Ziya Zakir ACAR Zafer Kurultayı Ve Şuşa
Tarih : 2022-04-28
Tüm Yazılar

Ziya Zakir ACAR



Zafer Kurultayı Ve Şuşa

 

 “Vatan bağı” al-elvandır,
Yok, üstünde hâr-ı bülbül.
Neden her yerin elvandır,
Sana geldim sarı, bülbül”
 
Dünya Azerbaycanlıların V. Zafer Kurultayı Azerbaycan’ın Şuşa Şehrinde yapıldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Diaspora İş Üzre Devlet Komitesi Başkanı Fuad Muradov ve ekibi tarafından düzenlenen Kurultay çok başarılı geçti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev bizzat iştirak ederek açılış konuşmasını yaptı. 
 
Şuşa Kafkasya’nın incisi, Türk Dünyasının kültür şehridir.   Yüksek kayalık dağların yamaçlarına inşa edilmiştir. Yamaç o kadar dik ki, evler kuş kafesi gibi, oradan sarkıyormuş gibi. Gizem dolu.Havası, suyu, ormanları adeta cennetten bir köşe. Kurultayın Şuşa’da yapılmasını çok anlamlı buluyorum. Şuşa’yı görmenin ayrıca gururunu yaşıyorum.  Şuşa adının kaynağı halk arasında bu yerlerin havası billur gibi saf ve temiz aynı zamanda şifalı olduğundan Şuşa ismi “Şüşe” “cam” olarak anılmış.
 
Azerbaycan Medeniyetinin payitahtı. Şuşa 1752 Yılında Karabağ Hanı Penaheli Han tarafından kurulmuş, buranın adına Hanın isminden dolayı Penahebat ismi verilmiş. Şuşa aynı zamanda Türklerde bir “üs” anlamına gelmektedir
 
Şuşa’da bulunan Mahalleler:: Yuxarı məhəllə, Saatlı məhəlləsi, Köçərli məhəlləsi, Mamayı məhəlləsi, Xoca Mərcanlı məhəlləsi, Dəmirçilər məhəlləsi, Hamamqabağı məhəlləsi, Merdinli məhəlləsi, Təzə məhəllə,  Aşağı məhəllə:, Seyidli məhəlləsi, Culfalar məhəlləsi, Quyuluq məhəlləsi, Çuxur məhəllə, Dördlər qurdu məhəlləsi, Hacı Yusifli məhəlləsi, Dörd çinar məhəlləsi.  qala məhəlləsi, Qurdlar məhəlləsi. Her mahallede hamam, mescit ve bulak vardı. 18. Asırda Şuşa,  Azerbaycan’ın en mühim şehirlerinden biri oldu. Şuşa’nın çevresi surlarla çevrilmiş. 19. Asırda Şuşa Kafkasya’nın Musiki merkezi konumuna da getirilmiş.
 
Ermeniler, Şuşa’nın işgali sonucunda Azerbaycanlıların tarihi izlerini silmek için Penahali Han’ın sarayı, Yukarı Govhar Ağa Camii,  şık Govhar Ağa Camii, Hurşid-Banu Natava’nın evi, Molla Panah Vagif’in türbesi de dâhil olmak üzere 600’e yakın tarihi ve mimari eseri yok etti.  Genel eğitim okulu, kültür eğitim, ziraat teknik okulları, orta müzik okulu, 8 kültür evi, 22 kulüp, 31 kütüphane, 2 sinema, Şuşa Tarih Müzesi dâhil 8 müze, Azerbaycan Halı Müzesi şubesi ve Halk Sanatları Müzesi, Karabağ Devleti Kafkasya’daki tarih müzesini, turizm üssünü ve Doğu müzik aletlerinin tek fabrikasını yerle bir ettiler. Buradaki nadide sanat incilerini yağmalayıp yok ettiler. Şehrin tarih müzesinden yaklaşık 5.000 eser, Azerbaycan Halı ve Tatbiki Devlet Müzesi’nin Şuşa şubesi, Devlet Karabağ Tarih Müzesi’nden yaklaşık 1.000 eser, profesyonel Azerbaycan müziğinin kurucusu, besteci Üzeyir Hacıbeyov (300’den fazla eser), şarkıcı Bülbül (yaklaşık 400 eser), müzisyen ve sanatçı Mir Mohsun Navvab’ın anıt müzelerinin fonları (100’den fazla eser) yağmalandı.
 
