AŞİRETÇİLİK VE TOPLUMSAL GERÇEKLİK

Tarih : 2019-03-19 / Kategori : Genel Haber

AŞİRETÇİLİK VE TOPLUMSAL GERÇEKLİK yesil_igdir_yemek.jpg Reklam Alanı

           Değerli kardeşim Adnan Şur, Facebook’daki köşesinde içeriği zengin ve aşiretlerin oluşumunu analiz eden etkileyici bir makaleyi kaleme aldı. Birkaç gün önce duyurusunu yaptığım “Milletê Gêloî Konfederasyonu” projem için iyi dileklerde bulundu. Kendisine teşekkür ediyorum.  Bu önemli yazıyı sayfamda paylaşarak okuyucuların dikkatine sundum. Benden önce yorum yapan değerli okuyucu arkadaşlarıma veya yorum yapacak diğer dostlarıma da bu konuda kendi fikirlerini beyan etmelerinden ve çok fazla konuşulmayan bir konuya farklı açıdan katkı sunmalarından dolayı şimdiden minnet duygularımı ifade etmek isterim. 
 

         Aşiret kavramı her şeyden önce sosyal bir oluşumdur. İnsanlığın gelişiminde kaçınılmaz bir aşama olmuştur.  Aşiretçiliği “faşizme” giden bir yol veya “ortaçağ” anlayışı olarak değerlendiren dostlarımın dikkatini bir konuya çekmek isterim.  İlk aşamada Türkiye’den örnek vermek istemiyorum.  İçinde uzun yıllar yaşadığım dört farklı ülkeden (Amerika, Fransa, Almanya, Japonya) örnekler vererek aşiret/klan/boy/oymak veya buna benzer isimlerle anılan bu sosyal statü veya oluşumun modern toplumlarda nasıl halen varlığını devam ettirdiğine dikkatinizi çekmek isterim. Öyle zannedilir ki “aşiret/boy/klan/oymak” kavramı sadece geri ve ilkel toplumlarda var olan bir olgudur ve bunu desteklemek de bir anlamda “gericilik” tir. 
Japonya’da biraz yaşarsanız ve akıcı Japonca konuşabilirseniz, toplum içine girdiğinizde her Japon’un kendisini övgüyle bir klana bağladığını ve hatta evlerinde bunun bir şeceresini tuttuklarını görebilirsiniz. Aynı klana mensup fertler arasında sosyal bir dayanışma ve korumacılığın halen güçlü bir şekilde devam ettiğini saptamak mümkündür.  Meraklı okuyuculara “Japane’s Cultural Code Words (Boye Lafayette De Mente) isimli kitabı özellikle tavsiye ederim. Bugün Japonya’yı dünyaya tanıtan Toshiba, Sony, Toyota, Mitsubishi, Honda, Nissan gibi firmaların her birinin arkasında bir Samurai ailesi veya klan vardır. Bu hiyerarşi halen başarılı bir şekilde devam etmektedir. Sokaktaki sıradan Japon hangi klana (aşirete) bağlı olduğunu bilir, bununla övünür. 
         Şimdi gelelim dünyanın en modern toplumu olarak tanımlanan Amerika’ya…  Amerika’da aşiret/boy/klan kavramları halen varlığını devam ettirmekte midir? Bu soruyu sormak bile ilk anda absürt ve saçma gelebilir. Ama toplumun özüne indiğinizde her şey birden bire değişir. Mayflower olarak isimlendirilen aile ağacının bir parçası değilseniz siyasette, ekonomide üst düzey yönetici olmak anlamında pek şansınız yok demektir. Amerika’yı baba-oğul olarak 16 yıl yöneten Bush ailesi Mayflower isimli büyük ailenin (aşiretinin) bir ferdi olmakla övünürler. Amerika toplumunun en zengin katmanını oluşturan, medya ve finans dünyasını elinde tutan ailelerin çoğu Musevi’dir ve her bir Musevi kendisini Musevi soy ağacı içinde bir klan/boy/aşirete bağlar. Aralarında sıkı bir dayanışma vardır. Meraklı okuyucular bu konuda İnternet üzerinden çok değerli bilgilere ulaşabilirler. 
