Arslantürk AKYILDIZ NİHAYET BEKLENEN OLDU..
Tarih : 2021-04-26
Tüm Yazılar

Arslantürk AKYILDIZ



NİHAYET BEKLENEN OLDU..

ABD Başkanı  Joe Biden , yıllardır adeta temcit pilavı gibi gündemi meşgul eden, 1915 olaylarını  “Soykırım” olarak kabul ettiğini ilan etti..  Böylece başta ABD de olmak üzere,  dünyanın birçok ülkesinde faal olan Ermeni Diaspora cemiyetleri  ile  Ermenistan devletinin istediği adımı atmış oldu. Gerçi bu çoktan beklenen bir durumdu. Zira,  hemen hemen bütün Eyaletlerin  yerel parlamentolarda  benzeri kararlar alınmış ve hiç hak etmediğimiz  şekilde “Soykırımcı” yaftası ile karalanmaya çalışılmıştık. Bu son durum, ABD için zincirin son halkası oldu..
1920 yılından itibaren Ermenistan ve dünyanın birçok ülkesine yayılan  Ermeni Diaspora teşkilatları,  “4 T “ diye tarif ettikleri  “ Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve  Toprak “  stratejilerini adım adım gerçekleştirmek için büyük bir gayret içinde çalışıyorlar.. Yaptıkları çalışmalarla   3. Aşamaya geldiklerini ve bu noktada da önemli ilerlemeler elde ettiklerini her platformlarda dillendirmekten geri durmuyorlar.. ABD başkanının son olarak “ Soykırım “ kelimesini kullanması,  kendileri açısından önemli zafer niteliğindedir. Zira bu ülkede,  bir süreden  beridir  dillendirilen  ve bazı adımların atıldığını da bildiğimiz “ Tazminat” safhasına adım atılmış olundu.. Yakın bir gelecekte,  ABD  başta olmak üzere birçok ülkede,   aleyhimize  “ 1915  olayları “ adı altında peş peşe tazminat davalarının açılmaya başlanması hiçte sürpriz olmayacaktır.. Bu durum  acıda olsa, göz göre göre üzerimize doğru adeta  sel gibi geliyor..
Gelinen vaziyetin bize gösterdiği en önemli gerçek, dünya siyasetinde örgütlenmenin ve bu örgütlü gücün her sahada kullanılmasının,  ne kadar önemli olduğudur. . Bunu yıllardır İsrail lobisi çok başarılı bir şekilde yaptığı bilinen bir gerçektir. Bu yüzdendir ki ABD ‘ye her istediğini yaptırtabiliyor..  Ermeni Diaspora teşkilatlarının  da aynı yolda ciddi mesafe aldıklarını , ABD örneğinde olduğu gibi Fransa, Kanada, İsviçre gibi birçok ülkede elde ettikleri  benzeri kazanımlarla  ortaya koydular.. Her yıl, yalan ve iftiralarla dolu kararların çeşitli ülkelerin parlamentolarında alındığına şahit oluyoruz. Anlaşılan bu furyanın arkası bir süre daha kesilmeyecek.. Bu kararların alınmasında  , özellikle batı aleminde bizlere karşı var olan, tarihten kaynaklanan  olumsuz önyargıların, İslamafobinin, bazı devletlerin   ülkemiz  ve bölge üzerinde ki çıkar hesaplarının tesiri göz ardı edilemez elbette Ancak bunların karşısında bizler ne yaptık veya ne yapıyoruz sorularının cevaplarının doğru bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bu konuda gerçek bir strateji oluşturulup , bunun gereği olarak,  planlı bir çalışma yapabildik mi.. Bilimin , Diplomasinin ve iktisadi gücün arkasında olduğu bir lobicilik faaliyeti yapabildik mi.. Dünyada  haklı sesimizi duyacak ve duyuracak çevrelere ne kadar ulaşabildik.. Maalesef bu sorulara olumlu cevaplar vermek pek de mümkün değil.. 
