Kıyamet Bizim Başımızda Kopmaz İnşallah

Hikaye olarak anlatılır. 

Mehmet askere gider, talimde komutan sorar Mehmet düşman önden ateş ediyor ne yaparsın?  Mehmet cevap verir; bende ateş ederim komutanım. Peki, düşman Sağdan da ateş eder o zaman ne yaparsın? Sağa da ateş ederim komutanım. Peki, soldan da ateş ederse? Sola da ateş ederim komutanım. Peki, arkadan da ateş etse ne yaparsın deyince Mehmet dayanamaz ve şöyle cevap verir. Komutanım niye kıyamet benim başımda mı koptu. 

Evet, belki tebessüm ederek okudunuz ama Mehmet’in dediği gibi kıyamet bizim başımızda kopmuş sanki.  

Suriye’de ayrı bir sorun. Depremler ayrı bir sorun. Corona virüsü ayrı bir sorun. Ekonominin kötü gidişatı ayrı bir sorun. Fetö ayrı bir sorun. Her gün fetöyle ilgili tartışma programları ayrı bir sorun. Fetö’den yeni bir darbe girişimi olabilir mi endişesi ayrı bir sorun. Kim fetö’cü kim değil şaşkınlığı yaşamak ayrı bir sorun. Kabinede revizyona gidilmemesi ayrı bir sorun. Ülkede olup bitenlerin Cumhurbaşkanına iletilmemesi ayrı bir sorun. Cumhurbaşkanı ile halk arasında bilinçli ve maksatlı bir duvar örülmesi ayrı bir sorun. Suriye’de adı rejim ama Rus’ya ile savaş yapılması ayrı bir sorun. İşsizlik ayrı bir sorun. Corana virüsü’nün yarattığı ekstra ekonomik kriz ayrı bir sorun. Tarım ve Hayvancılık başlı başına bir sorun. 

İnşaata ayrılan paranın yüzde biri tarım ve hayvancılığa aktarılmış olsaydı kim bilir belki de tarım ve hayvancılıkla ilgili hiçbir sorun kalmazdı. Bu konu ülkenin geleceğini ciddi manada ilgilendiren bir sorun. 

Tarım sulamasına enerji indirimi yalanı ayrı bir sorun. Bir Allah’ın kulu çıkıp demiyor ki tarım sulamasına %50 indirim var deniliyor ama neden uygulamada böyle bir şey yok. Yapılan indirim yüzde 1 bile değil. Yani elektriği vermişiz şirketlere şirketlerde bindirdikçe bindiriyor vatandaşın sırtına. Kimse de ne hesap soruyor, ne de vatandaşın serzenişine kulak veriliyor. Bundan daha büyük sorun olabilir mi?

İhtiyacımız olan A’dan Z’ye her şey zamlanmış durumda. Hem de öyle böyle değil, iki üç kat zamlanmış. Kimse emeğinin karşılığını alamıyor. Kimse para biriktiremiyor. Çoğunluk ay sonuna borçlu giriyor. Esnaf perişan durumda, işyerini kapatan kendini kazançlı sayıyor. 

Yani Mehmet’in dediği gibi kıyamet bizim başımızda kopmuş durumda.  

Ama en büyük hastalık ümitsizliktir. 

Bu ve benzeri birçok surunun çözüme kavuşacağını ümit ediyoruz. 

Ak Parti’nin halkın sesine kulak vereceğini, yaşanan olumsuzlukları çözüme kavuşturmak için hamle yapacağını, üstü örtülen olumsuzlukları fark ederek gereğini yapacağını düşünüyorum. 

Zira bu işler yapılmasa gerçek manada bir irtifa kaybı yaşanacağı muhakkaktır. 

Bunu defaten söyledim. Şu anda özellikle bürokraside Ak Parti’ye ciddi zararlar veriliyor. Bir takım ekip çalışması ile sözde vatan millet narası atıp, özde kendi makam ve mevkilerini korumak ve çoğaltmak için çalışan kişilerin iktidar partisi Ak Parti’nin farkına varması gerekmektedir. 

Varmasa da sorun yok aslında. Halk gözü terazidir. Tümünü yığıp hesabını birden sorar. Benim bu yazdıklarımı ciddiye alın diyorum. Bu yazdıklarım sadece Iğdır özelinde kaleme alınmış konular değildir. Ülke genelinde edindiğim intibadır. Herkes gibi bende ülkemde istikrar, kalkınma, huzur, barış istiyorum.

Tepeden bakmayan, alçak gönüllü, sorunları dinleyen, çözüm üreten, dayatmacı olmayan, kendi krallığını yaratıp Cumhurbaşkanı ile boy ölçüşen, kaprisli, itiraz edenlerin aile seceresini çıkarıp nereden zarar verebilirim diye hesap yapan, devletin gücünü kendi gücü zannedip vatandaşa baskı yapan idareciler var olduğu sürece, işler zor diye düşünüyorum. 

Sayın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu çok yoğun bir bakan, her dakika bir yerde, her an her yerde bir çalışma içerisinde. Ama her şeye yetişebilmesi, her şeyi bilebilmesi mümkün değildir. Konulara vakıf olabilmesi için de çalışma arkadaşlarından bilgi alarak karar vermesi gerekiyor. İşte bu noktaya dikkat edilmesi gerekiyor. Gelen bilgiler yanıltıcı olmamalıdır. Ama eminim ki gelen bilgiler arasında yanıltıcı bilgilerde vardır. 

Ak Parti’nin başarılı olması isteniyorsa sahada çalışılması kaçınılmazdır. Ak Parti il koordinatörü Mahmut Gürcan gibi görevli olduğu her ilde her bireye ulaşarak hem şehrin nabzını tutmakta, hem de parti çalışması yürütmektedir. Ama Gürcan gibilerin ülke genelinde edindiği intiba da uygulamaya geçirilirse anlam ifade eder. 

SİYASETTE ARTIK DÜN YOK, BU GÜN VAR

MHP dün Ak Parti’ye etmedik söz bırakmamıştı. Ama şimdi Ak Parti’yi en çok savunan parti MHP’dir. Yani şunu anlıyoruz ki, artık Iğdır özelinde Ak Parti saflarında siyaset yapanlara ihanetçi deme devri kapanmıştır. 

Yani kimse kendi çıkarı için milli duygu edebiyatı yapamayacak. Gerçi yapsa da para etmeyecek. Çünkü seçimi kazanıncaya kadar Kürt geldi, Türk geldi ifadeleri artık demode oldu. Kimse bu lafları ne umursar, nede ciddiye alır. 

Bu güne kadar bu şehri kutuplaştırıp oy avcılığı yapanlar, bu şehre çok büyük zararlar verdiler. Ama kirli ilişkiler, hesaplı sloganlar, kazanmak için milleti birbirine kışkırtanlar, dava, beka sloganları artık hükmünü yitirmiştir. 

Yani millet olarak biz size oy vereceğiz, sizde Ak Parti’ye destek ve poz verecekseniz, biz halk olarak Ak Parti’ye destek vermesini de, poz vermesini de biliriz. 

 

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.