Cabbar ŞIKTAŞ Güneşi, tebessümü özlemiştik
Tarih : 2017-01-30
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



            Güneşi, tebessümü  özlemiştik

            Haftalardır üzerimizde ki sis bulutları Güneş'in yüzünü göstermesini engelliyor, güneşi bize, bizi güneşe hasret bırakıyordu. Hafta sonuna doğru başlayan kar yağışı Cumartesi akşam bitti ve mis gibi bir hava ortaya çıktı. Sanki Pazar gününün güneşli olacağını haber ediyordu. Öylede oldu, Pazar günü haftalardır hasret kaldığımız güneş ile buluşmuştuk. Doğaya ışık geldi, yüzlere tebessüm geldi, sevinç geldi. 

            Manzara çok güzel, her yer kar beyaz, hava güneşli.

            Şimdilik işsizliği, geçim sıkıntısını, piyasaların berbatlığını, dövizin başını alıp gitmesini, cebimizdekileri alıp götürmesini, borç batağına sürüklemesini  düşünmek bile istemiyoruz. Mis gibi havayı soluyup, güneşin keyfini çıkarmak istiyoruz.

            Sokak hayvanlarını, kuşları yemlemeyi unutmayalım.

             TEBRİKLER ÖZLEM HANIM

            Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanlarından eski milletvekili Özlem Zengin, anayasa değişikliği referandumu için "'Evet' diyen de 'Hayır' diyen de vatanını seviyor" ifadelerini kullandı. Zengin, Elazığ'da cezaevinde bulunan eski Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk'ün tutuksuz yargılanmasından yana olduğunu söyledi.

            Ak Parti iktidarından ve özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ekibinden böyle bir açıklamanın yapılması gerçekten özlenen bir açıklamaydı. Çünkü bu toplum yeteri kadar yoruldu, yeteri kadar gerildi. Azıcık da olsa tebessüme, rahatlamasını sağlayacak sözlere ihtiyacı var diye düşünüyorum.

            Iğdır'ı yakinen tanıyan, Eski Milletvekili Av. Özlem Zengin'i "Evet diyende, Hayır diyen de vatanını seviyor" açıklamasından ötürü tebrik ediyorum. Ülke halkının gerilimden çıkması, birbirilerini vatan hainliği ile suçlamaktan kaçınması gerekmektedir.

            HUZUR OPERASYONU

            Bir taraftan lapa lapa kar yağarken, diğer taraftan yüzlerce polis tarafından şehirde huzur operasyonu yapılıyordu.

            Bir anda şehrin tüm giriş ve çıkışlarında önlem alan ve şehir merkezinde işyerleri, sokakta yürüyen insanları, araç içinde bulunan kişileri  kontrole tabi tutup GBT sorgularını yaptılar.

            İl Emniyet Müdürü Orhan Çevik'in bizatihi katıldığı kontrollerde, yüzlerce araç durduruldu, yüzlerce kişi sorgulandı, yüzlerce iş yeri denetlendi.

            Polis ve Jandarma'nın sıkı çalışmaları Iğdır'da halk tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. İnşallah, Allah'ın izniyle böyle devam eder, şehrimizde herhangi bir olay vuku bulmaz.

            IĞDIR EMİTT FUARINDA TANITILIYOR

            Iğdır Valiliği ve Iğdır Belediyesinin İstanbul TÜYAP fuar alanında yapılan EMİTT fuarına çok organizeli hazırlanıp katıldıkları gönderilen fotoğraflardan görüldü.

            Orada olmak isterdik ama, nasip değilmiş olamadık. Bizler olmasak da, Iğdır Valisi Ahmet Turgut Alpman,  Iğdır Belediye Başkanı Murat Yikit, Karakoyunlu Belediye Başkanı Kurban Kaya, Aralık Belediye Başkanı Bayram Teksay, Halfeli Belediye Başkanı Reşat Başkara, Melekli Belediye Başkanı Ali Varol  ve birim görevlileri oradaydı. İnanıyoruz ki layıkıyla Iğdır'ı tanıtmışlardır.  

            15 TEMMUZ'DA DARBE OLSAYDI NE OLURDU?

            Çocuklarımla ara sıra evde oturur ülke meseleleri ile alakalı sohbet ederiz. Gelişmeleri değerlendirir fikirlerimizi söyleriz.