Şuşa, Yerleşim birimi genel olarak dağlıktır. (Karabağ dağ serisi) En yüksek doruğu Büyük Kirsdağıdır (2725 m.). Keldağ dağ serisi de Şuşa`da bulunmaktadır. Genel olarak jura ve tebeşir yatakları, çeşit inşaat malzemesi yatakları ve maden suyu çeşmeleri (Turşsu, Şırlan) Şuşa şehrinin sınırlarına dâhildir. Şehir topraklarından Gargar nehri akmaktadır.
 
Şuşa ve Kafkasya’daki diğer birçok kale, çevre ve mimarinin bir arada kullanıldığı koşullar ile inşa edildi. Şuşa üç aşamada inşa edildi. İlk aşamada, kalenin duvarları, kuleleri ve alt doğu kısmındaki dokuz semt (mahalle) inşa edildiğinde tarih 1753-1754’leri göstermekte idi. 1756-1805 yılları arasında gerçekleşen ikinci aşamada kentin yukarı doğu kesiminde sekiz, batı kesiminde on iki mahallenin inşası gerçekleştirildi. 
 
Şuşa’da birçok medrese, camii, doğal kaynak ve hamam bulunmaktadır. Mahalledeki camiler evler gibi dik açılıdır. Camii binaları yerel beyaz taşlardan, minareler ise pişmiş tuğlalarla inşa edilmiştir. Şuşa’nın en tanınmış camileri arasında Yukarı Gövher Ağa Camii ve Aşağı Gövher Ağa Camii bulunmaktadır. 
 
Şuşa uluslararası ticaret merkezlerinden biriydi ve zengin bir yerdi. Bu nedenle Kahraman Mirsiyab Ağa Kervansarayı gibi birçok kervansaray yer almaktaydı. Kentin çok güzel sokakları, meydanları, camileri, türbeleri, kaynakları, kale duvarları, müzeleri (Şuşa Tarih Müzesi gibi) ve sarayları (Penah Ali Han’ınki gibi) vardır. İbrahim Halil Han, Gövher Ağa, Hurşidbanu Natevan, Kara Büyük Hanım, Üzeyir Hacıbeyov, Bülbül ve Cabbar Karyağdıoğlu gibi isimlerin evleri de burada yer almaktaydı.
 
18-19. yüzyıl Azerbaycan müziğinin, kültürünün ve mimari mükemmelliğinin merkezi olarak kabul edilir.  Şuşa yakınlarındaki bir Taş Devri mağarası da bölgenin eski zamanlardan beri eski medeniyetler tarafından yerleşim gördüğünü ispatlamaktadır. Mağaradaki arkeolojik keşifler sırasında Paleolitik, Mezolitik, Eneolitik ve Bronz ve Demir çağlarına ait aletler ve seramik kaplar bulunmuştur. Maden suyu ile zenginleştirilmiş Şuşa kaynakları, Şuşa’nın aşağı kesimlerindeki Taşaltı Vadisi’nden Taşaltı ve Halfalı nehir yataklarına akar.
 
Şuşa kalesinin kuruluşu 1750-1751 yıllarına rastlamaktadır. Karabağ tarihçilerinin verdikleri bilgilere göre, 1750 yılında Şuşakend köyünün az ötesinde yüksek, sarp kayalık üzerinde kalenin yapımına başlandı ve 1756-1757 yıllarında yapımı tamamlandı. Karabağ Hanı Penah Ali Han Şuşa’yı kendine başkent yaptı ve burayı surlarla çevirerek sağlam bir kale-kente dönüştürdü. Kent bir süre Penah Ali Han’ın onuruna “Penahabad”, daha sonraları “Şuşa Kalesi” ve “Şuşa” adlandırıldı.
 
