bizim için Antalya, Eskişehir, Samsun neyse, Diyarbakır, Mardin, Hakkari de odur. 80 milyon vatandaşımızın tamamı bizim nazarımızda aynıdır. Milletimizin her bir ferdi bizim gözümüzde birinci sınıftır.
           Gençler, etnik kimliğinden dolayı, dilinden, kültüründen, mezhebinden, inancından dolayı ötekileştirme, hakir görülme artık bu ülkede tarih olmuştur. Özelikle sesleniyorum, altını çizerek sesleniyorum, Iğdır’ın güzel insanları sizlere sesleniyorum; sakın ha sakın ha sakın ha mezhep ayrıcalığına düşmeyin. Gençler, Cumhurbaşkanınız olarak, bir büyüğünüz olarak, sakın mezhep ayrıcalığına düşmeyin. Bizde Sünnilik yok, bizde Caferilik, Alevilik yok, bizde illa İslam var, İslam’dan başka hiçbir şey yok.
         Bizi bölmek isteyenlerin oyununa gelmeyin, gelmeyelim. Ve biz Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Azeri, Teremeke vesaire, bu oyuna da gelmeyeceğiz. Biz birbirimizi Allah için seveceğiz. Bizi böyle böldüler, Kürt dediler, Türk dediler, Laz dediler, Arap dediler, öyle günler geldi ki affederseniz, kapıdaki köpeğine Arap Arap Arap diye çağırdılar ve bizi birbirimize düşürdüler, halbuki biz sadece yaratılanı Yaratan’dan ötürü seven bir anlayışın mensuplarıyız, böyle bakabilir miyiz insana? Rabbim bizi eşrefi mahlukat olarak yaratılmışların en şereflisi olarak yarattı,  Rabbim böyle bir ayrıma tabi tutmadı. Sen kim oluyorsun ki ayrıma tabi tutuyorsun? Türk’se bizden, Kürt’se bizden, Arap’sa bizden, öbürüyse bizden değil; yok böyle bir şey, insan ya, hepsi bizden, öyle değer vereceğiz.
Aşık Yunus ne diyor gençler: 
“Ben gelmedim kavga için,
Benim için sevi için.
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.”
          İşte bu duyguyla hiç kimse bu ülkede kendini dışlanmış, ötelenmiş hissetmesin diye gayret sarf ediyoruz, AK Parti iktidarı budur, AK Partinin kendisi budur. Gece-gündüz demeden başka yerlerde ne varsa Iğdır’da da o olsun, Iğdırlı vatandaşlarım da en kaliteli hizmeti alsın diye uğraşıyoruz.
          Gençler soruyorum, Iğdır’a üniversiteyi kim getirdi? Iğdır’a havalimanını hangi iktidar getirdi? Şu açılan yollar, işte bu gördüğünüz kapalı spor salonu, kim getirdi? Yeter mi? Yetmez, daha Allah’ın izniyle çok şeyler olacak.
Bakınız, geçtiğimiz 15 yılda bu anlayışla ülkemizin dört bir köşesini yatırımlarla, eserlerle donattık. Engellere, sabotajlara, kirli operasyonlara rağmen millete hizmet yolundan bir adım dahi geri adım atmadık. İşte Iğdır-Nahcivan, öyle mi, yolumuz çalışıyor mu, yapıldı mı? Nahcivan’la Iğdır’ı kucaklaştırdık mı?
           236 milyar dolardan aldığımız milli geliri değerli kardeşlerim, bizler 863 milyar dolara çıkarttık. Kişi başına milli gelir 3500 dolardı, şimdi 11 bin dolar. 36 milyar dolar ihraçta yaparken, bugün 155 milyar dolara çıktık. 2005 yılından bu yana 9,2 milyon kişiye ilave istihdam oluşturduk. Ülkemiz için bunları yaparken, elbette Iğdır’ı ihmal etmedik. Iğdırlı kardeşlerimiz ne diyor; niyet hara menzil ora. Öyle mi, yanlış söylemedik değil mi? Nurettin, doğru söyledim değil mi? Bizim niyetimiz milletimize hizmet, menzilimiz de büyük ve güçlü Türkiye oldu.