          Şimdi gelelim Almanya’ya… Bugün Almanya’da yaşayan 3-4 milyon civarında Türk vatandaşımız vardır. Almancayı akıcı öğrenip Alman toplumunun derinliklerine indikleri zaman en büyük şirketlerin arkasında Freiherr, Graf, Edler ismiyle tanımlanan aristokratik yani feodal yani aşiret/klan yapısını övünçle koruyan ailelerin olduğunu görebileceklerdir.  
Nihayet gelelim ilk Burjuva Devriminin gerçekleştiği Fransa’ya…  Bugün Fransa’da çok belirgin bir şekilde duc (dük), marquis (marki), comte (kont), baron gibi aristokratik aile soyundan geldiğini övünçle söyleyen çok ciddi bir toplumsal tabaka vardır. Her ne kadar resmi olarak yasaklansa da bu isimler uygulamada kendisine önemli bir yer bulmaktadır. Siyaset ve ekonomi dünyasının en güçlü isimleri bu ailelerin mensubudurlar. Dünyanın en zengin dört ülkesinden örnekler vererek aşiret/klan/boy gibi sosyal örgütlenmelerin günlük hayatta ne kadar önemli olduğunu kısaca açıklamış oldum. 
Gelelim Türkiye’ye veya daha özel bir duruma yani Iğdır’a… Iğdır’daki Azeri boylarının isimlerini burada detaylı olarak yazmaya gerek görmüyorum. Şöllüler, Bayatlar vb gibi sosyal örgütlenmelerin ve boyların nasıl dayanışma içinde olduklarını hatta siyasette ciddi bir güç olduklarını bilinen bir gerçekliktir. Kürtler içinde de başlıca üç ana kol vardır: Celalî, Redkî ve Brukî. Celalî aşireti bir konfederasyondur. Iğdır bölgesinden Xelkî (Helikan), Gêloî, Şemkî (Şemkan), Kızılbaşoğlu, Gıskî (Gıskan), Sakan, Motan, Kotan gibi aşiretler bu federasyonun üyeleridirler. Iğdır’da her Kürt mutlaka bir aşirete mensuptur. İster aşiretçilik kavramından nefret etsin ister aşiretçiliği reddetsin insanlar o şahsı bağlı olduğu aşiretle birlikte düşünür ve değerlendirirler.  Ünlü Hollandalı Antropolog ve aynı zamanda Kürdolog Martin Van Bruinesse Kürt aşiretleriyle ilgili ilginç bir değerlendirmede bulunur: “Eğer Kürtler aşiretler halinde yaşamasalardı çoktan asimle olurdu. Kürt edebiyatı da varlığını medreselere borçludur.” Bugün  birçok Kürt siyasi oluşum tarafından “gerici” olarak görülen “aşiretler” ve “medreseler” paradoksal olarak Kürt kimliğinin temel taşını oluşturmaktadırlar. İsmini vermeyeceğim , aşiretçiliğe şiddetli şekilde karşı olduğunu söyleyen Kürt siyasi partisi, örneğin 20 bine yakın oy kitlesine sahip Raman aşireti kendi partilerine toplu olarak katıldığı zaman aşiretçiliğe itiraz etmez ama örneğin benim sosyal dayanışma anlamında güçlendirmek ve çağdaş bir oluşuma dönüştürmek istediğim “Miletê Gêloî Konfederasyonu” projesini gerici ve “aşiretçilik” olarak değerlendirip, aşiret üyelerini benden uzaklaştırmaya çalışır. İyi niyetli ve doğru vizyonla kurulan ve titizlikle örülen her sosyal ağ insanlık için bir kazanımdır. Umarım “Miletê Gêloî” projesi başarı şansı bulur, bölgeye ve insanlığa değerli evlatlar yetiştirir. Saygılarımla Mücahit Özden HUN

Facebook Beğenenler

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.