Cabbar ŞIKTAŞ Siyasette Yeni Dönemin Adı, “ CUMHUR”
Tarih : 2018-02-23
Tüm Yazılar

Cabbar ŞIKTAŞ



Siyasette Yeni Dönemin  Adı,
           “ CUMHUR”  

    Ak Parti ile MHP’nin oluşturmuş olduğu koalisyon artık resmiyete döküldü. Her iki genel merkez yetkililerinin bir araya gelerek sıraladıkları maddelerde mutabakat sağlanmış, mecliste onaylandıktan sonra birlikte girilecek olan ilk seçimde CUMHUR ittifakının yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.  

   Bu sisteme göre genel seçimlerde her parti kendi logosuyla seçime girecek ve en çok oy alan partinin oylarına ittifak yaptığı partilerin oyları da eklenerek toplanacak ve alınan oylara göre vekil sayısı şekillenmiş olacak. Sistemin nasıl işleyeceği şüphesiz ki ayrıntıları ile birlikte açıklanacaktır.

   Bu hızlı gelişmelere istinaden 2019 yılında yapılacağı söylenilen genel seçimlerin, 15 Temmuz 2018 günü yapılmayacağının garantisini kimse veremez. AKP- MHP  ittifakı ve BBP gibi birkaç  partinin CUMHUR  çatısı altında güç birliği  oluşturması, seçimlerin erkene alınabileceği sinyalini de vermektedir.

   Bu sebepten ötürü şehirlerde  siyasi hareketlenmeler artmakta, aday adayları teker teker kendilerini göstermekte, alan oluşturmak isteyen, propaganda zemini hazırlayan, kendisini ön plana çıkarmaya gayret eden siyasetçiler çalışmalarını  sürdürmektedirler.

   Ankara’daki ittifak şekillenmeleri  haliyle  illere de yansıyacak ve illerdeki adaylar, partilerin illerdeki gücüne göre şekil alacaktır. Özellikle yerelde CUMHUR sisteminin nasıl şekilleneceği tam olarak bilinmese de, AKP-MHP koalisyonu yapılarak seçime girileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır.

   CUMHUR çatısı genel seçimler için ortaya çıksa da, yerel seçimlerde de  CUMHUR ittifakı, ama parti logoları ile seçime gidebilirler. Belediye başkan adayı AKP-MHP ittifakı ile Ak Parti’den gösterilebilir. Ancak aday MHP kökenli, yıpranmamış, toplumun her iki kesimi tarafından benimsenen bir aday olması da düşünülebilir.

   Aday tespiti yapılırken hem MHP genel merkezi ve hem de Ak Parti genel merkezi kendi kafasına göre istişareden uzak, ben yaptım oldularla aday tespiti yapacak olurlarsa sonucun değişmeyeceğini şimdiden söylemek mümkündür.

   İşin en vahim yanı ise, siyasi yönetimin dışında bürokrasinin de şehrin dinamiklerini iyi tanıması, değerlendirmesi gerekmektedir. Aksi halde mızrak çuvala sığmayacak, hayaller suya düşecek, kurulacak olan koalisyon hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

   Ak Parti’nin adayı illa da bir Türk olacaksa ve illa da bir MHP kökenli olacaksa başkan yardımcısı illa da bir Kürt olmalı, diğer bir başkan yardımcısı illa bir göçmen ya da Terekeme olmalı, melisin şekillenmesi öyle bir düzenlenmeli ki başkan adayına mutlak itaat edecek kişiden ziyade, her kesim kendisinin temsil edilebildiğine inanarak oy verebilmeli. Kısacası birlik lafta değil, uygulama ile de hayata geçirilmelidir.

   Hiç kimse rahattayken bir ittifak arayışında olmaz.

   Ak Parti 16 yılda çok şey yaşadı. Almış olduğu yüzde ellinin üzerindeki oylarla resmen neye uğradığını şaşırdı. FETÖ ile kavgaya tutuşmadan önce, asıl düşmanının FETÖ olabileceğini aklının ucundan bile geçirmedi.  Ümmet anlayışı ile şiddeti bırakıp barış meşalesini yakmak için PKK ile masaya oturmayı denedi.  Hamleleri muhatapları tarafından karşılık bulmadı. Çözüm sürecinin bitmesi ülke için yeni bir dönemin başlangıç sürecini oluşturdu.

   7 Haziran 2015 seçimlerinde özellikle Güneydoğu’dan  beklediği oyu alamayan  Ak Parti yıllarca yatırım yaptığı Kürt seçmene bir hayli kızmıştı. Çözüm sürecinin de bitmesiyle birlikte Kürt seçmenin  Ak Parti’den  iyice uzaklaştığını fark etti ve bu açığı kapatmak için  milliyetçi  tabana yönelmeye başladı.  

   MHP Lideri Devlet Bahçeli, kendi söylemlerini hayata geçiren Ak Parti’ye destek olmaya başladı.  Parti tabanı tepki gösterse de yaptığının doğru olduğunu sürekli anlattı. Gelinen nokta itibariyle haklı olduğu da ortaya çıkmış oldu. Çünkü devlet hem FETÖcüler ve hem de PKKlılar tarafından muhasaraya alınmış, Cumhurbaşkanı yalnızlaştırılıp ülke yıkılmaya kadar gidebilecekken 15 Temmuz gecesi Bahçeli devreye girerek şer odaklarının planlarının suya düşmesinde  önemli rol oynadı.

   En iyi dostluklar kavgayla başlar. MHP ile Ak Parti siyasi anlamda birbirilerine birçok söz söylemişlerdir. Ama şimdi iyi bir dost olmuşlardır. Hakeza Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu da farklı partilerin genel başkanları iken bırakmış, Ak Parti’ye katılmışlardır. Şüphesiz ki partiler ne dindir ne de partiyi bırakan cehennemliktir. Ya da iki parti ittifak yapmaz diye bir kural, kaide de yoktur.

   Elbette her birimiz çok farklı bakış açısı ortaya koyabilir, yorumlayabilir, eleştirebiliriz. Her ne olursa olsun, realiteleri değiştirmek için oy ve yetki sahibi olmak gerekmektedir.  Bunun yolu da güç birliğinden geçer. Eğer yetki ve güç sizde olursa yaptırım da sizin yetkinizle şekillenir.

   Bilindiği üzere ülke genelinde  HDP’den seçilen belediye başkanlarının büyük bir çoğunluğuna kayyum atandı. Yaklaşan yerel seçimlerde ise bu belediyeleri CUMHUR ittifakına da yer alan partilerin kazanması için çeşitli formüller masaya yatırılmakta,  tartışılmakta, değerlendirilmektedir. Bu formüller tutar mı tutmaz mı bilmem. Bildiğim tek şey toplumun salt çoğunluğunun vereceği karara saygı duymak gerektiğidir.

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.