           15 yılda Iğdır’a toplam 3,5 milyar liralık yatırım yaptık, yani 3,5 katrilyon. Eğitimde 1274 adet yeni derslik, 1258 kişi kapasiteli yükseköğretim yurtları, 8 tane spor tesisi inşa ettik. Bugün ülkemizin dört bir yanından 6 bin öğrencinin eğitim aldığı Iğdır üniversitesini biz kurduk. Biri 250 yataklı Iğdır Devlet Hastanesi olmak üzere 7 adet sağlık tesisini hizmete aldık. Iğdır’da 698 konut inşa ettik, sahiplerine teslim ettik, daha devam edecek. 2002 yılına kadar Iğdır’a sadece 10 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz buna 12 yılda 172 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. Ah benim Iğdırlı kardeşim, yol medeniyettir, bu işler lafla olmuyor, biz icraatta bulunduk.
Toplam maliyeti 231 milyon liraya olan 4 adet ulaştırma projemizin yapımı şu anda devam ediyor. Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu projesinin altyapı işleri bitti, inşallah 2018 yılında da yatırım programına ve Bakanımız da burada.
Bölücü örgütün tüm saldırılarına, sabotajlarına rağmen 5 yıl önce açtığımız Iğdır havalimanını yolcu trafiği her gün artıyor, her yıl artıyor.
           Kardeşlerim; Iğdır’ın ekonomisinde tarım ve hayvancılığın ne kadar önemli bir yer tuttuğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bereketli toprakları, mümbit tarım alanları, muhteşem tabii güzellikleriyle Iğdır Doğu Anadolu’nun Çukurova’sıdır.
Ve şimdi bakın size bir şey daha söylüyorum, son 15 yıldır çiftçimize sağladığımız imkanlarla bu ovanın bereketine bereket kattık, son 15 yılda Iğdır’a 102 milyon lirası hayvancılık olmak üzere toplam 213 milyon lira tutarında tarımsal destek verdik. Şimdi hayvancılıkta yeni dönem başlatıyoruz, hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli Iğdır mera yetiştirici bölgesi olacak, meraları hayvancılığa inşallah açıyoruz. Ve 50 büyükbaş veya üzeri her büyükbaş için 250 lira teşvik veriyoruz, bunu da Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız kedisi bizzat uygulayacak. Bakan burada ha, onun gıyabında söylemiyorum. Ve programlı aşıları yapılmış 4 aylık her buzağı için 750 lira destek vereceğiz. Ayrıca yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına yüzde 50 hibe sağlıyoruz.
Tarım ve hayvancılık yanında özelikle bacasız fabrika olan turizmi de ihmal etmiyoruz. Iğdır uzun yıllar, bırakınız diğer imkanları, ya şu yanı başımızdaki efsaneler diyarı Ağrı Dağı’nı dahi yeterince değerlendiremedi. Başka ülkede olsa milyonlarca insanı abat edecek bu hazineden hakkıyla istifade edemedik, öyle mi? Terör ve güvenlik sorunları hem altyapı yatırımlarını zorlaştırdı, hem de insanları buradan uzak tuttu. Artık sadece Iğdır’da değil, hamdolsun ülkemizin tüm şehirlerindeki turizm güzelliklerini insanımızın ve yabancı misafirlerimizin istifadesine sunuyoruz. Yayla turizmi, çim kayağı, yamaç paraşütü, dağ bisikleti ve atlı sporlar gibi doğa sporlarında Iğdır’ın şöhreti giderek artıyor. Başta Azerbaycan ve İran olmak üzere bölgemizden turistler Iğdır’ın doğal güzelliklerini, ören yerlerini görmeye geliyor. Buradan ben turistlik ve turizme ilgi duyan işadamlarımıza sesleniyorum, gel, Iğdır’ı ihmal etme, bak sonra pişman olursun, gel Iğdır’da otelini yap, pişman olma, burada para basarsın para.
        Geçtiğimiz yıl turist sayısı 30 bini buldu, inşallah terör sorunu kökten çözüme kavuştukça Iğdır’ın yaylaları, ovaları daha da şenlenecek.
         Onyıllardır bu ülkenin genç fidanlarını solduran terör belasını susturmak, akan gözyaşlarını dindirmek için tüm samimiyetimizle nasıl çırpındığımızı sizler de çok iyi biliyorsunuz. Bir hafta içinde 100 tane teröristi etkisiz hale getirdik, durmak yok, milletimin huzurun tehdit eden kim olursa olsun üzerine üzerine gideceğiz. Türkiye’nin terör sorununu çözmek için ne tür tehlikeleri göze aldığımızın da sizler gayet iyi farkındasınız, şehitlerimiz var, eyvallah.