            Çocuklar geçen gün şunu sordular.

            15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı ne olurdu?

            Şöyle cevap verdim;

            "FETÖ 40 yıldır ülkemizde devlet kademelerinin tamamına yerleşmiş, 100 küsur ülkede örgütlenmiş,  arkasında ABD'nin olduğu bir terör örgütüdür. Bu örgüt ülkemizde öylesine güç sahibi oldu ki, artık mevcut iktidarı emrinde görmeye, bu günkü varlıklarının kendileri sayesinde olduğunu sesli düşünmeye başladılar.

            Ellerindeki güç, FETÖ'nün bile başını döndürüyordu. 17/25 Aralık tarihinden önce bu homurtuları ülkeyi yöneten Ak Parti duymaya başladı. Çaktırmadan FETÖ'yü ülke yönetiminden söküp atma girişimleri başlatmıştı ki, FETÖ uyandı ve her şeye hakim olması hasebiyle 17/25 operasyonunu gerçekleştirdi. Bu operasyonla yapmak istediği Ak Parti iktidarını toplum nezdinde itibarsızlaştırmaktı, kısmen başarılı da oldu. Bir çırpıda 4 bakanı alaşağı etti.

            Ak Parti hükümeti aslında 17/25'de irkildi. Koynunda beslediği bu kişilerin çok daha büyük hesaplar peşinde olduğunu o gün anladı. Mücadeleye başladı. Şifreleri çözdükçe, örgütün geniş bir sahada, inanılmaz yetkilere sahip olduğunu, tüm bunların kendileri eliyle elde edildiğini gördü.

            Muslukları kapamaya başlamıştı ki, FETÖ karşı atağa geçti ve darbe talimatını verdi. Halk önce yaşananları çözümleyemedi. Darbeyi Atatürkçü subaylar mı yapıyor, yoksa başka guruplar mı yapıyor tereddüdü yaşadı. İlerleyen saatlerde darbeyi FETÖCÜLERİN yaptığı anlaşıldı ve Cumhurbaşkanının sokaklara çıkın talimatıyla darbecilere darbe yapılmış oldu.

            Halk sokaklara çıkmasa, tankların önünde siper olmasa darbe belki de başarıya ulaşacaktı. Ama bu gün eğer FETÖ darbesi gerçekleşmediyse bunu Cumhurbaşkanı'na ve  bu halka borçluyuz.

            FETÖ darbe öncesinde ne yaptı.

            Orduda bulunan Atatürkçü subayları ekarte etmek için öncesinde Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davaları ile yüzlerce subayı ceza evine tıktı, ihraç etti, emekliye sevk etti ve Atatürkçü subayları itibarsızlaştırmak için halkta algı yarattı.

            Ve devamında kendi planlarını hayata geçirmeye başladı.

            Elbette ki, tüm bunları sümüklü bir ilk okul mezunu organize etmiyordu. Arkasında CIA, MOSSAD, FBI vardı. Proje büyüktü. Ülkeyi top yekun ele geçirecek, ABD'nin, İsrail'in hizmetine sunacak ve ilk iş olarak ta,  İran ile bir savaş başlatılacaktı.

            Allah'ın hesabını unutanların, hesabı ters döndü ve bu halk o teröristlere darbe yaparak etkisiz hale getirdi.

            Şimdi birer birer girdikleri inlerden çıkarılıyor, yargıya teslim ediliyor, ceza evlerine tıkılıyor ve  görevlerinden uzaklaştırılıyorlar.   

            FETÖ'de darbe girişiminde başarılı olsaydı  aynısını yapacaktı. Kendine muhalif olanları birer birer toplayacak, sözde yargılayacak, ceza evine tıkacak, görevden uzaklaştıracak ve ülkeyi tümden esir alacaklardı.

            Yani bu gün belki merhametli davranılıyor ama, onlar hiç merhamet etmeyeceklerdi.

            Bu arada FETÖ, ABD'den ülkeye gelecek ve halifelik ilan edilecekti.

            Yani çocuklar anlayacağınız, kim ne yaparsa aynısı karşısına çıkacaktır. İyilik etmişseniz, karşınıza iyilik çıkacaktır. Kötülük etmiş iseniz karşınıza kötülük çıkacaktır.

            Bu ülkeler, yöneticiler, bireyler için aynıdır.

            Bizim mahalli deyimli, "ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına." 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.