Cabbar ŞIKTAŞ Sadece izliyorum
Tarih : 2017-08-11
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



Sadece izliyorum
 

         Şimdilik aktif siyaset yapmamış olsam da, mesleğim gereği bir şekilde siyasetin içinde yer almakta, siyasetçi ile gündemi değerlendirmekte, vatandaş ile gelişmeleri yorumlamakta ve dolaylıda olsa siyasete dahil olmaktayız.
 

         TÜRKİYE ARTIK 2019'a KİLİTLENDİ
 

          Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın söylemlerine dikkat ederseniz 2019'un Ak Parti için ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz.
 

          Normali de bu zaten. Kazanmak için günü birlik tedbirler almak yerine uzun vadeli yatırımlar yapmak en doğrusudur.
 

          Ak Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı da bunu söylüyor zaten, metal yorgunluğu olanlar dinlensin diyor. Bakan olmuş, başkan olmuş, partili olmuş millete tepeden bakanlar, kibirli olanlar hiç kusura bakmasınlar bu durumlar kabul edilmez diyerek olayın ciddiyetini ve vahametini ortaya koymaktadır.
 

          Elbette en başından bu böyle olmalıydı. İnsanlara kaba davranılmamalı, tepeden bakılmamalı, aşağılanmamalı, ötekileştirilmemeli ve yetki sahibi olsa bile kimse haddini aşmamalıydı.
 

          Zararın neresinden dönsek kardır misali, bu bile insanlara bir öz güven veriyor. Ülkemiz bilindiği üzere 15 Temmuz hain darbesi ile irkildiğinde dost görünümlü düşmanların bu ülkeyi nereye sürüklemek istediğini hepimiz gördük ve şahit olduk. Haliyle tedbirler bu paralelde alınmakta ve önlemler doğal olarak artırılmaktadır.
 

         Sayın Cumhurbaşkanı kabul görmeyen bu davranışları kendi partisi ve yöneticileri için söylerken, yine parti merkezine şunu da söylemelidir. "Falanca cemaattendir diye liyakatsiz, ırkçı, mezhepçi, FETÖ formatlı, IŞİD kafalı, PKK tabanlı kişilerin el bebek gül bebek bir yerlere taşımasına asla izin verilmemelidir. Parti içi oto kontrol kulu işletilmeli, hata yapan "bilmem falanca cemaatçi" olsa bile affedilmeyeceği belirtilmeli ve kararlılıkla gereği yapılmalıdır.
 

         Yok eğer Ak Parti genel merkezi bu hassasiyetlere önem göstermez ve sırf falanca cemaatle bağı var diye iş başına getirilirse ülkemizin başı hiçbir zaman beladan kurtulmaz.

            Çünkü Türkiye’de ki cemaatler FETÖ’de dahil hep iç içe girmiş durumdalar. Sayın Cumhurbaşkanımız “at izi, it izine karışmış”  derken aslında buraya işaret ediyordu. Yani tabanda bütün cemaatlerin birbirinden mürit devşirdiğini ve haliyle iç içe girdiğini, doğal olarak birçok FETÖ’cünün bu şekilde muhafaza edildiğini herkes biliyor. Buna önlem alınmaz ise büyük bir hata yapılmış olur.
 

          2019 YILI İTTİFAK YILI OLABİLİR
 

          2019 yılında yapılacak olan genel seçimler, yada erkene alınmış, örneğin 2018 yılında yapılacak olan erken seçimde AK PARTİ-MHP ittifakı olursa şaşmayın. Ben böyle bir ittifakın olacağını tahmin ediyorum. Zira bu ittifakı hem MHP ister hem de AK PARTİ ister. Çünkü referandum oylamasında bu ittifak birlikte hareket etmiş, ancak MHP tabanı tam kadro 16 Nisan referandumunda birlik oluşturamamıştı. Haliyle yapılacak olan ilk genel seçimlerde MHP’nin baraj problemi kaçınılmaz bir gerçektir. Ancak MHP’siz Ak Partinin ‘de % 50’yi aşması zor gözükmektedir. Durum böyle olunca her iki parti de işi şansa bırakmadan ittifak edip seçime girecekler diye düşünüyorum.