15 Temmuz gecesinde biliyorsunuz 251 şehidimiz oldu, 2193 gazimiz oldu. Ama biz şuna iman etmişiz: “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz. Şimdi gençler, bir dakika, Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz derken, o gece işte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önüne gelenlerden bir tanesi yeğeniyle konuşuyor, çok enteresan. Gençler, lütfen, sloganın atılacağı yer var, atılmayacağı yer var, lütfen. Ve telefonla kuzeniyle konuşuyor, diyor ki, kuzenim, bak telefonla görüşüyoruz, görüşmek var, görüşmemek var, belki bu görüşmemden sonra şahadet var, çünkü F-16 bombaları yağdırıyor, helikopterler yağdırıyor. Ve bizim bu gencimiz o gece külliyenin orada şehit oluyor. Ve çok daha enteresan, şimdi onun kardeşini, bunlar ikizdi, korumam olarak ben de yanıma aldım, benim yanımda.
Şimdi kandan beslenen bu FETÖ’cü terör örgütünün o gece yaptıklarını biz görmeyecek miyiz? Görmemezlikten mi geleceğiz, onların hesabını sormayacak mıyız? O şehitlerimizin hesabını sormayacak mıyız, o gazilerimiz hesabını sormayacak mıyız? Sonuna kadar soracağız, hiç bunun geri duruşu olamaz.
Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı, tehdit üzerinden kurulan oyunların hepsi çöküyor. Bölücü terör örgütü de yaz-kış demeden aralıksız sürdürdüğümüz operasyonlar neticesinde tarihinin en büyük hezimetini yaşıyor. Gerek yurt içinde, gerekse ülkemizin sınırları dışında operasyonlarımızı kararlılıkla devam ettireceğiz. Son terörist etkisiz hale getiriline kadar mücadelemiz sürecektir. Türkiye’yi terörle, kan ve gözyaşıyla terbiye edeceklerini zannedenler asla başarılı olamayacaklar, bizi üzerimize saldıkları katil sürüleri aracılığıyla esir alabileceklerini düşünenler, onlar hüsrana uğradılar ve uğratıyoruz. Milletimiz ne bağımsızlığından, ne kardeşliğinden, ne hedeflerinden vazgeçmeyecektir.
Hemen yanı başımızdaki teröristleri binlerce tır dolusu silah ve mühimmata boğanlar, daha önce başka ülkelerde olduğu gibi o silahlar sahiplerine döndüğü zaman ne kadar büyük bir yanlış yaptıklarını anlayacaktır. Şu anda canilere verdikleri silahların Türkleri, Türkmenleri, Kürtleri, Arapları, Sünnileri katletmesinden, Azerileri katletmesinden herhangi bir sıkıntı duymuyorlar. İslam dünyasının en güzel şehirlerinin enkaza dönmesinden belki memnun bile oluyorlar. Ama tarih evdeki hesabın çarşıya uymadığının nice örnekleriyle doludur, son pişmanlık fayda etmez. İstiklal şairimiz Mehmet Akif ne diyor: “tarih ibret alınmadığı için tekerrür eder.” Bölgemizde taşeronları eliyle işledikleri cinayetler, faillerinin yanında katillerin sırtını sıvazlayanları da mutlaka utanç denizinde boğacaktır.
Kardeşlerim, sizlerin benim çok beğendiğim bir sözünüz var, Iğdırlı ne der? İnşallah yanlış söylemiyorumdur, doğru söz bayramlıktır, yalan söz viranlıktır; doğru mu? Herhalde yalan ile hakikat arasındaki farkı bu derece güzel anlatan pek az deyim bulunur. Özelikle Ana Muhalefet Partisine, biliyorsunuz yeni adı ana hıyanet partisi ve başındaki zata baktığımızda bu sözü kıymetini çok daha iyi anlıyoruz. Maalesef yalanı su gibi tüketen, sabah-akşam iftira atmayı siyaset zanneden, FETÖ’nün kara propaganda merkezine dönüşmüş bir ana hıyanet partisiyle karşı karşıyayız. Bu partinin başındaki zat kifayetsizliğini gizlemek için, siyaseten tükenmişliğini perdelemek için her gün yeni bir yalan ortaya atıyor. Biliyorsunuz ya parti kurultayları veya seçimler öncesinde böyle çıkar, eline birilerinin tutuşturduğu kağıtları alır, çeşitli iddialarda bulunur. Biz de her seferinde bunun iddialarının doğru olmadığı ispat ederiz. Artık biz de, mahkemeler de bunun yalanlarıyla uğraşmaktan bıktık, usandık.
