Kork Allah'tan korkmazdan, kork kul'dan utanmazdan

            Ne kadarda doğru bir söz değil mi?  Eğer ki bir kişi Allah'tan korkmuyor ve kul'dan utanmıyorsa o kişiden uzak durmalıyız. Bu tip kişilerden  her türlü kötülük, ihanet, şahsiyetsizlik, kahpelik beklenir.  Nasıl olsa Allah korkusu diye bir dertleri yok, zaten kul'dan da utanmıyorlar. Yani insana benzeyen birer yaratıktan farkları yok bu tiplerin.  

            BUNLAR FETÖ'CÜ, FETÖ'CÜ !

            Terörist Fetullah Gülen (FETÖ) ve dalkavukları ülkeyi yönettikleri yıllarda öyle pervasızlaşmışlardı ki, kendilerinden olmayanları yok ediyor, yaşam hakkı tanımıyorlardı.

            Bu işten en çok muzdarip olan toplulukta Azerbaycan Türk'leri, yani Şia'lardı. Şia'yı bu FETÖ gurubu oldu olası hiç sevmez, hazmetmez ve hep bu guruplarla mücadele etmek üzere faaliyetlerini sürdürürlerdi.

            Doğrusu şer işlerinde başarılı da oluyorlardı. Şia'ları devlet, millet nezdinde itibarsızlaştırmaya, manevra alanlarını kesmeye, devlet kademelerinde sınavla bile hak kazanmış olsalar dahi atanmalarının engellenmesine sebep oluyor, ötekileştiriyor, yok etmeye çalışıyorlardı.  

            O gün kü çirkin yüzleri FETÖ Kalkışması yaşanınca ortaya çıktı. Başarılı olsalardı, bu gün nutuk atanların hepsi FETÖ'nün yanı başında olacaklardı. Başarısız  olunca,  Fetullah Gülen'e "Kurtarıcı Mehdi" diyenler bir anda renk değiştirip bukalemun gibi kendilerini kamufle ettiler. Aradan biraz zaman geçti ve kamufle oldukları yerde, yerlerini iyice ısıttıktan sonra başladılar yine FETÖ'ye hizmet etmeye, bu sefer hizmetlerini Ak Parti'li görüntüsüyle veriyorlar.

            Biliyorsunuz, FETÖ'nün kesin emri şudur. "Hedefe giden her yol mubahtır. İçkide içebilirsiniz, meyhaneye de gidebilirsiniz, sağcı'da olabilirsiniz, solcuda. Hatta dinsiz imansızda olabilirsiniz." Yeter ki hedefe ulaşılsın.

            Kendisini saklayan KRİPTO FETÖ'cüler, şimdi aynı işi bu sefer AK PARTİ görüntüsü altında sergilemeye çalışıyorlar.

            15 Temmuz öncesinde FETÖ temalı TV kanalları,  şarlatan yorumcular ve sözde köşe yazarları doğrudan Şia'yı hedef gösterir yorum yaparlardı. 15 Temmuz sonrası durum biraz daha vahim hale geldi. Ülke içerisinde bulunan Şia'ları dışlayıp, yok etme, ötekileştirme, yok hükmünde görme kabiliyetleri kırılmış olan FETÖCÜLER bunu şimdi daha başka metotlar kullanarak yapmaya çalışıyorlar.

            Bu gün TV kanallarına dikkat ederseniz, geçmişi FETÖ'cü olan, yıllarca FETÖ çanağı yalayan, tüm kazanımlarını FETÖ sayesinde elde eden bu bukalemunlar, şimdi Ak Parti görüntüsüne bürünmüş, ha bire Şia düşmanlığını körükleyip,  Sünni -Şia çatışması çıkarıp Ak Parti hükümetini zora sokmaya çalışmaktadırlar.

            Asıl operasyon bu çakal sürüsüne yapılmalıdır.

            FETÖ  ve PKK tartışmasız  terör örgütüdürler.

            Ancak şöyle bir bakış açısı ortaya koymak istiyorum, bu teröristler bize göre yanlışta olsa ideallerinin peşindelerse yapacak bir şey yok deyip devlet gereğini yapar diyoruz.

            Ama bir gün FETÖ'cü, bir gün PKK'lı ve şimdi de Ak Parti'li ise bu kişiler, işte o kişilerden korkulur. Bu kişiler ne Allah'tan korkar, ne kul'dan utanırlar. İşte asıl bu kişilere operasyon yapılmalı, işte asıl bu kişiler devlet kademelerinden sökülüp atılmalıdırlar.

            Bilindiği üzere FETÖ ile başlayan mücadele sürecinde binlerce kişi işiten atıldı, ceza evine konuldu. Elbette suçlu olanlar cezalandırılmalı, elbette ülkemize ve milletimize karşı yıkım zihniyeti taşıyan kişiler bertaraf edilmelidirler. Ancak sapla samanı karıştırmamalı, "at izini it izinden" ayırt etmeliyiz. Çevremizde görüp tanıdığımız, gerek sosyal hayatta ve gerekse birlikte mesai paylaştığımız kişiler mutlaka vardır. Bu kişiler içerisinde günün koşulları doğrultusunda zorunlu veya çaresizlikten geçmişte FETÖ'nün okulunda okuyan, öğretmenlik yapan, yada çalıştığı kurumun BANK ASYA ile yaptığı anlaşma gereği maaşını o bankadan alan "kader Mahkumu" tabir edeceğimiz kişilerin gözden geçirilerek mağduriyetlerinin giderilmesi de gerekmektedir.

            Sonuçta hepimiz insanız ve hata yapma olanağımız da vardır. Kasten hata yapmamış olan kişilerin yarınlarını karartmamalıyız. Tanıdığı olanların aklandığı, olmayanların mahkum edildiği bir algının oluşmasına müsaade etmemeliyiz. 

            Mesela çözüm süreciyle alakalı PKK sempatizanlığı aleniydi. Öyle ki tabir yerindeyse  PKK kovuyordu, birileri yine de yaranmak için gidip sırnaşıyordu. Ak Parti hükümeti doğruyu söylemek gerekirse çözüm sürecinde bir hayli taviz vermiş, karşılığında da Kürt seçmenden oy bekliyordu.  7 Haziran Milletvekili seçimlerinde bu hesabın tutmadığı görüldü ve  söylemler sertleşmeye başladı. Ve çözüm süreci PKK'nın bir anda yol kesmesi, araçları yakması vs. sebeplerle bozuldu.

            Geçmişi iyi analiz etmek gerekir. Kim zorla götürülüyordu PKK'ya, kim zorla gidip sırnaşıyordu PKK'ya bunu iyi ayırt etmek gerekir. Aynı bağlamda kim FETÖ cemaatine gitmeye mecbur bırakılıyordu, kim FETÖ'nün militanıydı bunu iyi analiz etmek gerekir diye düşünüyorum.

            Yani hem FETÖ ve hem de PKK konusunda birbirini sevmeyen iki kişiden birinin erken davranıp gidip şikayet etmesiyle elbette hüküm verilmez ama, yinede duyarlı ve dikkatli olmakta yarar görmekteyim. Sonuçta ağzımızdan çıkacak her bir sözün hesap günü hesabını vermek durumunda kalacağız.  

       

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.