Şuşa havasının temizliği, saflığı ve tedavi edici nitelik taşıması ile bir dinlenme ve sağlık bölgesi olarak bilinmiştir. Bu açıdan Şuşa, sadece Azerbaycan’da değil, onun hudutlarının dışında da kendi şifalı dinlenme yerleri ile ün kazanmıştı. Şuşa dağlarında kendine özgü güzelliği ile öne çıkan ve Karabağ dışında dünyanın hiçbir yerinde yetişmeyen Harı Bülbül isimli bir orkide türü yetişiyor. Bu orkide çiçeğinin üst tarafı sanki onun üzerine konan ve burada donakalan bir bülbülü andırıyor. Bu endemik çiçek güzelliğinin yanı sıra hem de şifalı bir bitkidir.
 
Bunun dışında Şuşa’nın harika doğasını, coğrafi konumunu, özellikle de büyük stratejik öneme sahip bir kale olmasını araştırmacılar birçok kez vurgulamışlardır. Çok sayıda tarihi anıtın bulunduğu bu şehir, dağlar ve sarp kayalarla çevrelenmiştir.
 
Ünlü iklimbilimciler rakımı 1403 metre olan bu güzel manzaralı kentin iklim koşulları, hayvanları ve bitki örtüsü konusunda yaptıkları kapsamlı araştırmaların ardından Şuşa’nın tedavi edici özelliklere sahip bir sağlık bölgesi olduğunu söylemişlerdir. 1854 yılında şehrin güneyinden 18 kilometre uzaklıktaki Turşsu mevkiinde maden suyunun çıkarılmaya başlanması bilim adamlarının görüşlerini kanıtlamış oldu.
 
Dünyaca ünlü tatil ve dinlenme yeri olarak bilinen Şuşa’ya eski SSCB’nin en ücra köşelerinden gelen turistlerin en çok sevdikleri yerlerden biri de masalsı bir doğaya sahip olan Cıdır Düzü (At Meydanı) idi. Cıdır Düzü’nün batı kısmında arka arkaya konuşlanmış üç yükselti bulunuyor. Bu tepeler “Üçmıh” olarak isimlendiriliyor. Halkın ve turistlerin dinlenme yeri olan Cıdır Düzü’nde her yıl Mayısta Harı Bülbül uluslararası şarkı festivalleri düzenlenirdi.   
 
Azerbaycan’ın tarihi kültür merkezi olan Şuşa ünlü bilim ve kültür insanlarının vatanı olarak biliniyor. Hurşidbanu Natevan, Molla Penah Vagif, Mir Muhsin Nevvab, Abdurahim Bey Hakverdiyev, Kasım Bey Zakir, Süleyman Sani Ahundov, Necef Bey Vezirov, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Feridun Bey Köçerli, Hamide Hanım Cavanşir, Bedel Bey Bedelbeyli, Ahmet Bey Ağaoğlu, Ceyhun Hacıbeyli, Samed Bey Mihmandarov, Ferec Bey Ağayev, Yakup Guliyev ve onlarca dünyaca ünlü şahsiyetlerin yaşamında Şuşa’nın özel bir öneme sahip olması hiç de bir rastlantı değildir.
 
Şuşa, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren musiki merkezine dönüşmüş ve Azerbaycan musikisinin yükselişinde önemli rol oynamıştır. Hacı Hüsü, Meşedi İsi, Abdülbagi Zülalov (Bülbülcan), Cabbar Karyağdıoğlu, Meşedi Memmed Farzaliyev, Keçeci oğlu Muhammed, Sadıgcan, Meşedi Zeynal, Meşedi Cemil Emirov, Segah İslam, Zabul Kasım, Mütellim Mütellimov, Han Şuşinski, Gurban Pirimov, Seyit Şuşinski, Bülbül, Reşit Behbudov ve diğerleri Şuşa’nın yetiştirdiği ve tüm Ortadoğu’da tanınan ünlü ses ve musiki sanatçılarıdır.
 
Şuşa, dünyaca ünlü bestecilerin vatanı olarak da bilinmektedir. Azerbaycan musiki kültürü tarihinde yeni bir çağ başlatan Üzeyir Bey Hacıbeyov Şuşa’da doğmuştur. Üzeyir Hacıbeyov, dahi besteci ve Azerbaycan opera sanatının kurucusu olmanın yanı sıra, hem de yetenekli bir yazar ve toplumun kanaat önderi olarak da tanınmıştır.
 