Geçen yine birilerine iftira atmış, hakaret etmiş, mahkeme de bunu 10 bin lira tazminat cezasına çarptırmış. Beyefendi tazminatı çok bulmuş, gitmiş cezanın indirilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurmuş. Hakaretlerine, yalanlarına ve iftiralarına son vermek yerine, mahkeme kapılarında 3-5 kuruş indirim almak için peşinde koşuyor. Burada da güzel bir laf, ne güzel demiş bizim büyüklerimiz, tatsız aşa tuz neylesin, ağılsız başa söz ne eylesin, bunun ki de tam böyle.
Biliyorsunuz, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sırf Yenikapı’da vermeye çalıştığımız birlik, beraberlik görüntüsünün hatırına şahsıma yönelik hakaretleri için açtığım tazminat davaları geri çekmiştim. Dedik ya belki bir birlik, beraberlik olur, ama maalesef, belki akıllanır, maalesef, belki kendine biraz çekidüzen verir, böyle umut ettim, ama nafile. Iğdırlı kardeşlerimin dediği gibi, kurt köyünü değiştirir, lakin huyunu değiştirmez. Bu da bizim tüm iyi niyetimize, alicenaplığımıza rağmen kötü huyundan vazgeçmedi.
15 Temmuz’dan önce darbe olursa ilk ben tankın üzerine çıkarım diyordu, 15 Temmuz gecesi tankların arasından hemen orada anlaşmayı yaptılar, darbecilerle anlaşarak sıvışıp Bakırköy Belediye Başkanının evine gittiler veya ofisine gittiler. Hale bak, hani önce sen çıkardın? Ya tankların arasından kaçan sen oldun. Ondan sonra masanın üzerinde fincan ve oradan televizyondan olanları izliyor, darbeyi film seyreder gibi televizyondan izliyor. Sonra da çıktı, zerre kadar yüzü kızarmadan, utanmadan, kontrollü darbe gibi FETÖ’cülerin ağzıyla konuşarak 251 insanımızı şehit eden eli kanlı katilleri aklamaya çalıştı. Ana kuzusu dediğin hainlerin o gece milletimize neler yaptıklarını, nasıl acımasızca kursun sıktıklarını işte mahkemeler tek tek ortaya çıkartıyor.
Yine bu zat sırf gündeme gelmek için bir ara şehitlerimizi, şehit ailelerimizi bile istismar etti, çıktı, şehitle arasında ayrımlar yapılıyor diye akla, mantığa, vicdana sığmayacak yalanlar uydurdu.
Başka bir gün FETÖ’cü ve ByLock’çu milletvekillerinin ismini açıklayacağını, hem de tarihi vererek söyledi, ama bu sözünün de üzerine yattı. Tabi o FETÖ’cüleri açıklayamadı, ama yargı hangi CHP’li milletvekillerinin MİT tırları ihanetine aracılık ettiğini, hangi eski CHP’li vekillerin Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kumpas davasına kuryelik yaptığını ortaya çıkardı. Attığı iftiralarla, söylediği yalanlarla bu zat milletimizin nazarında tüm inandırıcılığını kaybetmiştir, bu zatın adı siyasette CHP’nin yalancı çobanına çıkmıştır.
Son günlerde bir de Cumhurbaşkanının yakınları yurt dışında bir şirkete para gönderdi diye bir yalan ortaya attı. Biraz önce Kars’ta tüm belgeleri ve bilgileriyle bu iftiranın ipliğini de pazara çıkardım ve avukatlarım zaten şu anda davaları açtılar ve her iki dava da, 1,5-1,5 3 milyonluk bir dava açılmış vaziyette. İnşallah buradan gelecek tazminatı da ben özelikle şu anda sıkıntıda olan hanım kardeşlerimize inşallah onlara uygun konforlu onların korunma evlerini yapmada kullanacağız.
Tabi tıpta bu tür tiplere, kontrolsüz şekilde yalan söyleyen kişilerin teşhisini sordum, ya dedim buna tıpta ne deniyor. Bir psikiyatrist arkadaşım bana dedi ki, bunun adı mitomanidir, mitomani. Yani psikiyatriktir bu olay, mitomani. Ne demek mitonami? Onu da söyleyeyim, yalan söyleme hastası, böyle bu. Bizce bu zat artık siyasetin değil, psikiyatrinin konusundur. Ne diyelim, Allah bir an önce şifa versin. Allah CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarıma sabır versin.