Üzülerek  söylemek gerekir ki,  zevahiri kurtarma adına yapılan bazı çalışmalar dışında , sonuç odaklı önemli bir ilerleme sağlayamadık..   Zaman zaman TTK , akademisyenler  ile bazı STK ların çalışmaları ise üzerimize hızla gelen bu seli durdurmaya yetmedi . Bazen de yapılan bu çalışmalar bazı eller tarafından engellendi veya sabote edildi. 
  Mesela, Ermenim çetelerinin  özellikle 1915- 1920 yılları arasında , Anadolu, Azerbaycan, İran ve Kafkaslarda çok ciddi katliamlar yaptığı tarihi  bir gerçektir. Ermeni çetelerinin, Iğdır bölgesinde Türklere  yaptıkları katliamların sonunda oluşan,  yaklaşık on toplu mezardan, 3 tanesi ( Oba , Hakmehmet, Gedikli köylerindeki toplu mezarlar ), benimde içinde olduğum  bilim heyeti tarafından açılarak, Türk ve Dünya kamuoyuna  , delilleri ile gösterildi.
Bunun üzerine, bir anıt mezar ve müze yapılması fikri, konu ile alakalı olarak Iğdır’da yapılan ” Tarihi Gerçekler ve Ermeniler Uluslararası  Sempozyumu” sonuç bildirisinde  tavsiye edildi. Iğdır Valiliğinin öncülüğünde oluşturulan bir komisyonun çalışmaları sonucunda , “ Ermeni Mezaliminde Katledilen Türkler Anıtı “ yapıldı.. Ancak yapımı aşamasında ortaya çıkan engelleme girişimlerinin yanı sıra, özellikle yapıldıktan sonra yıktırılmasını isteyecek kadar ileri giden teşebbüsler , bu konuda duyarlı olan Iğdır halkının feraseti ve sağduyusu sayesinde sonuçsuz kaldı. 
Bu anıt, aynı zamanda müze olarak da planlanmış ve mimarisi de o şekilde tasarlanmıştır..  Fakat, Müze kısmı nedense bunca yıldır bir türlü açılamadı. Görünmez bir el sanki engel oluyor.. Yapılan bütün girişimler, yılan hikayesine döndü.. Son  olarak konu ile alakalı olarak Ankara’da bölge ile alakalı siyasetçi ve bürokratlara dosya sunmama rağmen halen bir ses yok.. 
 Tarihi belge , bulgu ve canlı şahitlerin ortaya koyduğu bu insanlık suçunu bir müzede sergilemekten doğal ne olabilir ki.  Bütün  imkan ve materyaller  hazırken, bu müzeyi açmaktan kaçınıyor veya acziyet  gösteriyorsak,   başkalarına kızmaya hakkımız var mı..? Kendi insanımıza meselenin özünü , haklılığımızı anlatamamışken, özellikle genç nesilde aidiyet duygusunu nasıl oluşturacağız..  Nasıl biz dünyaya, haklıyız diye gür sesle derdimizi anlatabileceğiz..
Daha fazla beklemeden, olaya Milli bir bakış tarzıyla yaklaşmak zorundayız. Aynı acıları çekmiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Azerbaycan Cumhuriyeti birçok alanda olduğu gibi, bu meselede de ortak hareket etmeleri büyük bir önem arz etmektedir. Özellikle, yurtdışı Lobi faaliyetlerinde daha atak olmak ve sonuç odaklı çalışmak kaçınılmazdır.. Diğer taraftan, haklılığımızı ortaya koyacak maddi delilleri de , Müzeler başta olmak üzere,  çeşitli yollarla sergilemeli ve geniş kitlelere ulaştırmanın yollarını bulmalıyız.. Unutmayalım başarmak için, başlamak gerekilmektedir…
             25-04-2021

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.