Bunun dışında Şuşa’da doğumlu bestecilerden Fikret Emirov, Zülfikar Bey Hacıbeyov, Niyazi, Efrasiyab Bedelbeyli, Soltan Hacıbeyov, Eşref Abbasov, Zakir Bağırov, Mehdi Memmedov, Süleyman Elesgerov, keza ünlü ressam ve mimarlardan Latif Kerimov, Celal Karyağdı, Nadir Abdurrahmanov, Tuğrul Nerimanbeyov ve birçok şahsiyet Azerbaycan kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Bunca tabiat varlığı güzelliği ve kültür zenginliği, tarihi eserleri Ermenilerin burayı işgal altında tuttukları zaman içerisinde yerle bir etmişlerdir. Ermeniler işgal ettikleri topraklar üzerin kalıcı bir şey yapmadıkları gibi, giderken de var olanları tahrip ederek gitmişler. 
 
20 Nisan 2022 Günü Yeşil Iğdır Gazetesi Sahibi Cabbar Şıktaş ile Nahçıvan üzerinden Bakü Şehrine vardık.  Gece otelde kaldık. Bakü’den otobüslerle 21 Nisan 2022 günü saat 09.00 itibarıyla Şuşa’ya gitmek üzere yola çıktık. Yaklaşık altı saat gibi bir sürede Şuşa’ya vardık. 
 
Yol boyu Azerbaycan’ın güzelliklerini seyrettim. Ermeniler,  işgal ettikleri toprakları zafer sonrası terk ederken bütün evleri, iş yerlerini, tarihi eserleri yok ederek gitmişler. Bahar havasının verdiği hikmetle her taraf yemyeşil olmuş. 
 
Şuşa’da otobüsten aşağı indiğimde beni bir hüzünlü ağlama tuttu. Kenara çekilerek gözlerden ırak bir yerde dakikalarca ağladım. Haribülbül büstünün önünde toprağa el sürdüm.
Şuşa Şehrini gezmeğe başladık. Han Gızı Çeşmesinden kana kana su içtim. (Han Kızı Çeşmesi Natavanı Hurşidi Banu adına yapılmış) Natavani’nin evi Gövher Ağa Mescidi, İsa Bulağı, Cıdır Düzü…
 
“Har-ı Bülbül” kokusunu paylaşmayan bir çiçektir. Dünyada yalnız Azerbaycan’ın Şuşa kenti, Cıdır Düzünde (Ovasında) yetişiyor. 1992 yılında işgal altında kalan Karabağ deyince Şuşa, Şuşa deyince “Har-ı Bülbül” akla gelir. Cıdır Düzünde ilk iş olarak yeşeren harıbülleri aradım.
 
İki gün boyunca Kurultaya katılmanın yanında Şuşa Kentini her yönüyle inceledim. Ermenilerin tarumar ettiği kültür eserleri, evler, oteller yeniden ayağa kaldırılıyor. 
 
Bakü’ye döndüğümüzde ilk günkü gibi Yine Karabağ Teşkilatı, Akif Nağı ve ekibinin sıcak ve samimi karşılamaları, iftar yemeği, hoş sohbetler…
 
Aras’tan Hazar’a götürdüğümüz sevgi ve hasret, Bakü’de Hazar…  Oradan Şuşa’ya ve tekrar Hazar’dan Aras’a dalga dalga, buram buram…
 
Şuşa’yı görmeme vesile olan başta Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev olmak üzere, Azerbaycan Cumhuriyeti Diaspora İş Üzre Devlet Komitesi Başkanı Sayın Fuad Muradov ve ekibine sonsuz teşekkürler…
 
Oxu quşlar dile gelsin
Xoş nefesin ele gelsin
Yarım güle güle gelsin
Men çalanda tarı bülbül

Henüz yorum yapılmadı!

Bu içerik için yorum yapılmadı. Yorum yapmak için aşağıdaki formu kullanınız.

Yorum Yaz!

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
* İşareti olan alanlar gereklidir.