Değerli kardeşlerim, Türkiye gibi binlerce yıllık siyaset geleneğine sahip bir ülkenin ana hıyanet partisinin düşürüldüğü bu perişan durumu inanın biz içimize sindiremiyoruz. Bizim gibi iddiaları olan bir ülkeye, sözü namus gören asil bir millete bu tablo hiç yakışmıyor. CHP’ye gönül vermiş kardeşlerimin aynı hissiyatı yaşadığını, artık bu zatı partilerinin başında görmek istemediğini de biliyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin bu yönetimin elinde bir gün bölücü örgütün, diğer gün FETÖ’cülerin, öteki gün başka karanlık odakların oyuncağı olmasını onların da kabul edemediğini biliyorum. İşte bölücü terör örgütünün mensuplarıyla beraber bunlar yürüyüş yapmadılar mı? Onlarla el ele olmadılar mı? AK Parti olarak tabi bütün bunlar bizim sorumluluğumuz artırıyor. Ülkemize yönelik siyasi ve ekonomik saldırıların arttığı bu dönemde bizim daha fazla ter dökmemi, daha fazla çalışmamız, çalmadık kapı, kazanılmadık gönül bırakmamız gerekiyor. Unutmayın; AK Parti Türkiye’nin çimentosudur. AK Parti kökü mazide olan bir atinin önümüzdeki ve günümüzdeki sembolüdür. AK Parti tüm inançlarıyla, siyasi görüşleriyle, farklılıklarıyla bu ülkedeki 80 milyonun tamamını kucaklamaya namzet bir partidir. Bu kadro ülkemizi aydınlık yarınlara taşıyacak en donanımlı, en vizyoner, en vatansever kadrodur.
Öyleyse kardeşlerim, şurada kalan süre belli, Mart yerel seçimlerine şurada ne kaldı ki, 16 ay, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Ana kademe, var mıyız? Kadın kolları, var mıyız? Gençlik kolları, var mıyız? Durmak yok… Durmak yok… Durmak yok…
Öyleyse hadi bakalım şöyle bir kalkalım, çok yorduk sizi.
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.
Unutmayın, beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Iğdır’ı hatırlatıyor.” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kongre salonuna girmeden önce, Ak Parti İl Başkanı Ahmet Tutulmaz bir konuşma yaptı ve partilerinin bu güne kadar yapmış olduğu yatırımları sıraladı. Ardından Ak Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras kürsüye gelerek ülke ve Iğdır gündemiyle alakalı bir konuşma yaptı, konuşmasının bitimine doğru  bakanlar salona girince nezaketen konuşmasını yarıda kesti ve  gelen davetli bakanlar anons edilerek birer konuşma yaptılar.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Türkiye’nin büyük hedefleri var. Türkiye’nin zenginleşme hedefleri var ama Türkiye’nin önünü tıkamak isteyenlere nasıl cevap verdiyseniz bu kongrenin anlamı 2019’da sandıkları patlatmak, demokrasiyi yükseltmek ve Türkiye’nin ilk 10 büyük devletten birisi olma hedefini gerçekleştirebilmektir. Bu büyük yolculuğu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde gerçekleştireceğiz.” dedi.
Soylu, Kazım Karabekir Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti Iğdır 6. Olağan İl Kongresi’nde partililere hitaben yaptığı konuşmada, birliğin ve güzel insanların şehri Iğdır’da bulunmaktan büyük bir onur duyduğunu söyledi.
Salondaki kalabalığa işaret eden Soylu, “Bu salon sözlerin bugün en güzellerini söylüyor, duruşların en güzellerini ortaya koyuyor. Bu salon sadece bugün değil bu ülkede ne zaman kendi birliği, beraberliği, bütünlüğü için bir duruş ortaya konulması istendiyse Allah’a şükürler olsun Iğdır her zaman yiğitliğiyle, mertliğiyle, demokrasiyle sadakatiyle bunu ortaya koymuştur.” diye konuştu.
Soylu, kongreye katılanların her zaman aynı anlayışı ortaya koyduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu salon sadece bugün yiğit durmuyor, Gezi olaylarında, 17-25 Aralık darbesinde aynı yerde durdu. Ardından 6-7 Ekim olaylarında bu ülkenin birliğine ve beraberliğine musallat olanlara karşı aynı anlayışı ortaya koydu. 17 Temmuz’da o hainin Pensilvanya’dan gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişiminde ayyıldızlı bayraklarıyla, ezanıyla, salavatıyla ‘bu ülke bölünemez diye haykırışıyla’ aynı anlayışı ortaya koydu. Allah sizden razı olsun. Bu salon 21. asrın başından itibaren Türkiye’nin yükselmesi, büyümesi, zenginleşmesi ve daha fazla demokrasi için sandıkta gereğini her zaman gereğini yerine getirdi.”