Ve bu ittifak illerde paylaşımı da beraberinde getirecektir. Tahminim şudur ki, Ak Parti-MHP ittifakı Ak Parti çatısı altında gerçekleştirilecek ve iller bazında adaylar gösterilecektir. Örneğin Iğdır iki Milletvekili çıkarabiliyor. Ak Parti’nin birinci sıra adayı MHP’den, ikinci sıra adayı Ak Partiliden oluşacaktır. Başka illerde de sıralama yine benzer şekillerde şekillendirilecektir. Iğdır örneğini verirken Ak Parti adayının birinci sırasının MHP kontenjanında olduğunu söylerken tahminimde yanılmayacağımı düşünerek söyledim. Bence böyle olacak ve bu koalisyonun genel seçimlerden sonra yerele de yansıtılacağını düşünüyorum.

 

            Bu arada Meral Akşener’in kuracağı partinin estireceği rüzgarda önem arz eder. İyi bir rüzgar yakalarsa ve tek başına seçimlere giderse, bu durum Ak Parti, MHP ittifakına yarar. Yok eğer CHP, HDP, Akşener ve muhalefet koalisyon cephesi oluşturulursa bu durum Ak Parti ve MHP’yi bir hayli zorlar.

            Netice de siyaset ince sanat işidir. Kim el işçiliğini iyi yapar ve dilini iyi kullanırsa ikna eden o olur. Tabi ki propaganda şartları da eşit olmalı. Kabul etmek gerekir ki Ak Parti’nin propaganda aracı oldukça fazla, ancak Ak Parti’nin bir tek eksiği, kendi içinde ciddi manada bir temizlik operasyonuna girişmemesi... Zaman zaman aba altından sopa gösterse de, birilerini tasfiye etse de, genel merkezin, cemaat ve tarikatlarla bağı olmayan, Atatürk düşmanı olmayan, mezhepçi olmayan kişiler tarafından  teşkilatlarında inceleme yapmalı, var olan yönetimlerin şecerelerinin masaya yatırılması, toplumda ki kabullerinin araştırılması, il başkanına el pençe duran kişiler mi, yoksa toplumda söz sahibi olanlar mı oldukları kesinlikle gözden geçirilmelidir. Ak Parti hiyerarşisini elbette biliyoruz. İl Başkanının misyonunu, etkisini anlıyoruz.  Ancak eğer ki il başkanı veya yönetimi toplumda karşılık bulacak bir tutum ortaya koymuyorlarsa, insanları küstürüp kırıp geçiyorlarsa, güç bende deyip kendi kişisel egolarını tatmin için çalışıyorlarsa, işte bu durumların gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

            Bu ve benzeri ayrıntılar göz ardı edilirse, 2019 veya bir erken seçimin hiçte kolay olmayacağını söylemek isterim.

            Şüphesiz ki kimse kendine dokunan gerçekleri görmek istemez. Ben, siz, o, bu hiç fark etmez. Doğru bir tanedir. Ama her doğru her zaman işimize gelmeyebilir. Ben bu yazımda izlediklerimden bu yorumu çıkardım. Kim bilir belki de birçok eksiğim, yanlışım, yanlış tahminim vardır. Ama bakış açısı olarak hepimizin gördüğü, ancak ifade etmediği birtakım sözleri ifade etmek doğru olanıdır diye düşünüyorum.

            Iğdır küçük bir yer, ülke genelini baz alarak ifade ettiğim sözleri minimize edip Iğdır’a yorumlamak mümkündür. Falanca şöyledir demektense, genel bir ifade kullanıp herkesin samimi bir şekilde bende dahil olmak üzere aynada kendisini yorumlaması gerekir.

            Eğer biz yorumlayamıyorsak, tamamen tarafsız, etki altında kalmayan, hiçbir oluşumdan etkilenmeyen kişiler tarafından yorumlanması gerektiğini savunmak daha mantıklı gelmektedir.

            Ak Partili olmayı bir meslek haline getiren, Ak Parti yöneticisi olmak dışında hiçbir işle iştigal etmeyen, yada Ak Partili olup kendisine iş aş zemini oluşturan, doğal olarak halktan kopan, seçmene güven vermeyen binlerce partilinin olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. 

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.