Türkiye’nin hedeflerine değinen Bakan Soylu, “Çok önemli bir süreci hep beraber yürütüyoruz. Türkiye’nin büyük hedefleri var. Türkiye’nin zenginleşme hedefleri var ama Türkiye’nin önünü tıkamak isteyenlere nasıl cevap verdiyseniz bu kongrenin anlamı 2019’da sandıkları patlatmak, demokrasiyi yükseltmek ve Türkiye’nin ilk 10 büyük devletten birisi olma hedefini gerçekleştirebilmektir. Bu büyük yolculuğu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde gerçekleştireceğiz. Emrinize amadeyiz. Allah bizi size bu aziz millete mahcup etmesin.” değerlendirmesinde bulundu.
        “Doğu Anadolu ve bölgedeki illeri ihya etmek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz”
         Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mazlumlara mağdurlara sahip çıkmasından rahatsız olanlar olduğunu ancak kendilerinin inadına güçlü şekilde Erdoğan’ın arkasında duracaklarını ifade etti.
Erdoğan’ın verdiği sorumluluk çerçevesinde Doğu Anadolu’nun ve bölgedeki illeri ihya etmek için, vatandaşların hizmetini daha fazla görmek adına gecelerini gündüzlerine kattıklarını anlatan Arslan, bundan sonra da ayrı sorumlulukla çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi. Bakan Arslan, ülkenin kalkınmasını istemeyenlerin olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “İster içeride ister dışarıdaki hainlerle mücadele etmek istikbalimiz ve istiklalimiz söz konusu olduğunda gözümüzü kırpmadan şehadet şerbeti içmeye gitmek bizim boynumuzun borcu. O yüzden bütün şehitlerimize rahmet dilerken hainlerle mücadele eden güvenlik güçlerimize, silahlı kuvvetlerimize, korucularımıza kolaylıklar, sağlık afiyet diliyoruz. Rabbim onları hainlerin karşısında muzaffer eylesin.”
“Demokratik olmayan yollarla AK Parti’yi alt etmeye çalıştılar”
          AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş da demokratik yollara AK Parti’nin önünü kesemeyen çevrelerin demokratik olmayan yöntemlerle AK Parti’yi alt etmeye çalıştığını belirterek, “Bu ülkenin kalkınması ve gelişmesinin önünü kesmeye çalışanlara karşı mücadelemizi AK Parti Genel Başkanımız Erdoğan’ın liderliğinde sürdürdük ve sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.             Ataş, Erdoğan ve AK Parti’nin önünün kesmeye çalışanların bunda başarılı olamadığını da sözlerini ekledi.
         Kongrenin gerçekleştirildiği salonda “Yalnız değilsin Reis, unutulmamalıdır ki 57. Alayın ruhu yaşamaya devam ediyor”, “İmam hatiplerin gururu Cumhurbaşkanımız Iğdır’ımıza hoş geldiniz”, “Reis varsa biz de varız, daha ne, yola devam yoktur hiçbir bahane”, “Son nefer kalıncaya kadar yanındayız Reis” şeklindeki pankartlar dikkati çekti.
Kongreye, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin ve AK Parti genel başkan yardımcıları Mustafa Ataş, Cevdet Yılmaz, Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Melih Ecertaş ile milletvekilleri de katıldı.
KONGERİDEN NOTLAR
      Cumhurbaşkanı Erdoğan salona girmeden önce spiker gelen davetlileri ve konukları tanıtırken, Iğdır Milletvekili Nurettin Aras yerine eski Milletvekili Ali Güner’in ismini okudu.
İl Başkanı Ahmet Tutulmaz yanlış anlamalara meydan verilmemesi açısından hemen spikerin yanına gidip yanlış isim telaffuz ettiğini söyledi, buna rağmen spiker yine de düzeltme yapmadı.
Salonda 2200 kişi vardı. Dışarıda 1500-2000 civarında kişi vardı. En az bir o kadarı da giriş yerlerini çok anlamsız, uzak, yönlendiren olmaması sebebiyle geri dönmek zorunda kaldı.
Iğdır Valiliği, Iğdır Emniyeti, Ak Parti teşkilatı misafirleri çok güzel ağırladılar.
Ak Parti yeni yönetimine başarılar dileriz.

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.